Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Usta komedyen Cem Yılmaz, kendi üslubu, kıvrak zekası ve düz mantığı ile “Türkiye Gerçeği”ni anlatmış. Yazıya dökümünü gazeteci arkadaşım Fikret Kalmuk göndermiş ve üzerine de “O kadar güzel ki, lütfen okuyun” diye not eklemiş.

İnternette araştırdım; Cem Yılmaz benim de çok hoşuma giden bu sözleri 2007’deki bir programında sarf etmiş ve zaman o güzel sözleri 4 yıl içinde klasikleştirmiş. Siz de bir yerlerde görmüş ve okumuş olabilirsiniz. Okumayanlar için bazı bölümlerini aldım.

Demokrasi: En tuhaf tarafı, oylama sistemidir. Her insanın bir oy hakkı olması adaletsizlik. Adını yazmayı bilmeyenle, yazıyı icadedenin eşit oy hakkı olması düzensizliğin kaynağıdır.

Bence sağlam bir bilgisayar ağıyla vatandaşların üretime katkısı, ödediği vergi tutarı, yaptığı hayırlı ve hayırsız iş sayısı öğrenilip, belli bir katsayı ile çarpıldıktan sonra kişinin verebileceği oy sayısı hesaplanabilir.

Düşünsenize; 200 milyar vergi verenin de oy hakkı var, o tutardan fazla vergiyi kaçıranın da. Orman yakanın da bir oy hakkı var, ağaç dikenin de... Seçilenlerde de durum farklı değil. En fazlasından ilkokul bitirmiş olma şartı aranıyor o kadar.

Yani heykel yapan da seçiliyor, içine tüküren de! Memlekete katkı ne kadar fazlaysa, oy hakkının da o kadar fazla olması gerekir. Var olan durum, hukuka aykırıdır.

Tüketici bol olunca...

Ekonomi: Neden battı söyleyeyim: Bir kere ekonomi, üreticiler arasındaki bir tüketici ilişkisine dönmedikçe, refah gelmez. Her üretici, aynı zamanda bir tüketicidir. Ama pek çok tüketici, sadece tüketicidir. Hiç bir şey üretmez, hiç bir işe yaramazlar. Hiçbir meslek erbabı değildirler. Hiç bir konuda yetenekleri yoktur.

Ya da böyle olduğuna inanmıştır. Mükemmele yakın okey oynar ama, bu spor henüz olimpiyat kapsamına alınmamıştır maalesef. Bir ekonomide bu kadar tüketici olursa batar tabii.

İcatlar: Dünyanın en az icat yapılan ülkesi Türkiye’dir. Zaten “başımıza icat çıkarma şimdi!” diye bir deyimin üretildiği bir ülkede sonuç başka türlü olamazdı. Ülkende sağlam bir “telif hakları yasası” yoksa, insanın içinden icat yapası gelmez her halde.

Bir tek uluslararası ismimiz Behçet Bey’dir. Kendisini tanımıyorum ama “Behçet hastalığı” dünya tıp literatürüne girmiştir.

Tabii gönül isterdi ki, hastalığı değil, ilacını bulmuş olsun. Yani koca tarihe baktığımızda, bula bula bir hastalık bulmuşuz. Mesela matbaayı biz bulmadığımız gibi, bulanı da ciddiye almamışız. O yüzden hâlâ büyük harfleri, ya da küçük harfleri, ya da hiçbirini tanımayan insanlar yaşıyor aramızda. Ama onun da, sizin gibi bir oy kullanma hakkı var.

Çalışkana “inek” derler de...

Matematik: Bizim orta öğretimimizde akılda kalan cümle şudur; “Yahu bu matematiğin günlük hayatımızda bize ne faydası olacak?...” Hemen herkes matematikten nefret eder ve “faydasız bir şey” olduğunu düşünür. Eee bir toplum “ya dayak yememiş ya hesap bilmiyor” durumundaysa batar tabii...

Matematikten anlamamak bir kusurdur. Ama bununla övünmek eş...liktir. Çünkü bu başarısız öğrenciler arasında yaygındır. Onlar akılları sıra matematikten anlayanı ve başarılı notlar alanı marjinal yapmak isterler... Yani onlara göre matematikten kalmak değil, ondan geçmek tuhaftır. Çalışkan öğrenciye “inek” derler ama tembel ve sorumsuz öğrenciye takılmış herhangi bir hayvan ismi yoktur.

Matematikten hoşlanmayan öğrenciler, ileride genellikle tercihlerini yanlış yapan insanlar olurlar.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar