Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk insansız hava araçları (İHA) en fazla rahatsızlığa ABD’de sebep oluyor. En fazla tahlil ve analizler de ABD yapılıyor. Bayraktar İHA’ların sahada gösterdiği oyun değiştirici rolleriyle Azerbaycan’ın yıllardır işgalde olan topraklarını Ermenistan’dan kurtarmış olması ciddi yankı yaptı. Bu gelişmeden sonra da Batı’dan tuhaf sesler yükselmeye devam ediyor.

Yaklaşık 30 yıldır işgalde olan Azerbaycan toprakları için kılın kıpırdatmayan, hatta işgalin devam etmesini bilinçli olarak destekleyen ülkeler, Azerbaycan’ın ezici başarısı sonrası türlü bahanelere sarılmaya başladılar. Halen daha bu işgal tam anlamıyla bitmiş değil. Mağduriyetlerin de giderilmemesine rağmen Azerbaycan ve Türkiye’ye Karabağ başarısı sebebiyle fatura kesme azminde olan ülkeler ve lobiler söz konusu. Baykar Savunma’nın milli ve özgün olarak geliştirip, ürettiği Bayraktar İHA’ların önüne geçme mücadelesi de bu çalışmaların bir parçası.

ABD’de her iki partiden 27 kongre üyesi, Dışişleri Bakanı ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a 2 gün önce mektup yazarak ABD İHA teknolojilerinin Türkiye’de kullanılıp kullanılmadığının araştırmasını talep etti. Eğer kullanılıyorsa ihracatın yasaklanması yönünde çağrıda bulundular.

Her iki partiden, iki kongre üyesinin öncülük ettiği ve 25 üyenin de imzaladığı mektupta Türkiye’nin İHA programlarının Kafkaslar, Güney Asya, Doğu Akdeniz ve diğer bölge ve ülkeleri istikrarsızlaştırıcı rolüne dair resmi bir soruşturma yapılmasını talep ediyorlar.

Mektup yazan kongre üyeleri, Bayraktar İHA’larda ABD’nin veya ABD merkezli şirketlerin yan kuruluşları ya da iştirakleri olan firmalar tarafından üretilen en az 10 parça içerdiği iddia ediliyor. Dolayısıyla bu parçaların Türkiye’ye ihracatının yasaklanmasını talep ediyorlar.

Karabağ savaşı esnasında Kanada’da benzer adımlar atılmaya çalışılmış, ancak Bayraktar İHA’lar milli ve özgün imalat süreçlerine daha da ivme kazanarak devam etmişti. ABD’deki mektup girişiminin de Baykar Savunma’nın yeni ve gelişmiş model İHA’larla yoluna devam etmesi için motivasyonu artıracağını söyleyebilirim. Hali hazırda Baykar ürettiği ürünlerin büyük çoğunluğunu (Yaklaşık %70) ihraç eden tek savunma sanayi şirketimiz konumunda.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Blinken’e gönderilen mektupta Türk İHA’larının ABD yaptırımlarını ihlal eden ABD teknolojilerini içerip içermediğine yönelik de bir rapor hazırlanması isteniyor. Bayraktar İHA’ların başta Suriye, Libya ve Karabağ’da sahadaki başarılarıyla birlikte son dönem çeşitli ülkelerden ciddi anlamda ilgi görmesi ABD’yi rahatsız ediyor. Kongre üyelerine göre Türkiye’nin savunma sanayindeki başarısı hem ABD’nin menfaatlerine engel teşkil ediyor hem de müttefikleri de rahatsız ediyor. Yunan-Rum ve Ermeni çevreleri ile Suriye’deki Kürt oluşumları destekleyenler ve Hindu lobilerinin de Türk İHA’larından rahatsız olduğunu ve bu mektuba ümit bağladıklarının altını çizeyim..

Ayrıca Türkiye, Pakistan ve Rusya’nın müzakere ettiği iddia edilen ortak savaş İHA projelerine de dikkat çeken kongre üyeleri Türkiye-ABD müttefikliğinin ve Türkiye’nin NATO üyeliğinin de sorgulanması gerektiğini savunuyorlar.

Kısacası ABD kongre üyeleri Türkiye’nin özgün İHA geliştirmesinden ve bu oyun değiştirici yüksek teknoloji savunma ürünlerine sahip olmasından rahatsızlar…

Arap turistleri taksiciler dolandırıyormuş. Yabancısı değiliz. Polis, Arap turist kıyafetiyle taksiye binmiş ve uyanık taksicilerin nasıl dolandırıcılık yaptığını ortaya çıkarmış. Dijital çağda kontrol ve denetimleri kolaylaştıran sürüyle sistem varken ilkellikte ısrar etmenin basit bir neticesi bu tür dolandırıcılıkların devam etmesidir.

Fakat dijital çağa uygun olarak geliştirilmiş sistemler üzerinden dolandırma da başarılıyız. Taksimetre ayarlarıyla oynayıp, bir taksiyle değil, yüzlerce taksiyle organize taksi dolandırıcılık hadisesi geçen ay ortaya çıkarıldı. Her bineni adaletli bir şekilde dolandırmışlar. Tipine, cebine, rengine bakmamış, Arap veya turist ayrımı yapmamışlar. Şimdi de üstü örtülmeye çalışılıyor. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesine İTaksi cihazlarını satan aynı isim, havalimanı taksicilerine de benzer cihazı biraz cilalayıp NTaksi uygulamasıyla satmış. İş akışını da bildiğinden taksiciler kooperatifi işbirliği yapmaları zor olmamış.

