Basri'nin 'gönül'lü ruhu
Gökhan Gönül 58. dakikada Benficalı Gaitan'ın suratına gelen tekmesiyle yere yıkıldı, ben de yıkıldım. Acaba Fenerbahçe Gökhan için devleşir mi dedim, olmadı, Fener Amsterdam vizesini kaybetti, ben yıkılmaya devam ettim. Sonra "bir dakika ya" dedim, Gökhan Gönül'den bir mesaj var. Maçtan sonra başladım araştırmaya...
Nazenin TOKUŞOĞLU / HT PAZAR
Futbolu neden izliyoruz? Sadece tuttuğumuz takım tur atlasın diye mi yoksa Gökhan'ın tekmeye kafa uzattıktan sonra yerde kanlar içinde yatarken, Volkan'dan dökülen gözyaşları da işin içinde mi? Adeta bizim de kafamızda patlayan o tekme aklıma 1950'li yılların "Mehmetçik" lakaplı efsanesi Basri Dirimlili'yi getirdi. Bir maçta çene kemiği iki yerinden kırılmış ama oynamaya devam etmiş Basri. Kanlı kafasıyla topa her vurduğunda "şap" diye bir ses çıkarken bu sesler tribünden de duyulmuş. Gökhan da artık bir efsane. Ve böyle düşünen başkaları da varsa, belki Gökhan takım kaptanlığını bile hak ediyordur. Bir tek bu hareketiyle değil tabii... Hatırlayın; mesela geçen seneki Fenerbahçe - Trabzonspor maçında kendisine faul yapan Trabzonsporlu Aykut kırmızı kart görünce hakeme hareketin faul olmadığını, kartın yanlış olduğunu söyleyen de Gökhan değil miydi?
'GÖKHAN'IN BİLİNCİNİN GİTTİĞİ O AN'
Pek çok kişi Portekiz'den gelip ekranları donduran o anda, ellerinden gelse Benfica'nın "Işık Stadı"na ışınlanmak istedi. Hareketin kartlık olduğunu söyleyenler de çıktı. Ercan Taner "Gökhan'dan iyi haber var" diyene kadar, o patırtılı maç adeta sessiz, seyircisiz oynandı. Fenerbahçe elendikten sonra perşembe akşamından hatırda kalan kare Kuyt'un penaltısı değil, Gökhan'ın bilincinin gittiği o an. Sosyal medyada gecenin en çok konuşulan olayıydı. Peki Gökhan o anda ve sonrasında neler yaşadı? Dahası, eşi ve 1.5 yaşındaki oğlu da Luz Stadı'ndaydı...
'HOCA BENİ GERİ ALSIN'
Saha içinden bir bilgiye göre, Gökhan saha kenarında hafızası gidip gelirken "Hoca beni geri alsın" diye sahaya dönmeye çalışmış meğer, ama şimdi kendisi hatırlamıyor. "Gözlerimi açtığımda hastanedeydim, kendimden ziyade skora üzüldüm" diyor. Dikişleri de öyle tam teşekküllü bir hastanede değil küçük bir sağlık merkezinde atılmış. Dile kolay, ağzının içine 8 dikiş atıldı. 24 saat dolmadığı için Türkiye'ye döner dönmez yine hemen hastaneye gitmiş. Hastane raporunda "Sol omuz kapsülünde zorlama; yumuşak dokularda ezilme ve kanama" yazıyor.
Gökhan şimdi iyi; belki İstanbulspor maçında oynayamayacağını söyledikten sonra, "Sadece Fenerbahçeli taraftarlar değil, diğer taraftarlar da mesaj attı" diyor. "Kötü bir durum sonrası böyle şeyler yaşanıyor ama gerçek insanlık bu. Biz bir tarafta Fenerbahçe amblemi, diğer tarafta Türk bayrağı taşıyoruz..."
Eh futbol bu, her anlamda evrensel. FC Barcelona'nın başındayken Guardiola değil miydi, ağır bir sakatlık geçiren oyuncusu için "Milito'yu yeniden sahada görmeyi kupa kazanmaya tercih ederim" diyen... Bir de şu var: 5 Mart'ta oynanan Manchester United -Real Madrid maçında hakem Cüneyt Çakır ayağını fazla kaldıran ve rakibe sert giren Nani'ye verdiği kırmızı kartla İngilizlerin bir numaralı düşmanı haline gelmişti. Çakır, "Kararım konusunda şüphem yok ve dünya, kararımın doğru olduğunu zaman ilerledikçe anlayacaktır" dedi. Acaba o zaman bu zaman mı?
7 uğurlu rakamı
Yeri gelmişken Gökhan Gönül'ü tanıyalım. 1985 Bafra doğumlu Gökhan son yıllarda yetişen en iyi defans oyuncularından. Oynadığı pozisyona göre fazlaca teknik ve maçın seyrini değiştirecek nitelikte. 5 yıldır 77 numaralı Fenerbahçe forması giyiyor. 7'nin uğuruna inanıyor. İkinci ligde oynadığı dönemlerde 7 numara giyiyordu. Gençlerbirliği'nde sakatlandıktan sonra tekrar ikinci lige döndüğünde 7 numara kapılmış olduğu için 77 numarayı aldı. Fenerbahçe'ye geldiğinde de 7 numaranın sahibi vardı. Gökhan yine 77 numarayı seçti. 31 Mayıs 2014 tarihine kadar Fenerbahçe ile sözleşmesi var. Fenerbahçe'deki ilk golünü Türkiye Kupası çeyrek final rövanş maçında Galatasaray'a atan Gökhan, maçlardan önce dua ediyor ve öyle maça çıkıyor. Babası Bursa Setbaşı'nda kuaför.
'Senin baban dürüst adamdı'
Eşiyle tanışma hikâyesi de tam ona göre! Gençlerbirliği'nde oynadığı dönemde Ankara'da bir kafede otururken önünde bir trafik kazası olur. Gökhan hemen yardıma koşar. Arabadan yaralı çıkarılan kadını hastaneye yetiştirir. O kadın Gökhan'ın eşi Hatice Gönül'dür. "Hayatta kimin başına ne geleceği belli olmuyor. Allah sevgili eşimi bir şekilde benim karşıma çıkardı. Bugünlere gelmemde onun çok büyük bir rolü var" diyen Gökhan'ın hayat felsefesi de herkesin kulağına küpe olmalı: "Çok fazla sağda solda dolaşmıyorum. Evime bağlı birisiyim. Futbol kısa. Sonrası önemli. Bakmak zorunda olduğum insanlar var. Hayatıma bu başarılarla devam etmeliyim. Taraftar dürüst bir insan olarak hatırlasın, çocuğum büyüdüğünde "Senin baban dürüst bir adamdı" densin isterim. Bu benim için en büyük mutluluk olur"...