Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye’nin köklü havacılık kurumları içinde Türk Hava Kurumu’nun (THK) ayrı bir yeri var. 1925’te kurulan THK, dönemi itibariyle bakıldığında dünya çapında vizyoner bir proje ve atılım olarak dikkat çekiyor. Ancak son yıllardaki THK, faaliyetleriyle değil, tartışmalarla, yolsuzluklarla, başındaki kişilerin usulsüz işleriyle anılan, konuşulan, tartışılan bir kurum oldu. Geçen yıl orman yangın söndürme uçağı tartışmaları, borçları ve yönetim krizi ile sık sık gündem oldu.

Türkiye'de havacılık sanayisini kurup, geliştirmek, askerî, sivil, sportif ve turistik alanlarda havacılığın gelişmesini sağlamak için bizatihi Atatürk’ün emriyle Türk Tayyare Cemiyeti olarak 16 Şubat 1925'te kurulan THK, uzun yıllar amacı doğrultusunda maalesef gelişimini sağlayamadı. 2010’dan sonra ise THK, yönetim krizi ve borç batağına saplandı. Devlet müdahale etmek zorunda kaldı. Ekim 2019’da yönetimine “Kayyum Heyeti” atandı.

Gümrük ve Ticaret eski Bakanı Cenap Aşçı, Kayyum Heyeti Başkanı olarak yaklaşık 7 aydır problemleri çözmek için çalışmalar yapıyor. THK’yı kuruluş felsefesine uygun hale getirecek yol haritası çıkarılmış, borç yapılanmasında önemli bir mesafe kat edilmiş. Yaşananları ve nasıl bir THK ile karşılaşacağımızı Cenap Aşçı’ya sordum. Hemen her soruya cevap bulunacak bir röportaj ortaya çıktı. Buyurun bakalım kurumda neler olmuş, bizleri nasıl bir THK bekliyor?

Kayyum Heyetinin Süresi Yok

16 Ekim 2019 itibarıyla Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kayyum olarak Türk Hava Kurumu’na (THK) atandık ve 17 Ekim tarihinde de görevimize başladık. Özellikle Medeni Kanuna göre atama olduğunu söylemek istiyorum, çünkü THK esasen kamu yararına çalışan bir dernek. Ama orada yönetim zafiyeti oluşmuş. Yönetim toplanamaz, görev yapamaz hale gelmiş. Bir takım unsurlardan yoksun kalınca, Medeni Kanuna göre bu tür kurumlara organ yoksunluğu halinde yönetim kayyumu atanıyor. Bizler de yönetim kayyumu olarak atandık. Süremiz yok. Seçime götürme zorunluluğumuz yok. Biz kurumu yönetip, mal varlığını koruyacak, kurumu ileri götürecek tedbirleri alacağız. Kurumumuz düze çıktıktan sonra da yeniden olağan haline döndüreceğiz.

Biz buraya başlayalı 7 ay geçmiş ancak 95’nci yaşını 16 Şubat’ta kutladık. 1925’te Atatürk’ün kurduğu bir kurum. Ben kurumu daha önce çok tanımıyordum. Kuruma geldikten sonra baktım ve Cumhuriyetimizin kurucusu, Kurtuluş Savaşımızın Gazi Komutanı, Mareşalimiz Atatürk’ün ne kadar büyük bir deha olduğuna bir kez daha şahit oldum. Büyük bir vizyonla, ülkenin o zamanki ihtiyaçlarına uygun olarak kurumu vücuda getiriyor. Atatürk ilk defa savaş uçağıyla 1911’de Trablusgarp’ta tanışıyor. Sonrasında Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda biz uçakları kullanıyoruz. Atatürk gerçekten havacılığı ve savaşın havacılıkla daha ileri götürebileceğini gördüğü için Osmanlı döneminde kurulmuş Donanma Cemiyetimiz var. Bu cemiyetin tüm mal varlığı ve imkanlarını da THK’ya katıyor. Bunlardan bir tanesi şu an özelleştirme kapsamında olan Milli Piyango. 1925’te Donanma Piyangosu olarak adlandırdığımız bölüm. THK’nın gelirleri arasına katılıyor.

