AA

Başta Körfez bölgesindekiler olmak üzere bazı Arap ülkeleri İsrail'le normalleşmeye yönelik bir dizi adımlar atarken, son olarak bir Suudi Arabistan kanalında yayınlanan ramazan dizilerinde İsrail yanlısı mesajlar verilmesi tepkilere ve tartışmalara neden oldu.

Suudi Arabistan'ın MBC1 televizyonunda yayınlanan "Mahrac 7" ve "Ümmü Harun" isimli dizilerde, Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi adına Filistinlilerin kötülendiği ve tarihi gerçeklerin çarpıtıldığı belirtiliyor.

Söz konusu diziler başta Filistin olmak üzere pek çok Arap ülkesinden izleyicilerin tepkisine neden olurken, sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, hisselerinin çoğunun Suudi Arabistan'a ait olduğu MBC Medya grubuna bağlı kanalın boykot edilmesi çağrıları yapılıyor.

- Dizide İsrail propagandası

Suudi Arabistanlı komedyen Nasır el-Kasıbi'nin başrolünde olduğu "Mahrac 7" adlı dizinin her bölümünde farklı bir konu ele alınırken, üçüncü bölümünde İsrail'le ilişkilere yer veriliyor.

Dizide baba rolündeki Kasıbi'nin kızının İsrailli bir çocukla internet üzerinden oyun oynamasına tepki göstermesi sonrasında yaşanan diyaloglar dikkati çekiyor.

Suudi oyuncu Raşid eş-Şamrani tarafından canlandırılan karakter, "Beğen ya da beğenme İsrail var." diyerek Kasıbi'ye İsrail'i kabullenmesi gerektiğini söylüyor.

Şamrani ayrıca, "Araplar yıllarını Filistin davasıyla kaybetti . Sonuç, lafta kalan ve sonuçsuz bir hüsran oldu." ifadelerini kullanıyor.

Kızının İsrailli arkadaşıyla oynamadığı takdirde de İsrail'e bir şey olmayacağını söyleyen Şamrani, İsrail'in ona saldıran ülkelere rağmen ayakta kaldığını ve ona saldıran ülkelerin ise sonunun geldiğini söylüyor.

Bir diğer sahnede de Şamrani, Filistinlilerin yardımlarına rağmen Suudi Arabistan'a saldırmak için fırsat kolladığını öne sürerek, "Asıl düşman, senin yanında durmayarak İsraillilerden çok gece gündüz sana hakaret edenlerdir." ifadesini kullanıyor.

- Filistinlilerin şeytanlaştırılması

Filistinli yazar Mahir el-Yusufi, Twitter'dan paylaştığı mesajında, "Mahrac 7" dizisini eleştirerek, Filistin meselesinin yüzeysel bir şekilde ve tarihin kasıtlı bir biçimde çarpıtılmasıyla tartışılamayacağına dikkati çekti.

Yusufi, Filistinlilerin dizide şeytanlaştırılarak topraklarını satmakla suçlandığını, Siyonist söylemlerdeki gibi ayrıştırıldığını ve yalnız sefalet içinde yaşayan Filistinlilerin iyi olduğu klişesinin tekrarlandığını belirtti.

Suudi Arabistanlı yazar Ahmet bin Raşid bin Said ise "Mahrac 7" dizisinde geçen İsrail yanlısı diyaloglara işaret ederek, "Dizideki bu diyaloglarla çoğulculuk izlenimi verilmeye çalışılırken, silik bir şekilde savunulan Filistinlilerin ise kasıtlı olarak kötülenmesi ve yapılan dezenformasyon göze çarpıyor." yorumunu yaptı.

- Trol ordusu savunmada

Sosyal medyada Suudi Arabistan'a yönelik eleştirileri bertaraf etmeye çalışan "elektronik sinekler" adıyla bilinen trol ordusu ise söz konusu dizilerdeki İsrail yanlısı sahnelerin "gerçeği yansıttığını" iddia ederek eleştirilerin haksız olduğunu ileri sürüyor.

