Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam

        ASLI ÖZTÜRK - HT CUMARTESİ

        İpek Karapınar’ı en iyi tanıyanlar şüphesiz Kurtlar Vadisi fanatikleri ve Küçük Sırlar dizisinin fanları... Kendisinin güzelliği ve oyunculuğuyla ilgili aldığı övgüler bir yana, hakkında duyduğum yorumların yüzde 90’ı keman çalmadaki marifetiyle alakalıydı. Adı geçtiğinde sesinin güzelliğinden de sık sık bahis açıldı...

        İpek’i artık Show TV’nin yeni dizisi Adını Kalbime Yazdım’ın Leyla’sı olarak izleyeceğiz. İpek Karapınar, bu akşamdan itibaren cumartesileri saat 20.00’de, kan davası engeline takılan ama bitmeyen, tükenmeyen masalsı bir aşkın baş kahramanı olarak çıkacak karşımıza. İstanbul’da başlayıp Mardin’de devam eden bu aşk hikâyesi, Leyla’nın olduğu kadar İpek’in de hayatında değişikliklere sebep olmuş...

        * Daha önce gitmiş miydiniz Mardin’e?

        Hayır gitmemiştim. Beni bu diziyle ilgili en çok heyecanlandıran şey de çekimlerin Midyat’ta yapılacak olmasıydı. Başka bir iklim, başka kokular, içinde barındırdığı birçok farklı kültür ve inanış... Müthiş bir deneyim olacak. Orada bulunduğum süre boyunca birçok şey öğreneceğim.Ceplerim başka renklerle dolacak.

        * Mardin’deki büyük aşkın hikâyesi ne peki?

        Leyla İstanbul’da yaşayan bir kız. Ömer’le de aşkları İstanbul’da başlıyor. Hatta Leyla ilk zamanlar Ömer’in Mardinli olduğunu bile bilmiyor. Aşkları o kadar hızlı ilerliyor ki hemen evlilik kararı alıyorlar. Ama olaylar öyle mutlu ilerlemiyor...

        * Ne oluyor ki sonra?

        Ömer, Leyla’nın hiçbir bilgisi olmadan Mardin’e gidiyor ve sonra tesadüfen Leyla’nın da doktorluk uzmanlığı için tayini Mardin’e çıkıyor. Yaşanan birçok karışık durum var. Belki de Leyla, Ömer hakkındaki herşeyi bilseydi onu öylece kabul ederdi!

        * Nasıl bir kadın bu Leyla?

        Leyla yeni doktor olmuş, babasını genç yaşta kaybetmiş ve annesiyle İstanbul’da yaşayan bir kız. İnandığı şeyler doğrultusunda ayakları yere sağlam basan, fikirlerini net olarak hissettiren ve ortaya koyabilen, tatlı sert biri. Ömer’e olan aşkı için, yıllarca hayal ettiği mesleğinden, doktorluktan bile ödün verebilecek kadar fedakâr...

        * Sizin için durum nasıl?

        Ben hayatı yaşamayı seviyorum. Yalnızca bir şeye veya şehre takılı kalmak, görmediğin, işitmediğin, tatmadığın onca şeyden mahrum bırakıyor. Değer yargılarımla birlikte önüme ve kalbime değen her şeyi kalıplardan ve alışkanlıklardan sıyırabilirim.

        'UZAYLI OLMADIĞI MÜDDETÇE...'

        * Kan davası gölgesinde bir aşkı yaşatma çabası var. Böyle büyük bir tehdit altındayken aşk için uğraşmak ne kadar mantıklı?

        İnsanlar kalıplar içinde töreye teslim olmuşken, hayatı aşkla ve paylaşımla yaşamaya inanan insanlar aşk için uğraşır. Leyla ve Ömer tehditlerden daha değerli olanı çoktan bulmuşlar ve aşkla mücadele etmek onlar için vazgeçmekten daha gerçek...

        Sizin hayatınız böyle bir tehdit altında olsa?

        Ben "an"lara inanıyor ve öyle yaşıyorum. Hangimiz bir sonraki günün devam edeceğinden eminiz ki?Tabii ki hayallerim ve bunun için verdiğim emek var. Bu soruya evet veya hayır diye cevap vermem doğru olmaz. Ancak inandığım şeyleri yaşıyorum ve bunlar için sürekli mücadele ediyorum. Bir gün olur da hayati bir tehdit olursa, önce herkes için doğru olanı düşünürüm ve inandığım şeyin peşinden giderim.

        Bu da Leyla’yla ortak yönünüz herhalde...

        Uzaylı olmadığı müddetçe, oynadığım her karakterle ortak noktam var. Leyla da tıpkı benim gibi önce kalbinde hissediyor sonra harekete geçiyor ve karar veriyor.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