İlk yarıda faiz ve kurda şok ikinci yarıda faiz var kur yok
Yılın ikinci yarısına yeni yönetim yapısı ile adım atıyoruz. Yeni yönetim ile yeni dönemde dış politikada, ekonomide ve diğer alanlarda yeni başlangıçlar yapma, reformları hızlandırma fırsatı var. Bu fırsat kullanılırsa, yeni yapı buna uygun kurulur ve atamalar da buna göre gerçekleştirilirse sonrasında yeni ekonomik programın ve yol haritasının ortaya konulmasını bekleyeceğiz. Ardından da icraata geçilmesi gelecek.
- Ancak yılın ikinci yarısında atılacak adımların, yapılacak icraatların pozitif sonuçlarını ancak gelecek yıl görebiliriz. Yoksa yılın ikinci yarısında yapılacaklar ancak beklentileri iyileştirebilir ve zor dönemden az hasarla çıkmamızı sağlar. Tabii ki, küresel konjonktür de aleyhimize gelişmeye devam etmezse.
- Yılın ikinci yarısında ortaya çıkacak ekonomik sonuçları ise büyük ölçüde ilk yarıda belirledik. İkinci yarının görünümünü çok da değiştiremeyiz artık. Yılın ikinci yarısında ekonomi öncelikle kur ve faizdeki şokun etkisini hazmetmeye çalışacak. Bu anlamda işin kolay tarafını yılın ilk yarısında yaşadık, ikinci yarıya zor kısmı kaldı.
- Son açıklanan verilerle aşırı ısınan ekonominin soğumaya başladığı görülüyor. İthalat artışı aylık yüzde 30’lar düzeyinden yüzde 5’e kadar indi. Sanayi üretiminde de frene basıldı.
- Buna göre yılın ikinci yarısında dış ticaret açığı daha fazla büyümeyecek, hatta azalmaya başlayacak. Cari açık da azalacak.
- Enflasyonu besleyen yurtiçi talep canlılığı da ikinci yarıda sürmeyecek. Çünkü enflasyon, kur ve faiz artışı nedeniyle tüketicinin beklentileri iyi değil, alım gücü de zayıfladı.
- Konut sektörü, ticari faizlerden 10 puan daha düşük tutulan konut kredileri ile küçük bir canlanma yaşadı. Bitişikte görüldüğü gibi, bütün TL kredi faizleri içinde tek düşenin konut kredileri olduğu, bunun da hükümetin talimatıyla gerçekleştiğini ekleyelim. Bu durum elbette sürdürülebilir değil.
- Bütün bunlara ana neden olarak yılın ikinci çeyreğinde yaşadığımız kur şokunu ve ardından bu şoku durdurmak için başvurmak zorunda kalınan faiz şokunu görüyoruz. TL yılın ilk yarısında sepet kur bazında yüzde 16, dolara karşı yüzde 17.4 değer yitirdi. Bu kayıpların, arka arkaya 5 yıldır süren düşüşlerin ardından gelmesi daha da etkili.
- Faizlerde, politika faizi 5 puan artırılırken kredi faizleri 6-7 puan tırmandı. Olan oldu ve ikinci yarıya ilk yarıda yükselen döviz kurlarının ve yükselen faizlerin kıskacında giriyoruz. Bu iki şokun hasarı mutlaka olacak, büyüme hızı da düşecek.
- Enflasyonda haziran ayında son bir sıçramanın ardından yükselişin yerini düşüşe bırakması beklenir. Elbette yüklü kamusal zamların yapılması enflasyonu temmuz ve ağustos aylarında yeni zirvelere taşıyabilir. Bu anlamda kamu zamları bütçeyi toparlarken, enflasyon düşüşünü geciktirebilir. Ama yeniden kur sıçramaları olmayacaksa eninde sonunda enflasyonda gerileme eğilimi başlayabilir.
- Enflasyonda hız kesmeye paralel reel faizlerin etkisi artabilir ve döviz kurlarında gevşeme devam edebilir. Bu çerçevede faizden kazanç sürerken, dövizden birinci yarıdaki gibi bir getiri beklenmemeli. Buna paralel TL’nin değer kaybı durabilir ve hatta değer bile kazanabilir.
- Trump esiyor, dünya savruluyor13 dakika önce
- Davos 2026: Küreselleşme sahneyi terk ederken59 saniye önce
- Merkez Bankası indirimi niye kıprtı?1 dakika önce
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce
- Konut rekoru var, sermaye göçü de2 saat önce
- Bu kez geri adım da yetmeyecek mi?5 saat önce
- Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı?3 dakika önce
- Dolarda büyük kavga12 saat önce
- Trump'tan büyük hamle: Petrol vanası, Çin ve yeni dünya düzeni13 dakika önce
- 2026'da para nereden kazanılır?5 dakika önce