Aristo'dan, öğrencisi İskender'e...
Bu gün size çok güzel iki alıntı ve bir de öneri sunacağım. İlki sevgili arkadaşım Cafer Yarkent’ten geldi. Makedonya’nın genç Kralı Büyük İskender, günümüzden yaklaşık 2.300 yıl önce, Anadolu’yu işgal eden Persler’i kovmak üzere harekete geçer. Anadolu’nun ünlü kentlerini bir bir teslim alan Kral, zaferinin kalıcı olması için, Makedonya’da bıraktığı sevgili hocası Aristo’ya bir mektup yazar; “Zaptettiğim topraklardaki insanları yönetimim altında tutabilmek için ne yapmalıyım?” der ve üç soru sorar;
1 Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2 Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi tıkayım?
3 Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim? Büyük Hoca, öğrencisi Kral‘a şu cevabı gönderir;
1 Sürgünde toplanıp sana baş kaldırırlar.
2 Hapishaneler militan yuvası olur ve sana baş kaldırırlar.
3 Onlardan sonraki nesil intikam hırsıyla büyür ve tahtını sallar. Çözüm önerim ise şudur; İnsanlar arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden tüm yolları tıkayacaksın.
................................ Bunu da “Kemalağa” adıyla internette çok güzel alıntılar paylaşan Kemal Yılmaz göndermiş.
Önemli olan neye kıymet verdiğindir...
New-York’ta bir grup iş arkadaşı bir gün yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan birisi Kızılderili’dir ve yürürken, onca insan gürültüsü, korna sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı yüksek dozlu homurtu arasında kulağına bir çırçır böceğinin sesinin geldiğini söyleyerek o böceği aramaya çıkar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisine öyle geldiğini söyleyerek yollarına devam ederler. Ama içlerinden birisi, Kızılderili’ye inanmasa da onu yalnız bırakmamak adına böceği aramaya çıkar. Kızılderili yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı Kızılderili’ye “Senin insanüstü güçlerin olmalı. Bunca gürültü arasında bu böceğin sesini nasıl duydun?” der. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçler sahip olmanın gerekmediğini söyleyerek arkadaşından kendisini takip etmesini ister. Kaldırıma çıkarlar, Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk paralardan birini parke taşları üzerinde yuvarlar. Bir çok insan, para tıngırtılarını duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, ceplerinden para düşürüp düşürmediklerini kontrol eder. Kızılderili arkadaşına dönerek; “Mühim olan nelere kıymet verdiğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin...” der.
Su, her canlı için yaşamdır...
Bir de, “Hayvan Hakları Federasyonu Yaşam Grubu’ndan (HAYTAP)” gelen bir duyuru var; “Hayvanlar imdat diyor!... Yüzyılın en sıcak yazı geliyor. Yüzbinlerce hayvan kavrularak bir damla suya hasret can verecek. Çaresiz hayvanlar; dağlarda, kırsalda, yaban hayatında... Belediye bakım evleri, petşoplar, üretim çiftlikleri, hayvanat bahçelerinde tel kafesler arkasında... Beton ve demire teslim olmuş şehirlerin sokaklarında, bir yudum su bulamadıkları için sıcaktan kavrularak acı içinde ölüme teslim oluyorlar. Bakımevlerini, hayvanat bahçelerini ziyaret edip su koyduralım. Yaban hayvanlarına su temin ettirelim. Sokaktaki dostlarımız için de, kapımızın önüne bir kap su koyalım...” ......................... Çoğumuzun bu çağrının gereğini zaten yerine getirdiğini biliyorum. Yapmayanlara hatırlatmak adına yer verdim. O çaresizlerin de yaşamaya hakkı var ve onlar insanlara emanet. Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar dilerim...
- Politik günahlar üzerine...7 yıl önce
- Keskinoğlu atlatır7 yıl önce
- Oyunuz kaliteli olsun...7 yıl önce
- 4. Mehmet'ten paşalarına...7 yıl önce
- Bir zamanlar Avrupa7 yıl önce
- Siyasetin sağ duyusu: CHP7 yıl önce
- Seçim değil, başka bir şey...7 yıl önce
- Ekol Sanat'ta Atatürk günleri7 yıl önce
- Ekol Sanat'ta Atatürk günleri7 yıl önce
- Biz de Osmanlı torunuyuz...7 yıl önce