THK Marshall ile Uçak Üretmekten Vazgeçmiş

16 Şubat 1925’te kurulan kurum, ilk yönetim toplantısını mart ayında yapıyor. Bu toplantıda ilk alınan kararlardan bir tanesi de hepimizin saygı ve hürmetle yad ettiği Vecihi Hürkuş Beyin THK’ya, Fen Şubesi’ne memur olarak alınması oluyor. Anadolu Ajansı’yla iş birliği yapılması da bu kararlardan bir tanesi. Ben yönetim kurulu karar defterlerini okuyunca çok duygulandım. Sebebi şu; Temmuz ayından sonra da İsmet İnönü Başbakan olarak yönetim kuruluna gelip, bizzat başkanlık yapmış. Bunu her ay yapmış. Karar defterinde şöyle yazıyor: “İçtimada hazır bulunan zevat. Reis-i Fahri ve Başvekil İsmet Paşa hazretleri. Reis Vekili Erkan-ı Harbiye-i Reisi İkinci Başkanı Kazım Paşa hazretleri. Bu şekilde İsmet Paşa ve devlet yönetiminde gerçekten kanunlarıyla, bütçesiyle, fasıllarıyla kurumumuz faaliyete geçmiş ve kurum o yıllarda ülkenin hem sivil, hem askeri uçak ihtiyacını karşılamış, pilot yetiştirmiş ve eğitim amaçlı yurt dışına göndermiş. Hakeza bir takım görevler sonunda şehit olanların ailelerine de tazminatları bu kurum ödemiş. Sonra kuruluş amacına uygun olarak uçak imal etmeye ve uçak motoru fabrikası kurmaya karar vermiş. Şu an Ankara Etimesgut’ta yer alan traktör fabrikası, o dönemlerde THK’nın kurduğu uçak fabrikasıymış. Biz uçak motoru fabrikasını tamamlamışız ama II. Dünya Savaşı sonrası ABD Başkanı Truman Doktrini ve Marshall yardımları sebebiyle biz bundan vazgeçmişiz.

THK’de 2010’da Sıkıntıya Girmiş

Yine ülkemiz THK ve havacılık sanayiindeki gelişme sebebiyle şu anda Kanada’da bulunan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (ICAO) kurucu olarak katılmışız. Biz uçak imal ettiğimiz için oraya katılmışız. Kurum bugünlere bu şekilde gelmiş. Ama kuruma baktığımda 2010 öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamız gerekiyor. Kurum zaman içerisinde bir takım değişiklikler göstermiş, bazı fonksiyonlar geçirmiş. 2010 yılında kurulan Türk Havacılık Kurumu Havacılık Vakfı da bunlardan birisi. Üniversite kurmak için bu vakıf kuruluyor. Üniversiteyle beraber şirketlerimiz kuruluyor ve maalesef şu an yaşadığımız sıkıntıların başlangıç noktası da bu olmuş. Krediler çekilmiş, milletin gönülden bağışladığı gayrimenkuller ipotek edilmiş, bu ipotek karşılığı bankalardan yüklü miktarda kredi kullanılmış. Bu krediler ödenmeyince de faiz sarmalı borç üstüne borç birikmiş.

THK’nın 1 Milyar 600 Milyon Borcu Var

THK’da 2010’da başlayan değişim sonrası gelişmeler sebebiyle 16 Ekim itibarıyla borcumuz, o günkü kurla 1 milyar 600 milyon liraydı. Bu borçlardan bir kısmı bankalara, bir kısmı vergi ve SGK borçları, çalışanlara kıdem tazminatı borçları ve piyasaya olan borçlardan oluşuyordu. Biz kurumda ne yapmamız gerektiğine baktık. Hükümetimizin çıkardığı ve bankacılık kanunun eklediği finansı yeniden yapılandırma hakkımızı kullandık. Bankalarla yapılandırmayı bugünlerde bitirmek üzereyiz. Bu ay içerisinde inşallah bankalarla finansal yeniden yapılandırma sözleşmesini tamamlamış olacağız. Yaklaşık olarak 1 milyar 250 milyon lira borcu 8 yıl ödemeli ve düşük faizli olarak yapılandırmış olacağız. 10’a yakın banka bu konsorsiyumun içinde yer alıyor.

250’ye Yakın Personel Çıkardık

THK dışında ciddi bir personel fazlalığımız vardı. Bu arkadaşlarımızı gözden geçirdik. Bu anlamda da Şubat sonunda 250’ye yakın arkadaşımızla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Deneğimiz, vakfımız, şirketlerimiz ve üniversite dahil olmak üzere 1.500 çalışanımız vardı. Kurumun ülkeye önder olduğu hizmetler var. Bunlardan bir tanesi uçakla yangın söndürme faaliyetleri, sıcak hava balon işletmeciliği ve halen yürütmekte olduğumuz Sağlık Bakanlığı hava ambulansla acil sağlık hizmetleri. Bunları biz devam ettirme gayretindeyiz. Biz başladığımızda Sağlık Bakanlığı’yla ihale neredeyse fes edilmek üzereydi. 17 helikopterle yapılan hizmet 13 helikopterle yapılıyordu ve bizim 4 helikopteri bulmak için bir haftamız vardı. 5 ay süre verilmiş, 4 ay 3 haftası geçmişti. O süreçte herkes yardımcı oldu. 11 helikopter kendimizin 6 helikopter de kiralık olarak bu hizmeti devam ettiriyoruz.

Orman Bakanlığı ile Anlamsız Tartışma

Geçen yıl kurumumuz Orman Bakanlığı ile anlamsız bir şekilde yangın söndürme işini sürüncemede bırakmış. Kabahatin büyük kısmını da kurumumuzda görüyorum. Çünkü hizmetin asıl sahibi Orman Bakanlığı. Bu ihaleyi nasıl yapacağını, bu hizmeti nasıl karşılayacağını belirleyen yer orası. Biz onlara şunu dikta edemeyiz; “Bendeki uçaklar şunlar. Gelin bunları alın.” Sayın Bakanımız sağ olsun lütfettiler, kendisiyle beşe yakın görüşme yaptık, bu işi tekrar düze çıkarmayı konuştuk. CL-215 Kanada yapımı amfibi yangın uçaklarımız var. Bunlar 9 adet, ikinci el olarak alınmış. Peyderpey olarak filoya katılmışlar. 2015 yılından önce de Dromader uçaklarımız var. Bunlar 2015 yılından beri atıl durumda pistte maalesef yatıyorlar. Onların satılmasına karar verdik. Pandemi sürecinde yurt dışı alıcılarımız gelemediği için onları da şu an satamadık.

THK Olmalı mı, Olmamalı mı?

İnsan kendi kendine şu soruyu soruyor; “Geldiğimiz kurum olmalı mı, olmamalı mı?” Ben bu kurumun 95 yıldır Türk milletine hizmet ettiğini ve bundan sonrada hizmet etmesi gerektiğine kanaat getirdim. En temel fonksiyonlarından bir tanesi de gençlerimize havacılığı sevdirmek. Zaten Ulu Önder Atatürk bize 1925’te o vizyonu koymuş; İstikbal göklerdedir! Dolayısıyla İstikbali göklerde arayan gençlerimize bizim havacılığı sevdirerek onları havacılıkla tanıştırmalıyız. Bu işlem gençlerin model uçak kurslarıyla başlıyor. Sonrası paraşüt ve pilotaj eğitimi olarak devam ediyor. Bunları mutlaka yapmamız lazım ki havacılığımız gelişsin, insanlarımız havacılıkla tanışmış olsunlar. Geldiğimiz nokta bu, ama THK’ya açılmış maalesef çok dava var. İnsanlar alacaklarını almak için her türlü hukuki yola başvuruyorlar biz de hukuki olarak yapmamız gerekenleri yapma gayretindeyiz.

