Muhteşem absürtlük!
Yıllar önce Hamam filmini izlememiş Hamamcılar Odası Başkanı‘nın televizyona çıkıp da “Böyle hamam olmaz” diyerek Ferzan Özpetek‘i eleştirdiği gece bu ülkenin fişini çekmek gerekti aslında! Kapıcı Cafer‘i protesto eden kapıcılar ya da Dr. Erol Bey‘in klibindeki hemşirelere bakıp “aşağılandıklarını” söyleyen hemşireler de yetmedi bize...
Dizilerde, filmlerde hangi meslek grubundan bir karakteri biraz defolu göstersen o meslek grubu ayağa kalktı! “Öyle doktor olmaz”, “Şöyle mühendis olmaz”, “Böyle orospu mu olurmuş!?”, “Bu dizi hırsızlık mesleğini kötü gösteriyor. Biz böyle mi çalıyoruz birader” diye altı üstü birer dizi karakteri olan ‘sanal meslektaşları’na ayar veren sürreal insanların yaşadığı üç tarafı ‘keriz’lerle çevrili ülkemiz için ötanazi hakkı istemek için geç kaldık maalesef!
BÖYLE ÖKÜZ OLMAZ KARDEŞİM!
Bu buluttan nem kapan “meslek erbaplarını” gördükçe Hollywood‘un bizden bu kadar uzak olmasına seviniyorum doğrusu! Yoksa, “Öyle Batman mi olur anasını satayım?”, “Şrek yeşil mi olurmuş canım?”, “Navilerin kuyruğu kısa olur be kardeşim” diyebilecek cücük beyinlilerin aramızda dolaştığına kalıbımı basarım!
İnsanı bu kadar duyarlı olan bir memleketin bilumum büyükbaş hayvanının da sürüler halinde yollara dökülüp, “National Geographic’te bizi yanlış tanıtıyorlar! Böyle öküz mü olur kardeşim?” diye protesto eylemi yapması hiç sürpriz olmaz bence!
MUHTEŞEM SÜLEYMAN KİMDİR?
Önceki gün Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan‘ın aşkını anlatan Muhteşem Yüzyıl dizisini protesto etmek için yeniçeri kıyafeti giyip dizinin yayınlandığı kanalın önüne giden ‘ecdad yadigarları’na bakarken, “Böyle protesto mu olur lan!” demişim. ‘Padişahlık’ diye bir meslek olmadığından kimsenin “Böyle padişah mı olur paşam!” diye ayaklanacağını düşünmemiştim; resmen hazırlıksız yakalandım!
Canlı Para yarışmasında “Muhteşem Süleyman hangisidir?” diye sorsan parasının yarısını Süleyman Demirel şıkkına yatıracak olan onlarca ‘Büdü kılıklı’ adam, “Yozlaşmış bir muhafazakârlık ve tarihsel romantizmden beslenen tabulara karşıyız...” diye açıklama yapıp tekbir getiriyordu.
ATATÜRK’E DE AYNI GÖZLE BAKILIYOR
İçinde yüzlerce kadın bulunan bir ‘harem’ sahibi padişahı ‘dizide kadın düşkünü gösteriyorlar’ diye kızanların ülkesinde önceki gün 4 kişinin bir eşeğe tecavüz ettiği haberleri gazetelerdeydi!
Atatürk‘ü hep eli çenesinde, Kocatepe‘de dolaşırken ve her dakika özlü bir söz söylerken kafalarında canlandıranlar, nasıl ki onu bir duble rakı içerken veya bir kadınla kavga ederken görünce “Böyle Atatürk mü olur?” diye ayağa fırlıyorsa, aynı zihniyet karbon kâğıdı konulmuş gibi padişahlarla ilgili konularda da tıpkısının aynısı bir tavır sergiliyor işte.
İNGİLİZ BALETLER DE AYAKTA!
Senaryosu bilim adamlarından oluşan bir danışma kurulunun onayından geçen Muteşem Yüzyıl’ı muhteşem absürtlükte protesto eden kalabalığın daha sanatçı bir türü, bugünlerde Kuğu Gölü etrafında toplanmış Natalie Portman‘a sallıyor. İngiltere’nin en önemli baletleri ve balerinleri yönetmen Darren Aronofsky‘nin alabildiğine karanlık filmi Black Swan‘da Nina adlı bir balerini canlandıran Portman’a bakıp bakıp “Böyle balerin mi olur hocam?” diye burun kıvırıyor! Aslında Kraliçe’nin kuğularından iki tanesi dile gelse “E be kardeşim, sizden kuğu oluyor da Natalie’den niye balerin olmasın?” diyecek ama Allah’tan hayatın tavrı onlar kadar garip değil!
Black Swan’a gösterdikleri tepkiyle bizim hamamcılarla, hemşirelerle, taksicilerle, doktorlarla buluşan İngiliz baletler ve balerinler korkarım yakında taytlarıyla Topkapı Sarayı’na gelip Muhteşem Yüzyıl’a da posta koyarlar.
Bütün bunların üstüne yine Kraliçe‘nin ülkesinde Prens William‘ın müstakbel prensesi Kate Middelton‘ın bir davete sutyensiz katılması sonrası İngiliz hemşerilerimizin, “Sutyensiz prenses mi olur?” diye ayaklandığını görünce söyleyecek bir tek şey kalıyor geriye: “Türkiye’nin fişini çekin, dünyadan son çıkan arkadaş da ışıkları kapatsın lütfen!”