Şeytanın bacağını kırdık, şans bizden yana
Bir kaç hafta önceye kadar küresel piyasalarda dolar değerleniyor, ABD faizleri yükseliyor, ondan önce de yaptığımız dış borçlanmaların temelini oluşturan Libor oranları artıyordu.
- Bunun ana nedeni ABD ekonomisindeki güçlü büyüme sonucunda istihdam ve ücret artışlarının enflasyona yansıması ve FED’in faiz artırımlarını hızlandıracağı beklentisiydi. Buna göre FED Aralıkta bir faiz artırımı daha yapacak ve 2018 yılında artırımları dörtleyecekti. 2019 yılı beklentisi de iki faiz artırımından üç, hatta dört faiz artırımına doğru yöneliyordu.
- Beklentilere paralel ABD 10 yıllık faizleri yüzde 3.2610’a kadar çıktı. Dolar Endeksi de 97.693’e kadar yükseldi. Libor faizleri de bir yıllık vadede yüzde 2.92’de yüzde 3.14’ü gördü.
- 6 Kasım’da ABD ara seçimlerinin yapılmasının ardından açıklamalar ve beklentiler değişmeye başladı. Dünya ekonomisinde zaten beklenen yavaşlamaya paralel ABD’nin faiz artırımlarına aynı hızda devam edemeyeceği dile getirilir oldu. FED başkanları da ağız değiştirmeye başladı. Hatta aralık ayında faiz artımının olmayabileceği dile getirildi. Bu konudaki beklentiler yüzde 70’in üzerinde iken.
GELİŞEN PİYASALARA İLGİ ARTIYOR
- Sonuçta dolar çıkışına ara verdi ve biraz zayıfladı. Dolar endeksi 96.294’e inerek yüzde 1.4’lük değer kaybetti.
10 Yıllık Hazine faizi dün yüzde 3.057’ye indi.
- Doların hız kesmesi, FED’in faiz artırımlarında frene basması söz konusu olursa durum elbette Libor faizlerine yansıyabilir. Zaten bir yıllık Libor faizindeki hızlı çıkış duruldu ve yüzde 3.14’ten yüzde 3.12’ye doğru bir çekilme söz konusu oldu.
- Doların değer yitirmesi aynı anda gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kazanmasını gündeme getiriyor. Gelişmekte olan piyasalara yönelik risk alma iştahı canlanıyor. MSCI endekslerinde gelişen piyasalar endeksi kasım ayında yüzde 6.3 prim yaptı. Buna karşılık gelişmiş borsa endeksi ekim başından beri değer kaybediyor ve bu kayıp yüzde 8’e vardı.
- Bütün bunlardan bize ne?
Doların değer artışının durması, hatta kısmen tersine dönmesi Türkiye’nin yararına. Gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını artırıyor, dolayısıyla bundan biz de yararlanıyoruz. Türkiye’nin ihracatı bile, durduk yerde parite etkisinden artıyor. Ödediği dış borçların yükü azalıyor. Alınan dış borçların maliyeti düşüyor.
- Nitekim dün doların yeniden 5.30’u görmesinde dışarıdaki etkiler de belli bir rol oynadı. Türk Lirası’nın değer kazanmasına, değer kaybı aşamasında bu kaybın sınırlı kalmasına katkıda bulunuyor.
- Şansızlığımız hep sürecek değildi ya, bu kez de talih bizden yana.Şeytanın bacağını kırdık, küresel piyasalardaki eğilimler Türkiye ekonomisini ve piyasalarını destekler nitelikte gelişiyor.
- Türkiye’yi destekleyen ikinci önemli gelişme de petrol fiyatlarında yaşanıyor. Dünya ekonomisinin yavaşlayacak olması ve özellikle ABD’nin en büyük petrol üreticisi duruma gelmesi, petrol fiyatlarını aşağı çekiyor. 3 Ekim’de Brent petrol fiyatı 86.74 dolarla son yılların en yükseğine çıkmıştı. Dün ise 66.56 dolara indi ve 1.5 ayda yüzde 23.5 düştü. Varil başına 20 dolar azalma meydana geldi.
- Fiyatın dörtte bir düzeyindeki düşmesi kalıcı olursa Türkiye’ye yıllık kazancı 10 milyar dolara varır.Yıllık 40 milyar dolarlık enerji ithalatı üzerinden 10 milyar dolarlık daha az ithalat yaparız, daha az dış ticaret açığı ve cari açık veririz.
- Petrol fiyatlarındaki düşüşten tüketiciler de aynı oranda yararlanacak. Fiyat düşüşleri ve kurun gerilemesinden dolayı benzinde litre başına 19 kuruş indirime gidiliyor. Sevindirici gelişme. Mazotta yapılan 22 kuruluşluk indirim ise pompa fiyatına yansımayacak. Çünkü birikmiş ÖTV desteği eritilecek. Orada da 5 kuruşluk marj kaldı. Eğer fiyatlar ve kurlar gerilemeye devam ederse benzinden sonra mazot fiyatlarının da indiğini görebiliriz.
- Her şeyden önce akaryakıtta birikmiş zammın kalmaması bütçe açığı ve enflasyon açısından da olumlu bir gelişme.Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının bu düzeylerini koruması hatta düşüşünü sürdürmesi Türkiye için pozitif etki yaratacak. Cari açık yanında enflasyonla mücadeleye de destek verecek.
ABD ile ilişkilerin düzelmesi, İran yaptırımlarından muafiyet tanınması, Rusya ile ilişkilerin gayet iyi gitmesine, petrol fiyatlarının düşüşü ve küresel piyasalardaki gelişmelerin pozitif etkisi de eklendi. Ekonomide büyük sıkıntı yaşadığımız bir dönemde dış politik ve küresel piyasa gelişmeleri bundan daha iyi katkı veremezdi. Tahtaya vurmak lazım.
- Merkez Bankası indirimi niye kıprtı?1 dakika önce
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce
- Konut rekoru var, sermaye göçü de2 saat önce
- Bu kez geri adım da yetmeyecek mi?5 saat önce
- Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı?3 dakika önce
- Dolarda büyük kavga12 saat önce
- Trump'tan büyük hamle: Petrol vanası, Çin ve yeni dünya düzeni13 dakika önce
- 2026'da para nereden kazanılır?5 dakika önce
- Paradan bile para kazanılamıyorsa sorun nerede?12 dakika önce
- 92 Milyar dolar açığın yarısı Çin'den11 dakika önce