Benim halkım uyanıktır, biriktirdiği paranın değerini korumasını bilir
Türkiye’de bir faiz tartışmasıdır gidiyor. Halkın finansal varlıklarının yüzde 78’i ise TL ve döviz olmak üzere mevduattan oluşuyor. Bunun getirisi daha da düşecekse para ve tasarruf sahipleri ne yapacak? Rahmetli Özal’ın bir sözü vardı, “Benim memurum işini bilir” diye. Bizim halkımız da bilir, servetini veya birikimini finansal sistemde değerlendirmek yerine çifte getirili emlaka yatırıyor
“Benim memurum uyanıktır, işini bilir” sözünü eski Başbakan Turgut Özal kamudaki iş yapma düzenini anlatmak için 1980’li yıllarda söyledi. Ben bu sözü belli bir varlığı, finansal tasarrufu olanlara uyarlıyorum. Para ve tasarruf sahipleri, geçmişte yaşanan bunca deneyimden, bunca oynaklıklardan, büyük dalgalanmalardan para kazanmayı ve kendilerini korumayı öğrendiler.
Denilebilir ki, paradan para kazanma dönemi Türkiye’de de, dünyada da bitti.
Öyle ya faizler bütün dünyada tarihsel olarak en düşüğünde. Hatta negatif faiz yaygınlaşıyor. Türkiye’de para zaten yüksek faizden kazanılıyordu. Mevduat dışında doğru dürüst ya da tanınmış ve güvenilmiş yatırım aracı yok. Ancak mevduatın da öyle kazandırdığı yok. Enflasyonla atbaşı giden bir performansı söz konusu. Hazine kâğıtları geçmişte iyiydi. Bireysel emeklilik ise henüz yeni gelişiyor. Yatırım fonları yıllarca vasat bir performansın ardından yeni yeni toparlanmaya başladı. Hisse senedine yatırım yapanların geçmişteki hikâyelerini biliyoruz. Türkiye’de en riskli işlerden, paranın yanında bilgi, beceri ve kültür ister.
-Bu durumda benim halkım işini bilse, geçmişten deneyimli de olsa, ne yapacak ki parasına para mı kazanacak?
-Arsadan tarlaya, konuttan işyerlerine kadar gayrimenkul yatırımları Türkiye’de en gözde yatırım aracı. Yatırım aracının ille de finansal bir varlık olması gerekmiyor, pekâlâ fiziki varlıklar da olabilir. Tıpkı altın gibi. Peki gayrimenkulden nasıl kazandılar ve ne kadar kazandılar?
-Gayrimenkulün ikinci ve asıl getirisi değer artışında. Nitekim 2014 yılında konut fiyatları yüzde 15.6 arttı. Üzerine yüzde 7.34’lük kira geliri eklendiğinde yüzde 25.04’lük bir nominal getiriye ulaşılır. Bu da borsanın % 26’lık getirisi ile başa baş bir getiri demek. Yüzde 8.15’lik 2014 yılı enflasyonundan arındırdığımızda geriye yüzde 15.6 net bir kazanç kalıyor.
-Yine dikkatinizi çekerim, bitişikte yer alan tablodan izlenebileceği gibi, bu getiri 2012 yılında da elde edilmişti. Ayrıca son 4 yılda da enflasyonu yenen tek yatırım aracı emlak. Diğer araçlar hiç değilse 1 yılda reel bir kayıp verdirmiş. Konutta ise istikrar ve yüksek getirisi var.Bu durumda benim halkım işini bilse, geçmişten deneyimli de olsa, ne yapacak ki parasına para mı kazanacak?
-İnsanların konuta yöneldiğini de 2013 yılında 1.157 binlik rekor satışın ardından 2014’te faiz artışına, kredi sınırlandırmasına rağmen yeni bir satış rekoru daha kırılmasıyla gösterebiliriz. Muhtemelen bu yıl da satışlarda yeni bir rekora ulaşılacak. Çünkü ortada doğru dürüst bir alternatif yok, faizler daha düşecek gibi. Para ve tasarruf sahiplerinin gidecekleri alternatif yerler yok.
-2014’te satılan1 milyon 165 bin konut, her biri ortalama 200 bin liradan satılsa, 233 milyar liralık bir ödeme çıkarır ortaya. Konutta ödeme süresi ortalama 7 yıl. 233 milyarı 7’ye böldüğümüzde alın size asgarisinden 33 milyar liralık yatırım yeri. Üstelik gelecek yıllarda da taksit ödemelerinden dolayı gelirler bağlanıyor.
2015 yılının dünya piyasalarında çok oynak geçeceği bekleniyordu. Bu oynaklık ilk aydan kendini gösterdi. Türkiye piyasalarında ve yatırım araçları üzerinde de etkili oldu. Yurtiçinde faiz tartışmaları da bu oynaklığı artırıcı yönde etki yaptı. Sonuçta döviz yükseldi, faiz yükseldi, borsa da kazandırdı gibi görünüyor. Oynaklıklar böyle sonuçlanacaksa iyi. Ama görüntüde bu böyle. Çünkü dövizler içinde sadece dolar yükseliyor. Altın ocakta hâlâ kazançlı gibi duruyor ancak son günlerdeki kayıpları buna dahil değil. Faiz yükselmesine karşılık ocak ayında getirisi enflasyonu karşılamaktan uzak. Borsa iyi görünüyor ama ocak kazancını geçen hafta geri verdi. Bu yüksek oynaklık içinde ocak ayı kazanımlarını şubatın ilk haftasında kaybettik.
Yerlilerin finansal serveti 1 trilyon 237 milyar lira. Ocak sonundaki bu rakam yılbaşına göre 7 milyar geriledi. Gerileme TL mevduatlardaki azalmadan ileri geliyor. Özellikle yılsonu bilançolarını şişkin gösterme gayreti hemen her yıl mevduatta önce yükselme, sonrasında azalmaya yol açıyor.
Yeni yılla birlikte yerlilerin finansal varlık tablosunda yeniliğe gittik. Çünkü Merkez Bankası haftalık veri setini değiştirdi. İkincisi de devlet iç borçlanma senetlerine yatırımı “banka dışı kesim” olarak alıyorduk. Bunun gerçek kişilere ait olanını bulduk. Gerçek duruma daha yakın geldi bize. Tabi 100 milyarın üzerindeki rakam 20 milyara indi.
Ancak toplam varlıkta büyük değişiklik yaratmadı. Çünkü ne zamandır yer vermek istediğimiz dolaşımdaki parayı araya kattık. Ne de olsa halkın cebinde ve kasalarda duran para.
Finansal varlıklarda en dikkat çekici durum Türkiye’de bunun büyük ölçüde mevduattan oluştuğudur. Toplam finansal varlıkların yüzde 78.5’i TL veya döviz mevduatı. Diğer bütün sermaye ve para piyasası araçlarının payı sadece yüzde 22.5 düzeyinde
- 6 Şubat depremi: Kader var, tedbir niye yok?2 dakika önce
- Enflasyonun aynası nasıl değişti?25 dakika önce
- Yeni sepet, eski hikaye: Enflasyonda ocak klasiği13 dakika önce
- O "Kara Gece" bize ne anlattı?3 dakika önce
- İlk hesaplaşma ara seçimler, sonrası kıyamet senaryosu mu?57 dakika önce
- Altında, dolarda ne oluyor?18 saat önce
- Trump esiyor, dünya savruluyor13 dakika önce
- Davos 2026: Küreselleşme sahneyi terk ederken59 saniye önce
- Merkez Bankası indirimi niye kıprtı?1 dakika önce
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce