Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Venezuela'da muhalif lider Juan Guaido'nun dün yerel saatle sabah saatlerinde askeri birliklere Nicolas Maduro yönetimine karşı ayaklanma çağrısı yapmasının ardından sokaklar karıştı.

Ülkede başta başkent Caracas olmak üzere birçok kentte yaşanan olaylar, yıllardır devam eden ekonomik ve siyasi krizin kaynama noktasına geldiğini gösterdi. Maduro dün yaptığı konuşmada, darbenin yenilgiye uğratıldığını iddia ederek darbe girişimine katılanların cezalandırılacağını söylerken, "Geri dönüşü olmayan bir yol" diyen muhalif lider Juan Guaido gösterilere bugün de devam etme çağrısı yaptı.

 

Bugün Caracas sokaklarından silah sesleri yükseliyor ve ülkedeki güvenlik güçleri silahlarını birbirine doğrultuyor. Öyle ki, uluslararası ajansların servis ettiği fotoğraflarda hem Maduro hem de Guaido destekçisi sivillerin de silahlı bir şekilde sokağa çıktığı görüntüler göze çarpıyor. Ancak 3 milyondan fazla kişinin komşu ülkelere sığındığı, 2018 sonunda yüzde 1.3 milyon enflasyon oranını gören ve fiyatların ortalama her 19 günde bir ikiye katlandığı ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi buhran yeni değil.

VENEZUELA'DA KRİZ NASIL BAŞLADI?

Venezuela'da Nicolas Maduro yönetimi darbe girişimiyle karşı karşıya kalan ilk yönetim değil. Zira 2002 yılında Hugo Chavez de benzer şekilde Amerikan destekli bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmış, ancak Chavez'e bağlı güçler darbe girişimini püskürtmeyi başarmışlardı.

2013'te Hugo Chavez'in hayatını kaybetmesinin ardından, Chavez yönetiminin önemli isimlerinden biri olan Nicolas Maduro başkan adaylığını açıkladı ve seçimleri yüzde 1.6'lık farkla kazandı.

2014 yılında muhalefet lideri Leopoldo López terör suçlamasıyla önce cezaevine sonra da ev hapsine gönderildi.

Maduro'nun ilk döneminde Venezuela ekonomisi serbest düşüşe geçti. Venezuelalıların bir bölümü ülkenin gerilemesinden dolayı Maduro ve sosyalist hükümeti sorumlu tuttu.

Ancak Venezuela'yı siyasi krize sürükleyen olayların başlangıcı Maduro'nun 6 yıl daha başkan olarak seçildiği, tartışmalı Mayıs 2018 seçimleri oldu.

Birçok muhalefet partisi, muhalif adayların seçime girmesinin engellenmesini, bazılarının cezaevinde olmasını ve bazılarının da yurtdışına kaçmak zorunda kalmasını gerekçe göstererek seçimleri boykot etti.

Muhalif partilerin boykotu nedeniyle seçimlere katılım oranı yüzde 43'te kaldı ve Maduro bu oyların yüzde 67.7'sini aldı. Seçime katılan muhalif aday Henri Falcón ise seçimlerde hile yapıldığını öne sürerek, seçimlerin tekrarlanması çağrısı yaptı.

Tüm bunlar olurken, Venezuela'da milyonlarca insan hiperenflasyon, yüksek işsizlik oranlarıyla boğuşuyor, ülkede gıda ve ilaç kıtlığı yaşanıyordu.

GUAIDO SAHNEYE ÇIKIYOR

Nicolas Maduro, ikinci dönemi için yeniden seçilince önce ilk dönemden kalan süresini tamamlayacağını, ardından 10 Ocak 2019'da ikinci dönemi için yemin edeceğini açıkladı.

5 Ocak günü 35 yaşındaki Juan Guaido'yu başkan seçen muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis, seçimlerin adil olmadığını gerekçesiyle Maduro'yu 'gaspçı' ilan etti ve başkanlık makamının 'boş' olduğunu öne sürdü.

Bu şüphesiz, Meclis Başkanı Guaido'nun bir sonraki hamlesi için uygun yasal dayanağın oluşturulması adına yapılmıştı. Zira Venezuela Anayasası'nın 233 ve 333. maddeleri, bu tip durumlarda Ulusal Meclis Başkanı'nın geçici devlet başkanı olarak görev yapmasını öngörüyordu.

Anayasa'daki bu maddelere dayanan Guaido 23 Ocak'ta kendini Venezuela'nın geçici devlet başkanı ilan etti ve başta ABD ile Güney Amerika ülkeleri olmak üzere 50'den fazla devlet kendisini meşru başkan olarak tanıdı.

Bu tarihten darbe girişimine kadar yaşanan olaylarda, 2 kişi hayatını kaybetti 300 kişi yaralandı. 1000'den fazla güvenlik görevlisi ülkeden kaçarak komşu Kolombiya'ya sığınırken, Guaido'ya yurtdışına çıkış yasağı getirildi.

VENEZUELA'DA KİM KİMİ DESTEKLİYOR?