Dizide Raşid eş-Şamrani'nin canlandırdığı karakter tarafından söylenen "Asıl düşman, senin bütün fedakarlıklarına rağmen sana hakaret edenlerdir." şeklindeki ifade, Suudi troller tarafından yoğun olarak kullanılıyor.

Söz konusu troller, dizideki diyaloglar üzerinden Filistinlileri itham eden paylaşımlarda bulunuyor.

Bu bağlamda Abdullah el-Cüheymi isimli bir Suudi Arabistanlının Twitter'dan paylaştığı mesaj dikkati çekiyor. Cüheymi, "Raşid eş-Şamrani'ye yanlış algıyı düzelttiği, gerçeği ortaya çıkararak yolumuzu aydınlattığı için minnettarız. Annelerinden doğdukları günden bu yana ideolojik bir nefretle bize karşı baş kaldırıyorlar." ifadelerini kullanıyor.

- İsrail'den olumlu karşılık

İsrail'in Kanal 12 televizyonu, Suudi Arabistan kanallarında yayınlanan söz konusu dizilerin "olumlu" olduğunu belirtti.

Kanal 12 televizyonu haber bültenlerinde bu konuya geniş yer verirken, yorumcuların "Suudi Arabistan'da ilk kez İsrail'in düşman olmadığı açıkça dile getirildi. Bu gelişme, artık normalleşme eşiği de aşılarak, iki ülke (İsrail ve Suudi Arabistan) ilişkilerinde barış ve yakınlaşmaya yönelik bir davettir." ifadelerini kullanmaları dikkati çekti.

Dizideki ifadeler için de "İsrail'e yönelik olumlu mesajlar yoluyla toplumsal ve ticari anlamda İsrail ile ilişkilerin artırılması tavsiye ediliyor." değerlendirmesi yapıldı.

- Tarihin çarpıtılması ve siyasi mesajlar

Kuveyt'te Yahudi bir kadının yaşadığı zorluk ve sıkıntıları konu alan "Ümmü Harun" isimli dizi ise gizli mesajlar içermekle eleştiriliyor.

Tarihçi Muhammed el-İsniyan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) - Kuveyt ortak yapımı dizide, tarihi gerçeklerin çarpıtıldığını belirtti.

İsniyan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Ümmü Harun dizisinde, Filistin yerine İsrail'in İngiliz sömürgesinde olduğu söyleniyor." ifadesini kullandı.

 

Dizide gizli siyasi mesajlar verildiğini kaydeden İsniyan, MBC'nin yayın politikasının İsrail'le normalleşme gerçekleşene kadar bu konuyu işlemeyi sürdürmek yönünde olduğunu belirtti.

MBC'de yayınlanan bu dizilerin tarihi gerçeklikten uzak olduğunu vurgulayan İsniyan, kanalı toplumsal tarihi hafızayı felce uğratmaya çalışmakla suçladı.

- Arap ülkelerinin İsrail'le normalleşme süreci devam ediyor

Başta Körfez olmak üzere Arap ülkelerinin, özellikle son yıllarda resmi yollarla ve aleni bir şekilde, sağcı hükümetin iktidarda olduğu İsrail ile ilişkilerini normalleştirmek için adeta birbirleriyle yarıştığı görülüyor.

Bölge halklarının işgalci olarak gördüğü İsrail'le, Arap ülkeleri liderlerinin yürüttüğü normalleşme sürecinin, özellikle son dönemde ziyaretler, toplantılar, bildiriler ve etkinlikler aracılığıyla hızlanması dikkati çekiyor.

Bahreyn'in başkenti Manama'da Haziran 2019'da ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail-Filistin meselesinin "çözüm bulmak" iddiasıyla hazırladığı sözde Orta Doğu barış planı kapsamında ekonomik temelli bir çalıştay düzenlenmişti.

ABD Başkanı Trump'ın 28 Ocak'ta açıkladığı tek taraflı sözde Orta Doğu barış planı ise birçok Körfez ülkesinden destek bulmuştu.

Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte düzenlediği basın toplantısına, BAE, Bahreyn ve Umman'ın Washington Büyükelçileri de katılmıştı.

,Çağrı Koşak