THK Dernek Yapısını Aşmış

Derneğimizin bir tüzüğü var. Burası saf bir dernek değil. 2010 yılına kadar dernek var. Bunun yanında ticari faaliyetlerini yürüttüğü iktisadi işletmesi var. Ama 2010’dan sonra burası vakıf kuruyor. Vakıfla beraber şu anda dört tane şirketi olan ve 3 bin 500 öğrencisi olan bir üniversite kuruyor. Burası dernek yapısını aşmış. Buranın çok ciddi bir şekilde profesyonel yöneticiler eliyle yönetilmesi gerekir. Üniversite kurma kararı son derece doğru bir karar. Ülkemizin ihtiyacı var ve kurulduğu yerde ekosistem itibarıyla gayet isabetli. Neyi ifade etmeye çalıştım. Etimesgut’taki askeri havalimanı yanında havaalanı var, üniversite var, öğrenciler var, uçuş akademisi var, THK Teknik AŞ ve yine meslek yüksekokulumuz var. Şu an Türkiye’de hiçbir üniversite bu ekosisteme sahip değil. Bizim çocuklarımız eğitime başladığı anda hepsiyle iç içeler. Doğru bir karar, ama finansmanı doğru sağlanmamış ve kuruma da büyük yük getirmiş. Biz bu yapıyı görünce derneğin tüzüğünü değiştirmenin doğru olmayacağını fark ettik. Şu an Türkiye’de 387 tane şubemiz var. Şube yapısı çok yaygın. Önceki yıllarda belki kurumun geleneksel faaliyetleri itibariyle daha yaygın şube yapılanması gerekiyordu. Bir kere bu şube yapılanmasını gözden geçirmek düşüncesindeyiz. Bu şu anlama gelmesin. Mutlaka şubeler kapatılacak, tasfiye edilecek değil. İhtiyaca göre bakacağız. Gerekirse şube sayısı artar ama daha efektif kullanmamız lazım. Şubelerimizi, havacılığı seven, havacılık eğitimi veren ve THK’nın bulunduğu yerlerdeki yüzü, oradaki temsilcimiz ve herkesin takdirle karşıladığı bir kurum haline getirmek arzusundayız. Buralardan gelen delegelerle yönetim kurulu, disiplin kurulu seçiliyor üç yılda bir. Bakanlıkların temsilcileri var. Belki bilmeyenler vardır. Cumhurbaşkanımız bizim derneğimizin Onursal Başkanı. İllerde valiler, ilçelerde kaymakamlarımız da şubelerimizin Onursal Başkanları. Böyle bir yerin de daha iyi yönetilmesi lazım. Asla usulsüzlükle, yolsuzlukla, sıkıntılarla kamuoyunun gündemine gelmemesi lazım. Bizim amacımız da o.

1 Milyarlık Oteli Var, Geliri Yok

Ben 31 yıldır devlette çalışıyorum. Allah nasip etti 2015’teki seçim hükümetinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görevini yaptım. En son da aynı bakanlığın müsteşarlığı görevini icra ediyordum. 2018’deki hükümet sisteminde biz müsteşarlar malumunuz görev dışında kaldık. Benim şu an Ticaret Bakanlığı’nda şahsa bağlı müsteşar olarak da kadrom devam ediyor. Bizim amacımız gelip bu kuruma burada sürekli kalmak değil. Kayyum heyetimizde Abdullah Kaya Bey var. O da Maliye Bakanlığı’nın son müsteşarı. Adnan Zengin Bey var İç İşleri Bakanlığı’nda. Sivil Toplum İlişkileri Genel Müdürlüğü’nde bu derneklere bakan daire başkanımız. Kurumu yönetmeye çalışıyoruz. Destek almaya çalışıyoruz. Bu anlamda Bakanlarımız ve diğer kamu kurumları bize desteği veriyorlar. Borçları yapılandıracağız. Kurum yeniden borca sürüklenmeden, mal varlığını hakkaniyetle, adil, kuruma gelir getirecek şekilde olması için çaba sarf ediyoruz. Davalardan bahsettim. Kurumun çok güzel mal varlıkları var. İstanbul’da bir tane otelimiz var, geçenlerde o otele mahkeme 1 milyar 60 milyon lira değer biçti. Ama şu an otelden gelir elde edemiyoruz.