MADURO'YU DESTEKLEYENLER

Venezuela ordusunun üst kademesi: Yaşanan krizde güvenlik güçlerinin tutumunun kritik öneme sahip olduğu ülkede, ordunun üst kademesinden Maduro'ya sırt dönüleceğine dair herhangi bir işaret gelmedi. Daha düşük düzeyde subaylar arasında darbe girişimine katılanlar olsa da, Venezuela Savunma Bakanı Padrino, silahlı kuvvetlerin anayasayı ve 'meşru yetkilileri' korumaya devam edeceklerini söyledi.

Venezuela Yüksek Mahkemesi: Yüksek Mahkeme, krizin ilk günlerinden bu yana katı bir şekilde Maduro'nun arkasında durmaya devam ediyor. Mahkeme Ocak ayında, Guaido yönetimindeki Ulusal Meclis'in attığı adımların geçersiz olduğuna hükmetmişti.

Petrol şirketi PDVSA: Venezuela devletine ait olan PDVSA, ülkenin ihracat gelirlerinin önemli bir bölümünü yönetiyor. Maduro'nun atadığı kişiler tarafından yönetilen PDVSA, sosyalist lideri desteklemeyi sürdürüyor.

Rusya: Venezuela petrol endüstrisinin ana yatırımcısı konumundaki Rusya, Maduro yönetiminin önemli destekçilerinden ve ülkeye yönelik ABD müdahalesini eleştiriyor. Kremlin daha önce başkent Caracas'a silah sevkiyatı yapmış ve yaklaşık 100 askeri personel göndermişti.

Çin: Borç içindeki Venezuela hükümetine kredi sağlayan önemli aktörler biri olan Pekin de Maduro'yu destekliyor. Çin yönetimi geçtiğimiz haftalarda ülkeye ilaç ve elektrik kesintileriyle baş etmek için güç kaynağı göndermeyi teklif etmişti.

Türkiye: Türkiye de her fırsatta Maduro yönetimine yönelik desteğini dile getiren ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor. Ankara'dan dün gelen açıklamalarda, Guaido'nun çağrısı bir ayaklanma olarak değerlendirilmiş ve anayasal düzene karşı tehdit olduğu belirtilmişti.

İran: Tahran yönetimi Maduro yönetimine yönelik ABD yaptırımların eleştirerek, Maduro'ya desteğini açıklamıştı. Bu ayın önceki günlerinde, bir İran heyeti Venezuela'ya giderek yeni bir uçuş rotası açılması konusunda çalışmalar yürütmüştü.

Sol eğilimli Güney Amerika hükümetleri: İçlerinde Küba, Bolivya ve Nikaragua'nın olduğu bazı sol eğilimli bölge hükümetleri Maduro'yu desteklemeyi sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl solcu Obrador'un göreve geldiği Meksika da, bir önceki hükümet döneminde yürütülen politikayı değiştirerek Maduro'yu desteklemeye başladı. ABD Başkanı Trump, dün yaptığı açıklamada Küba'nın desteğe devam etmesi durumunda Amerikan ambargosuyla karşı karşıya kalacağını açıklamıştı.

GUAIDO'YU DESTEKLEYENLER

Venezuela ordusu: Ordunun yönetim kademesi Maduro'yu desteklemeye devam ederken, alt kademelerde Guaido'ya desteğin arttığı belirtiliyor. Ayrıca ordudan ayrılarak komşu Brezilya ve Kolombiya'ya sığınan subayların sayısında da önemli bir artış olduğu gözleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri: Washington yönetimi, kendini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido'nun en önemli destekçisi konumunda. Maduro yönetimine yönelik yaptırımlarını sertleştiren ABD, barışçıl bir geçiş süreci önerdi ve Maduro'nun görevden ayrılmasını talep etti. Askeri müdahale bu aşamada küçük bir olasılık olarak gözükürken, ABD'li yetkililer "Tüm seçenekler masada" ifadesini sıklıkla tekrarlıyor.

 

Brezilya: Güney Amerika'nın en büyük ülkesi ve Venezuela'nın komşusu olan Brezilya, net bir şekilde Guaido'yu destekliyor. Ülkenin yeni seçilen başkanı aşırı sağcı Bolsonaro, Maduro'yu 'diktatör' olarak tanımlarken, hükümet olası bir askeri müdahalede yer almayacağını açıkladı.

Güney Amerika hükümetleri: Brezilya'nın yanı sıra, birçok etkili Güney Amerika hükümeti Guaido'yu destekliyor. Bu ülkeler arasında Arjantin, Kolombiya, Şili ve Peru da yer alıyor.

Avrupa: Venezuela konusunda Avrupa Birliği ortak bir tutum ortaya koyamadı. İçlerinde İngiltere, Almanya, Fransa ve İspanya'nın da olduğu 10'dan fazla ülke Guaido'yu meşru devlet başkanı olarak tanıdığını açıklarken, Avrupa Birliği krize siyasi bir çözüm bulunması gerektiği yönünde bir açıklama yaparak, ülkede seçim yapılması çağrısında bulundu.