İstanbul Havalimanı’ndaki taksicilerin taksimetre oyunu kamuoyuna sıradan bir olay gibi sunuluyor. “Havalimanı taksicileri taksimetrelerini güncelliyor” şeklinde haber servis ediliyor. Halbuki güncelleme denen şey sahtekarlığın düzeltilmesi. Yüzde 10 fazla yazan kısım düzeltiliyor. Peki 3 yıldır İstanbullulardan ve İstanbul’a gelen turistlerden kilometre başına bilinçli ve organize şekilde alınan yüzde 10 fazla paralar ne olacak? Suçüstü yapılması sonrasında “taksimetre güncelleniyor” diyor algı yönetimi yapılıyor, ama bu apaçık organize olay değil mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, havalimanında kooperatif üyesi yaklaşık 700 taksinin 400’den fazlasını kilometre başına fazla para yazan sisteme geçmişken suçüstü yaptı. Eğer bu tespitte geç kalınsaydı, vatandaştan fazladan para tahsiline devam edilecekti. Sistem ellerinde olduğu için rakamlarla oynayacaklardı. Belki bir süre sonra bu organize sistem İstanbul’a, ülke geneline yayılacaktı.

Şimdi böyle bir organize işe bulaşan taksi kooperatifinin havalimanında ne iş var? Sürekli taksi sorunlarını, taksicileri neden konuşmak zorunda kalıyoruz? Dünyanın en büyük havalimanlarından birisini yapıp, taksici zihniyetine takılıp, çağın gerisinde kalmak neyin nesi? Şehir merkezine kilometrece uzaktaki havalimanına yolcu götüren taksilerin geri dönüşte havalimanından yolcu almalarını engellemek, boş dönmelerini organize etmen neden?

 

Havacılık sektöründen bir tanıdığım orman yangınları ve Türk Hava Kurumu (THK) tartışmaları üzerine arayıp epeyce bilgi aktardı. Cumhurbaşkanlığı’ndan çeşitli havacılık kuruluşlarına yazı yazılarak THK hakkında görüşleri soruluyormuş. Kurumun geleceğinin tayin edilebilmesi için mesela THY’nin veya diğer şirketlerin pilot ihtiyacının karşılanmasında veya havacılıkla ilgili diğer işlerinde, aksiyonlarında THK’nın rolü soruluyormuş.

Kaynağım aktarmaya devam ediyor. THK’nın en büyük problemlerinden birisi de yargıda olan davalarının geç sonuçlanması ve bazen de haklı olduklarını düşündükleri konularda aleyhlerine karar çıkması olduğunu söyledi. Ayrıca Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nin garantör Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ne entegrasyonu konusunda araştırmalar, müzakereler yapılıyormuş.

Üniversitede problemler önemli oranda çözülmüş, 2 yıl önceye göre iyi duruma gelmiş. Fakat Devlet Denetleme Kurulu’nun garantör üniversite konusunda tavsiyede bulunmuş olması müzakere ediliyormuş. THK’nın mali açıdan düzlüğe çıkması için “Kayyum Heyeti” yoğun çaba göstermesine rağmen ilgili yerlerden gerekli destek sağlanmıyormuş.

Son olarak medyaya yansıdığı üzere Kayyum Heyeti’ni atayan mahkeme aldığı kararla kurumun bazı varlıklarının satışını engelledi. Böylece THK’nın ipotek edilen malları sebebiyle kredi alma şansı olmadığı için borçların ödenmesinde tek yol olan varlık satışının durdurulmasıyla sorunlara yeni bir halka eklenmiş.

Bir de THK’nın Laleli’deki oteli, eski kiracı ve hak sahibi sıfatıyla Net Holding’in devre dışı bırakılmasıyla ile başlayan problemler yumağı var. Tayyare Apartmanlarını 70’li yıllarda 5 yıldızlı otele dönüştüren Net Holding’in elinden ilginç oyunlarla burası 2004’te alınmış. Haksız tahliyeden sonra, 2005’te yapılan ihalede Net Holding’in tüm hakları yok sayılarak daha az teklif veren ve otel işletmeciliği ilgisi olmayan Naz Giyim’e ihale edilmiş. Sonraki yıllar ise sözleşme Recep Keskin ile yapılmış. Şu anda Keskin Holding kiracı durumda, ama THK ile kira konusunda mahkemelikler.

THK, Tayyare Apartmanları (otel ve dükkân) için bilirkişiye aylık kira bedeli tespiti yaptırmış, 800 bin dolar çıkmış. Keskin Holding ise şu an THK’ya aylık kira bedeli olarak 300 bin dolar ödüyormuş. Ama kendisi otel dışındaki dükkanlardan 450 bin dolar kira topluyormuş. 300 bini doları otele ödüyor, böylece otel kirası bedava geldiği gibi, 150 bin dolarda cebinde kalıyor. Durum böyle olunca bu tür davalar da bir türlü bitmek bilmiyor. Başta bazı emekli paşalar olmak üzere birileri THK’daki bu kurulu düzenin bozulmasın istemiyor.

Kira süresinin uzatılması konusu da ayrı bir dava konusuna dönüşmüş. 2035’te bitecek kira sözleşmesi THK eski Başkanı Osman Yıldırım zamanında 20 yıl daha uzatılmış. Ancak THK Kayyum Heyeti bu durumu yargıya intikal ettirip, iptal ettirmiş. Şimdi kira bedelinin değerine yükseltilmesi için konu yargıdaymış.  

THK konusu sadece yangın söndürme uçaklarından ibaret değil. Kurum çok yönlü, ama da sanıldığı gibi kimseden destek görmüyor. Destek olanlar da karşılıksız bir şey yapmıyor.  

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00