Tarihin en seksi kurumu: Harem
Hayatımı Google'dan Önce ve Google'dan Sonra şeklinde bölmesi gerekenlerdenim. Yaş itibariyle... Varlık Yayınları'nın, Cumhuriyet Gazetesi'nin toz, rutubet ve ‘yıllanmış, yaşlanmış' kağıt kokan arşivlerinde dosyaların arasında kaybolanlardanım. Bir tek resim, fotoğraf veya habere ulaşmak ya da bir bilgiyi doğrulamak için uzun uğraşlar gereken zamanların sonuna yetiştim. O zamanlarda haber yazmak, dergi hazırlamak, hele hele araştırmaya dayalı bir kitap hazırlamak bugünün ‘copy paste' kolaycılığının yanında çok çok ciddi işlerdi. Elimdeki kitap da (Harem: Gizemli Dünya) Google'dan Önce'ki zamanlarda hazırlanmış, büyük bir emeğin ürünü. Alev Aksoy Croutier imzalı kitap, Ortaçağ'dan 20. yüzyıla uzanan geleneksel ve gizemli bir dünyanın kapılarını aralıyor: Harem.
TAHRİK EDEN KARIŞIMLAR
Batılıların hayalgücünü kışkırtıran; esrarlı atmosferi, birbirinden güzel, eğitimli, akıllı bir sürü kadının bir arada oluşuyla (ve tabii tek bir erkek için hazır bekliyor oldukları fikri en iç gıcıklayan tarafı) her kültürden insanın ‘içeriyi' merak ettiği bir kurum harem. Kültürümüzde büyük yeri olan haremle ilgili, özellikle Murat Bardakçı gibi duayenlerden öğrendiklerimiz ağzımızı açık bırakır. Misalse: "Harem kadınları güzelliklerinden ve zerafetlerinden emin olmak için bir şebeğe, bir de aynadaki kendi suretlerine bakar, yüzlerinin şebekle mukayesesini yapar; sonra maymuna benzemedikleri ve böyle hoş ve zarif yaratılmış oldukları için Allah'a şükrederlerdi." Çok ilginç değil mi? Kitapta harem kadınların kına ritüellerini, yüksek tahrik gücü olduğunu inanılan karışımlarını, hamam sefalarını, hepsinin ‘lokum gibi' olanlarını, sürme çekme sebeplerini, yemek yeme adetlerini, el ve gözlere özel bakımlarını (o dönemde kadında en çok önem ellere ve gözlere önem verilirmiş) okuyacaksınız.
Sayın Bardakçı'yla ve sanat tarihi mezunu müdürüm (Memet Güler) ile aynı çatı altında çalışıyor olduğum için bu konuda azıcık bile ahkam kesecek ya da kitabı içeriği bakımından eleştirecek değilim; tek amacım tanıtmak. Ancak konu gerçekten engin, söylence çeşitli, gerçek kaynakları referans alan kitap sayısı az. O sebeple İzmir'de, daha önce bir paşanın haremiyle yaşadığı ahşap bir evde doğan yazarımızı saygıyla selamlıyorum.
TÜM KADINLARA İTHAFEN...
Remzi Kitabevi'nden çıkan Harem'in yazarı Croutier, ‘bütün yedi tül dansını edenlere, anneme, büyük-annelerime ve tüm kadınlara' demiş itfahında. Ben de, baba tarafımda harem mensubu bir kadın olduğu için özellikle meraklı olduğum bu konuda yazılmış; Topkapı Sarayı Harem'i, Padişah Hareminde Gündelik Hayat, Hamamlar, Hanım Sultanlar, Hadımlar gibi bölümleri olan bu zengin içerikli (ve resimli) kitabı özellikle tüm kadınlara tavsiye ediyorum. Damarlarımızda akan kanda bilgelik, güzellik, zeka ve türlü çeşitli yetenek olduğunu hiçbirimiz unutmayalım diye. (Light of the Harem by Lord Frederick Leighton)
- Derin'e Fabrika Kızı demiştim11 yıl önce
- Cate Blanchett ile Woody dedikodusu11 yıl önce
- Banyo terliklerim nerdeeee?11 yıl önce
- Mahremiyete saygısı olanlar parmak kaldırsın11 yıl önce
- Çok konuşanlar, boş konuşanlar ve susanlar11 yıl önce
- Koç gibi frikik11 yıl önce
- Dünyanın en güçlü oyun konsolu açıklandı!11 yıl önce
- Tükenirken tüketen erkekler11 yıl önce
- Madrid'de 10 dilenciden 9'u Türk11 yıl önce
- Siz bu satırları okurken ben uzaklarda olacağım11 yıl önce