Değerlerimiz Borcumuzu Fazlasıyla Karşılıyor

THK’nın yaklaşık bin 400’e yakın mülkü var. Otel, iş hanı, evler, dükkanlar, zeytin tarlası var. Kayseri’de bir dernek cami bağışlamış. Camisi olan bir kurumuz. Bunların değerlerini hesapladık. Borçları karşılıyor ve bir miktar da para kalıyor ama biz var olan malları satmaktan imtina ediyoruz. İnsanlar bu malları, öldükten sonra ülkeye hizmet edecek bir kuruma bağışlamış. Bu hayır işi devam etsin arzusuyla bağışlamışlar. Bu malları satmak bize zul gelir. Onun için satmadan zararı bertaraf ederek yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunu yaparken de üniversitemizin de faaliyetini sürdürmesinden yanayız. Şirketlerimizi zarardan kurtarıp onları kar eden hale getirmeyi arzuluyoruz. Şirketlerimiz kurulmuş ama hep kendi içinde kapalı kalmış. Hiç dışarıya hizmet verilmesi düşünülmemiş. Mesela THK Teknik diye bir şirketimiz var. SHGM tarafından verilen bir sürü bakım yetkisi var. Ama sadece kendi uçaklarımıza bakım yapmış. Koskoca şirket kendi 10 adet uçağına bakım yaparsa bu kapasitenin yüzde 10-20’sini kullanmak demektir. Bu da haliyle zarar etmesini sağlıyor. Dışarı açılmayı, etkinliklerimizi, yetkinliklerimizi geliştirmek istiyoruz.

THK’yı Denetimsizlik Bu Hale Getirmiş

Derneğimizin tüzüğünü gözden geçireceğiz. Yönetim kurulu yapılanması buranın denetim mekanizması eksik olduğu için bu hale gelmiş. Burası fitre, zekat, kurban derisi toplayan bir kurum. Halkın bağışını toplayan bir kurum olduğuna göre buranın halka açık şirketler gibi uluslararası ve ulusal standartlara uygun bir şekilde denetlenmesi, gidişatının en geç üç aylık süreçler içinde görülmesi lazım. Böyle bir mekanizma ön görüyoruz. Yöneticilerin niteliklerine uygun olarak atanması lazım. Ben kimseyi peşinen yargılamam ama işi ehline vermemiz lazım. İşi bilmeyenlerle iş yapmaya kalkarsanız sonuçları maalesef iyi olmuyor.

Efes Paraşüt ve Tandem Atlayışına Hazır

Kurum kendi içine kapanmış sadece kendi uçaklarının inip kalktığı havaalanları var. Bir havaalanını siz 3-5 uçak için ayırırsanız orası zarar eder. Doğal olarak bu havaalanları da zarar ediyor. Kuruma ciddi yükleri var. Efes’te bir havalimanımız var. Tam Meryem Ana ve Efes Antik Kenti’nin yanında. Muhteşem bir yerde. Burada eğitim uçaklarımız var. Aynı zamanda paraşüt eğitimleri veriyoruz. Tandem atlayışlarını yaptığımız bir yer burası. Şu an hazırlıklarımızı yaptık eksik olan malzemelerimizi aldık, uçaklarımızı tamir ettik. Paraşüt ve tandem atlayışlarımız için Efes Havalimanı’mız hazır. Biz oraya vatandaşlarımızı, bu sporun meraklılarını, macera severleri de beklediğimizi ifade etmiş olalım. Bu havalimanını biz diğer kullanıcılara açtık. Bir tane şirketimiz geldi 6 uçağıyla oradan faydalanmaya başladı. Kapasiteyi araştırıyoruz ve o kapasiteyi sonuna kadar kullanmak zorundayız. Sadece kendimizin değil özel şirketlerin inip kalkabileceği, onlara gerekirse park hizmeti, gerekirse teknik bakım hizmeti verebileceğimiz duruma getirebilmek için hazırız. Bir firmayla daha görüşüyoruz. Havalimanımızı yüzde 100 kapasiteye çıkartmak zorundayız. Antalya Karain’de bir havalimanımız var. 1997 yılındaki havacılık oyunları için yapılmış. Muhteşem bir havalimanı ciddi de bir yatırım yapılmış. Fakat yılda birkaç kez etkinliğin yapıldığı atıl kullanılan bir yer. Orayı da etkin olarak kullanmak istiyoruz. Antalya Bilim Üniversitesi ile bir iş birliğimiz var. Onlarla beraber orayı biraz daha yoğun hale getireceğiz. Artan kapasiteyi de iş jetleri, diğer küçük uçaklar için de açmaya hazırız. Oranın biraz yatırım ve güvenlik sorunu var. Bunları halledersek Efes gibi yüzde 100 açacağız.

