Cuma günü sabah nisan ayı ödemeler dengesi verileri açıklandı. Geçen yıl nisanda 5.597 milyon dolar olan aylık cari açık bu nisanda 1.334 milyon dolara indi. Açıktaki daralma yüzde 76.2 gibi yüksek düzeyde.

Yılın 4 aylık döneminde ise cari açık 21.822 milyon dolardan 3.331 milyon dolara düştü. Buradaki azalma da yüzde 84.7 yine çok yüksek düzeyde gerçekleşti.

Yıllık cari açık da geçen yılın nisan ayında 57.074 milyon dolardan 8.634 milyon dolara geriledi. Düşüş tutar olarak 48.440 milyon dolar veya yüzde 84.9 düzeyinde.

16 YIL ÖNCEYE GİTTİK

- Kısaca bir yıl içinde cari açık 50 milyar dolara yakın düzeyde azaldı. Kur artışı, faiz artışı, ekonominin gerilemesi, ihracat ve turizm gelirlerinin artması, yurt dışından finansman zorlukları nedenleriyle cari açık daraldı.

Nisan 2019’da son bir yıllık 8.6 milyar dolarlık cari açık, 2003’teki  7.5 milyar dolardan sonraki en düşük düzey. Yani açığı daraltmada 16 yıl öncesine gittik.

AÇIK TEMMUZDA SIFIRLANABİLİR

- Açığın mayıs, haziran ve temmuzda daha da gerilemesi mümkün. Bu yılki eğilim sanki her aya 1 milyar dolar düşecek gibi bir açığın oluştuğudur. Mayıs ve hazirandaki dış ticaret verileri de bu yönde gerçekleşiyor. Üç ayda geçen yılki cari açık 11.375 milyar dolar ediyor. Bu rakamı çıkartıp yerine 3 milyar dolar geldiğini varsayarsak temmuz ayı cari açık sıfırlanmış gibi olacak.

YILIN SONUNDA YARI YARIYA DÜŞEBİLİR

- Devamında ise baz etkisi tersine dönüyor. Çünkü geçen yıl cari fazla vermeye başladık. Bu nedenle ağustostan itibaren cari açık yeniden büyümeye başlayacak. Yılı muhtemelen 2018’deki 27 milyar dolarlık açığın yarısı düzeyinde kapatabiliriz. Gayet makul bir oran ve 800 milyar dolarlık GSYH oranı da yüzde 1.5 kadar.

- Yüksek büyümeden daralmaya döndük, bunun bir yan etkisi olarak düzelen cari açıkla karşılaştık. Verdik büyümeyi, kurtardık dış dengeyi. Bir yandan kazandık ama öte yandan kaybımız daha büyük. Eninde sonunda büyümek zorundayız. Bunu da cari açıksız yapabilirsek ne iyi. Kalıcı ve kaliteli bir büyümeyi yakalayabiliriz.

TARİHİ GÜNDE NOT KIRILDI

- Cari açıkta tek haneli rakamlara inildiği, hatta küresel kriz düzeyinin de altına geçildiği tarihi bir günde notumuz kırıldı. Cari açıkta en net sonuç aldığımız ve bunun açıklandığı gün böyle bir tablo ile karşılaştık.

- Ama not kırılırken de öne sürülen en önemli gerekçe ödemeler dengesi krizi riskinin yükselmesiydi.

- Bitişikte hem cari açık rakamlarına hem de dış borç stokuna yer verdik. Evet, TCMB rezervinde son bir yılda 10 milyar dolar kadar azalma var. Ancak dış borç stokunda da aynı tutarda bir azalma söz konusu.

 

 

 Asıl sorun olan reel sektörün açık pozisyonu ise 29 milyar dolar azalmış.

- Dolayısıyla not verirken son bir yılda cari açıktan 50 milyar dolarlık tasarruf, dış borçta 10 milyar dolarlık azalma, şirketlerin açık pozisyonlarında 30 milyar dolarlık düşüş dikkate bile alınmamış.

