Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye’nin birçok noktasında orman yangını var. Elimizdeki imkanlarla canla başla, çalakalem mücadele ediyoruz. Akdeniz sahil bandında boydan boya orman yangını var, ama elimizdeki 3 kiralık uçakla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir modelimiz ve yöntemimiz maalesef yok. Orman yangınlarıyla mücadele için araç, makine, ekipman parkımız da bulunmuyor. Özellikle havadan yangınlarla mücadelede tecrübeli, liyakatli insan kaynağı diye bir kavramı ise zaten unutmuş vaziyetteyiz. Orman yangınlarıyla mücadelede kabiliyetli, Türkiye coğrafyasında tecrübeli Türk Hava Kurumu pilotları işsiz, ama yabancı pilotlar ise işbaşında.

Kiralık helikopter ve uçakların yabancı pilotları, coğrafyamızı bildiği kadar ve mesai anlayışıyla iş yapıyor. Görev zamanları dolduğunda ise acil durum, yanan canlar onları pek alakadar etmiyor. Jestlerle gönülleri hoş tutulmaya çalışılıyor. Bazen sabah erken saatlerde bu pilotları uyandırıp işe koymanın sıkıntılı olduğunu da biliyorum. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz!

Yaz sezonunda orman yangının nerede ve ne zaman çıkacağı kestirilemiyor. Ayrıca hangi hainin, yabancı cennetine dönem ülkemizde hangi teröristin nasıl bir eyleme girip ülkeye zarar vereceğini de bilmek zor. Fakat kiralık hava araçlarının yabancı pilotlarının da yangın çıkan bölgeleri bilmeleri, öğrenmeleri ve yangınla mücadeleleri de kolay değil. Ülke olarak zor olanı tercih ediyoruz. Bu sebeple yabancı pilotların yanlarına Orman Genel Müdürlüğü’nden bölgeyi bilenleri koyup yangınla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu kadar oluyor.

Peki ne olması gerekiyor? Nerede yanlış yapıyoruz?

Öncelikle yangınlarla mücadele işinin Tarım ve Orman Bakanlığı’nın veya Orman Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğundan çıkarılması lazım. Mevzuya yılın 365 günü ülkemizin afet, kurtarma ve doğa olaylarıyla mücadele kapsamında bakacak bir birim oluşturulması çerçevesinde bakılmalı.

Sağlık Bakanlığı’nın hava ambülans sisteminde uzun vadeli ihalelerle ortaya koyduğu başarı, orman yangınlarında hava araçlarından faydalanılmasında ortaya konabilmiş değil. Şüphesiz afetle, yangınla mücadele işin rengini biraz değiştiriyor. Ancak Türkiye, orman yangınıyla mücadele de hava araçlarını kullanmada son yıllarda başarılı olduğu söylenemez. Birçok ülkede orman yangınlarıyla mücadele bizatihi başbakan veya Cumhurbaşkanlığına bağlı bir birim veya müstakil “Acil Durum Bakanlığı” gibi oluşumlar tarafından yönetiliyor. Bizde de böyle olması şart.

Bu yıl orman yangınlarıyla mücadele için Tarım ve Orman Bakanlığı çok geç tarihlerde, neredeyse tedariki astronomik rakamlar verilse dahi mümkün olmayacak bir zamanda, 5 yangın söndürme uçağı için ihaleye çıktı. Teknik kabiliyeti sebebiyle ihaleye dahil olan Türk Hava Kurumu, CMC şirketiyle birlikte ihaleyi kazandı. Ama 5 uçağı tedarik edemedi.

Şu an ülkemizde bulunan 3 Rus yangın söndürme uçağının getirilmesi ise o kadar kolay olmadı. Çünkü kuzey yarım kürede yangın ve afet sezonu başlamış her ülke yangın uçağı tedarikini tamamladığından uçak bulunamıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile konuşup devreye girmesiyle, 1 Temmuz’da ülkemize 3 adet Beriev Be-200 model Rus yangın söndürme uçağı gönderildi. Elbette bedava değil, astronomik denecek rakamlarla kiralandı. Peki bu uçakları Türkiye’ye hangi birim gönderdi biliyor musunuz? Rusya Acil Durumlar Bakanlığı.