Eskişehir İnönü’de bizim muhteşem bir alanımız var. Bin dönüm arazi üzerine kurulmuş. Hava akımlarının tam da paraşüt ve yelken kanat, planör için uygun olduğu aynı anda 400’e yakın öğrenciyi barındırabileceğimiz muhteşem bir yer. Ama biz göreve başladıktan sonra ziyaret ettim karlar altındaydı. Nasıl kullandığımızı test edemedim. Şimdi de pandemi süreci başladığı için kaldı, ama orayı da açacağız. Orayı gençlerimizin buluştuğu, havacılık sevdalılarının buluştuğu bir yer haline getirmek istiyoruz. Yine planör, yelken kanat, ultralight, paramotor gibi hizmetleri vatandaşlarımıza verme arzusundayız. Orası çim pist o yüzden planör ve küçük uçaklar inebilir. Uçuş akademimizle bir çalışmamız var. Erzincan’daki havalimanını birlikte kullanıyoruz. Ankara Etimesgut’taki havalimanı askeri olduğu için orada sadece kendi uçaklarımızı kullanıyoruz.

Yap-İşlet Modelini Kullanacağız

Devlet aslında THK’ya ciddi yardımlarda bulunmuş. Muğla’da, Ayvalık’ta iki büyük alan havaalanı olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiş. Bunlar yıllardır atıl duruyor. Muğla’daki havaalanını yine bir üniversitemizle birlikte aktif hale getirmek istiyoruz. Ayvalık’takini de bir firmamızla konuştuk onlarla da aktif hale getirmeye çalışıyoruz. Kurumun şu an yatırım yapacak dermanı kalmamış. Yap-işlet-kirala veya yap-işlet-devret şeklinde faaliyete sokabileceğiz. Bunu hemen yapabilmek için yatırım yapmamız lazım. Bunun için sermayemiz yok. Kredi alacak kapasitemiz de kalmamış. Onun için iş birlikleriyle bu alanları aktif hale getirip milletin hizmetine sunmak zorundayız.

Balonun Öncüsü THK

Kapadokya ve Denizli’de sıcak hava balonu hizmeti veriyoruz. Bunlara da önem veriyoruz. Sıcak hava balonunun öncüsü THK olmuş, ülkemize getirmiş, maalesef pandemi sürecinden dolayı 1 Ekim’e kadar uçuşlar yasaklandı. Geldiğimizde de orası sorunlu alandı. Önceki yıllarda bir firmaya kiraya verilmiş. Kira alınamamış. Davalar var. Yeni bir firmaya verilmiş ama kira tahsil edilememiş. Pilotumuz eksik, balonlarımız eksik. Yıpranmış, kimse binmek istemiyor. O balonlarımızı reklam anlaşması karşılığında bir firmamıza yenilettik. Hem de 20 kişilik balonları yüzde 40 artışla 28’e çıkardık. Şu an bizim Kapadokya bölgemizde 3 tanesi gün doğumunda, 1 tanesi yarım saat sonra, bir tanesi de öğleden sonra olmak üzere 5 slotumuz var. Pamukkale bölgesinde 2 slotumuz var. 3’ncüyü almak için uğraşıyoruz.

THK’nın Yangın Söndürme Uçakları

Bilindiği gibi 9 tane yangın söndürme uçağımız var. Bunlardan 3’ü önceki yıllarda havacılık tabiriyle kal olmuş durumda. Bu 3 uçağımızı uçurabilmemiz için çok ciddi masraf etmemiz lazım. Onları bir kenara bıraktık ve dedik ki; diğer 6 uçağımız ne durumda? Şu an 4 uçağımız uçuşa hazır. 5’nci uçağa 150 bin dolar, 6’ncı uçağa da 150 bin dolar harcayarak biz 6 uçağı göreve hazır hale getirebiliriz. Bu neden olmadı diye soruyorsunuz ya. Bu işin sahibi Orman Bakanlığı. Orman Bakanlığı yangın söndürmede kullanacağı enstrümanlardan biri uçak, diğeri helikopter. Nitekim 25 adet helikopterle orman söndürme ihalesi açtı. Biz orman yangın söndürme ihalesine katıldık. Biz teklifimizi yaptık ama başka bir firmamız daha düşük bir fiyat teklif ettiği için o kazandı. Başarılar diliyoruz. İnşallah hiçbir ağacımız yanmadan bu seneki yangınları atlatırız.