ASIL GEREKÇE SİYASİ

- Diğer gerekçeleri tartışmaya geçmeye gerek yok. Haklı gerekçeler olduğu gibi haksız gerekçeler de ileri sürülmüş. Ancak niyet siyasi.  En azından dış denge konusunda reyting şirketinin tutumu bunu ortaya koyuyor.

- Kaldı ki, S400 alımı ve ABD yaptırımları konusundaki açıklamaları da yine tam olarak siyasi içerik ve mesaj taşıyor. Sanki alırsak başımıza gelebilecekleri sıralamış ve iş işten geçmeden bu sevdadan vazgeçin gibi bir sonuca gitmiş.

- Kuruluş “S400’ler alınırsa ABD Kongresi’nin değerlendireceği yaptırımlar Türkiye ekonomisi ve finans sistemine daha da gölge düşürüyor” diyor.

UYARISI DA VAR

- Ardından da şu anda Türkiye’nin IMF yardımına ihtiyaç duymadığına işaret edilerek şu uyarıda bulunuluyor: “ABD’nin devreye alması olası yaptırımların Türkiye’nin IMF programlarına erişimi hakkında soru işaretleri yaratabilir. ABD’nin yaptırım kararının Türkiye’nin IMF’den yardım sağlamasına bir etkisi olması halinde veya sermaye kontrolleri uygulanma ihtimalinin artması halinde not daha da düşebilecek.”

- Yani diyor ki Moody’s, ABD’den vize almadan IMF ile anlaşma olmaz. ABD yaptırımları karşısında ihtiyaç duyarsanız size IMF yolu kapalı olacak. Bu durumda sermaye kontrolü getirmeye kalkarsanız da notunuzu yeniden düşürürüm.

2013’TE OLAN

- Adı Türk kahinine çıkmış rahmetli Ali İhsan Gelberi yıllarca kamu kesiminde çalışmanın verdiği tecrübeyle Moody’s’in 16 Mayıs 2013’te Türkiye’nin notunu artıracağını aylar öncesinden tahmin etmişti. Tahminini de sosyal medyada paylaşmıştı. İddiası tarih üzerine değil, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti üzerine kurulmuştu.

- Hatta ziyaret de değil, tam olarak Erdoğan-Obama görüşmesinin ardından olacağını tahmin ediyordu. Gezi programı bu tahminden sonra kesinleşti. İki liderin görüşmesi ardından Türkiye’nin notu 18 yıllık aradan sonra yatırım yapılabilir düzeye çıkarıldı. Amerika tarafı Türkiye’ye bir jest yapmıştı.

EN KRİTİK 2 HAFTA

- Bu haftaya İstanbul seçiminin iki adayının TV tartışması ile başlayacağız. Taraflar son ve tüm kozlarını kullanacaklar. Gelecek pazar seçim yapılacak ve pazartesi günü de seçim geride kalacak.

- Ancak sandık sonucuna göre siyasi hayatta ve bağlı olarak ekonomide bir takım değişiklikleri tetikleyebilecek. Yerel seçimler ancak tamamlanmış ve hükümet de yeni dönemde işbaşı yapmış olacak.

- Bir hafta içinde seçim geride kalsa bile S400 sorunu ve riski bizimle beraber olmaya devam edecek. Çünkü o tarihe kadar düğümün çözülmesi beklenmiyor.

ERDOĞAN TRUMP ZİRVESİ

- 25 ve 28 Haziran tarihlerinde tutuklu iki ABD vatandaşının duruşması yapılacak. Mahkemelerden çıkacak sonuçlar bir sinyal etkisi taşıyabilir.

-28-29 Haziran’da G20 Zirvesi’nde Erdoğan-Trump görüşmesi olacak. Dananın kuyruğu burada kopacak gibi. S400’lerin alımı, aldığımızda nelerle karşılaşacağımız, muhtemel ABD yaptırımları karşısında ne önlemler alacağımız gelecek haftanın ve daha sonrasının konusu olacak.

-Büyük belirsizliğin ve risklerin gündeme geldiği, yıl ortası gibi kırılma yaşanabileceği gibi, büyük fırsatların da ortaya çıkabileceği bir aşamaya geldik. Haydi hayırlısı.  

  

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!