Türk Hava Kurumu’nun yangın söndürme uçaklarını hangarda yatırmaya başlamadan önce Türkiye olarak biz de ihtiyaç duyan komşu ülkelere yangın söndürme uçağı gönderebiliyorduk. Teklif ediyorduk. Ama 2-3 yıldır inatlaşma yüzünden Türk tescilli THK yangın söndürme uçakları kullanılmıyor. Sadece ve sadece inatlaşma yüzünden. Uçakların eskisi olmaz. Bakımsızı olur. Sıfır uçak alıp, 2-3 ay kullanmadan yatırırsanız 50 yıllık bakımlı uçaktan daha tehlikeli olur. Kendimden örnek vereyim. Defalarca, 1942 yapımı iki kişilik bir Boeing Stearman ile uçtum. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de bu uçakla bir deneyim yaşamış olmasını çok isterdim.

Ayrıca 1950’lerde jet çağının başlamasından bu yana da uçakların hızlarında pek fazla değişiklik olmadı. Bakan Pakdemirli’nin bu detaya dikkate alarak THK uçaklarını bir daha gözden geçirmesini öneririm. Çünkü teknik ve güç anlamında hiçbir sorunları bulunmuyor.

Dolayısıyla THK uçakları eski, yetersiz falan denemez. Başka sebeplerle ülkemiz ormanları yanarken kullanılması tercih edilmiyor. Ancak o sebebi bir türlü çözebilmiş değilim. THK pilotlarının kokpitine binip uçurduğu bir uçağa hiç kimse tehlikeli, yetersiz, bakımsız diyemez. Hangi pilot canını tehlikeye atarak sorunlu addedilen bir uçağı uçurur?

Netice itibariyle şu an İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) gibi kuruluşun müstakil hale getirilerek yeniden yapılandırılması görev ve yetki alanlarının genişletilmesi iyi olur. Mesela Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay daha önce AFAD Başkanıydı, bu konularda tecrübeli bir isim. AFAD müstakil hale getirilerek Cumhurbaşkanlığı’na bağlanabilir veya ayrı bir bakanlık olarak da yapılandırılabilir.

Orman yangınları başta olmak üzere karada, havada ve denizde meydana gelecek her türlü afet ve acil durumlara müdahale edecek, makine, araç ve ekipmanı her an hazır olan bir kuruluşa Türkiye’nin acilen ihtiyacı var. Aksi halde Orman Bakanlığı’nın yaptığı gibi her sene son dakika ihaleye çıkarak, bazen aceleyle yapılan ihaleler tekrarlanarak ve astronomik rakamlarla uçak ve helikopter kiralanmasıyla bu işler yapılamıyor. Birkaç ay için kiralama yapılmasıyla ise hiç olmuyor. Sürdürülebilir de değil.

Orman Bakanlığı’nın son iki yılda 3-5 aylığına kiraladığı helikopter ve uçaklar için ödediği paralarla rahatlık Türkiye’ye ait filolar kurulabilirdi. Eksik uçaklarla zamanında ve bilinçli müdahale edilemediği için yanan ormanların, canlıların, arazilerin ve mahallelerin rakamsal değeri de dikkate alındığında bu konuda adım atılması için daha fazla geç kalınmaması gerçeği ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin acilen afetlerle, yangınlarla mücadele edecek doğru modeli bulup, kurumlarını örgütlemesi, insan kaynağını, uzun vadeli araç parklarını oluşturması icap ediyor.

Sabit (uçak) ve döner kanat (helikopter) özgün hava aracı yapabilen Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) rahatlıkla arama, kurtarma ve yangın söndürme için milli uçak ve helikopter filosu kurulmasında destek olabilir. Böylece her yıl yurtdışına milyonlarca dolar ödemeyiz. Ayrıca TUSAŞ ve Baykar, insansız hava aracı (İHA) konusunda dünya çapındaki başarılı çalışmalarını her yıl orman yangınlarıyla mücadele eden ülkemiz içinde devreye sokabilirler. Hem keşif, gözetleme hem de müdahale anlamında ciddi katkılar sunabilirler. Yeter ki doğru bir model, yöntem ve ilgilenen kurumlar olsun…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00