Uçak meselesine gelince geçen yıl Tarım ve Orman Bakanlığı’na bizim kendi kurumumuz içinden de dezenformasyon yapılmış. Uçaklarımızın motorlarının olmadığı, bakımlarının yapılamadığı ve bu uçaklarla uçulamayacağı şeklinde yanlış bilgiler gitmiş. Sayın Bakanımızda doğal olarak bu işi kazasız belasız yapmak istiyor. Orman yangını söndürürken canları tehlikeye atamayız. Bu vesileyle geçen yıl kurumumuz haddini aşmış. Dernek ve başka kurumlar devletle kavga etmezler. Bakanlığın açıklamasına karşı açıklamalar, onlara karşı bir takım ithamlar… Biz bunların hepsini sitemizden de kaldırdık, o açıklamalara girmedik ve şunu yaptık. Uçaklarımızın durumu nedir? Kanada Viking firması bunları üretmiş, onlarla temasa geçtik. Buraya davet ettik sağ olsunlar geldiler. Ben 6 uçağımızı teknik olarak bunlara incelettim. Baktılar. Bizim uçaklarımıza önceki yıllarda bakım yapılmış, bazı parçalar takılmış. Fakat bunların sertifikaları yoktu. Viking firması bunları tamamladı. Bunları sertifikalandırdı. Dolayısıyla sivil havacılık kuralları gereği bizim uçaklarımıza takılan en ufaktan en büyük parçaya kadar ne zaman ne takıldığı, hangi parçanın takıldığını biliyoruz ve uçaklarımız sivil havacılık kurallarına göre güvenli hale gelmiş durumda. Bu uçaklar kullanılmış uçaklar olarak alınmış, eskiler. Bu uçakların yedek parça ve temin süresinin ne kadar olduğunu Viking firmasına sordum. Onlar da bize 4 ila 6 uçak için 7 yıla kadar yedek parça ve bakım garantisi verdiler. Bu bizim için iyi bir gelişme. Biz bunu muhataplarımıza duyurmuş olalım. Peki biz uçaklarımızla neden orman yangını ihalesine girmedik? O ihalede istenen şartlar bizim uçaklarımıza uymuyordu. Orman Bakanlığımız bu işi sipariş yöntemiyle yapamaz. Kanuna tabi şartnamesini belirleyecek, ilan edecek, açık ihale usulüyle herkese duyuracak. Belki burada şu tartışılabilir. Kamu yararı kapsamından çıkartılıp da kurumumuz gibi kamu yararına çalışan dernek sisteminde kar amacı gütmeksizin hizmetin alınması, hizmet yapılırken kuruma çok cüzi, giderlerinin karşılığında para verilmesi, giderlerin üstüne bir miktar kar konulması ve bu demirbaş helikopter uçakların yenilenmesi için de bir pay ayrılması şeklinde bir yöntem geliştirilebilir. Ama şu an ülkemizde uygulanmıyor. İhale yapmak zorunda. Orman Bakanlığı ihalesini yaptı, ama uçaklarımız istenen kriterlerde olmadığı için girmedik. Orman yangını konusunda kurumumuz 1985’ten beri bu işi yapmış. Ciddi bir tecrübesi var. Bilgi birikimi var. THK bu anlamda kurumsallaşmış. Orman yangını konusunda da iddialıyız. Bakanlığımız 10 ton üstünde 3 tane uçak için ihaleye çıktı. Biz ortağımız firmayla beraber bunu Rusya’dan bulduk. Beraber girdik, ihaleyi de kazandık. Şu anda da 16 Haziran itibarıyla İzmir ve Antalya bölgesinde uçaklar konuşlandı, orada hizmeti görüyorlar. Kısa süre önce bir yangın çıktı ona da müdahale ettiler.

Röportajdan da anlaşılacağı üzere kurum sağlıklı bir yapıya kavuşmak üzere. Yardımlarla, bağışlarla değil, kendi varlıklarıyla, değeriyle ayakları üzerinde duracak hale gelecek. Hatta Atatürk’ün THK’ya atfettiği görev ve sorumlulukla Türk havacılığına hizmet vermeye başlayacak. Yıllardır bu kurumu takip ediyorum. İlk defa bu kadar ümitli olduğumu söyleyebilirim. THK Kayyum Heyeti’ne başarılar diliyor, bir an önce faaliyetlerini yerinde görmeyi arzuluyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!