Son Dakika

Politik bir soygun filmi

16.11.2018 - 02:16 | Güncelleme:

Sinemada gerçekçiliğin birçok tanımı, hatta ekolü var. Gerçekçilik, en basit tanımıyla, elinizdeki hikâyeyi sahici karakterlerle ve inandırıcı bir dünya kurarak anlatmaksa eğer, İngiliz yönetmen Steve McQueen'e gerçekçi dememiz mümkün. Kaldı ki, “Hunger” (2008), “Shame” (2011) ve “12 Yıllık Esaret” (12 Years a Slave - 2013) her tür tanımın ötesinde gerçekçi filmlerdir. Böylesi işlere imza atmış McQueen'in bir janr filmiyle karşımıza gelmesi kuşkusuz şaşırtıcı; çünkü “Dul Kadınlar” (Widows) hikâyesi itibarıyla tam bir soygun filmi... Başarısız bir soygunla başlıyor, bir soygun planıyla devam ediyor ve sonuna kadar da soygun filmleri alt türünün gereklerini yerine getirmekten vazgeçmiyor.
McQueen açılıştaki soygun, çatışma ve takip sahnesi başta olmak üzere anlatım olarak türün hakkını veriyor. Aksiyon sahnelerinde gösterişli şık koreografileri bir yana bırakıp sahneyi en inandırıcı şekilde nasıl çekeceğine odaklanıyor... Filmin ana karakteri Veronica'nın (Viola Davis) eşi Harry'yle (Liam Neeson) duygusal yakınlıklarını gösterdiği paralel kurgu oyunları da gayet iyi. “Dul Kadınlar” kara filmlere özgü bir gerçekçiliği, politik yozlaşma filmlerinin öfkesiyle birleştiren bir suç dramı. 


Hikâye, kötü giden bir soygun sırasında eşlerini kaybeden üç kadının yeni bir soygun için bir araya gelmeleri üzerine kurulu... Soygun onlar için bir fırsattan ziyade tek kurtuluş yolu...  Linda (Michelle Rodriguez) kaybettiği mağazasını istiyor. Alice (Elizabeth Debicki) maddi açıdan kimseye muhtaç olmayacağı bir gelecek hayal ediyor. Eşi Harry'nin soyduğu çete patronu tarafından ölümle tehdit edilen Veronica'nın ise önünde zaten çok fazla seçenek yok. Soygun üçü için de kendi kaderlerini tayin etmek ve hayatlarına sahip çıkmak anlamına geliyor. Kuşkusuz feminist bir alt metinden söz edilebilir. Ama politik alt metinler, feminizmden biraz daha baskın...  
Film, günümüz Chicago'sunda geçiyor. Trump'tan ya da güncel politikadan söz edilmiyor ama McQueen'in anlattığı öykü üzerinden bugünün ABD'sinde olup bitenleri yorumladığı söylenebilir. Çünkü “Dul Kadınlar” sadece bir soygunu değil, bir seçim sürecini anlatıyor. Belediye meclis üyeliği için seçime giren iki adaya baktığımızda filmin asıl meselesi netleşiyor. Jack Mulligan (Colin Farrell), yıllardır şehre hâkim olan bir aileye mensup. Politika, Mulligan ailesi için güç ve maddi çıkar anlamına geliyor. Mulligan'ın rakibi Afrika kökenli Amerikalı Jamal Manning (Brian Tyree Henry) için de durum farklı değil. Manning, bir çete lideri ve politikaya girerek yasallaşmak istiyor. Her ikisi de siyah seçmenlerin oylarını almak için ellerinden geleni yapmaya hazırlar ama gerçekte kendi çıkarlarından başka bir şeye önem vermediklerini biliyorsunuz. Polis ise yasaları temsil etmekten ziyade suçun içinde. Sorunlarını çözmek için polise gitmeyi düşünen kimse yok. Kaldı ki, ABD'deki ırklar arası çatışmalarda polisin çözümün değil sorunun parçası olduğu sıkça konuşulan bir konudur...
Jamal Manning ve kardeşi Jatemme (Daniel Kaluuya) gibi suç işleyen Afrika kökenli Amerikalı karakterler düşünüldüğünde böyle bir filmi sadece McQueen gibi bir yönetmenin çekebileceği kesin. Günümüz ABD'sinde ırklar arası gerilim öyle bir noktaya ulaşmış durumda ki beyaz yönetmenler suç işleyen siyah karakterlere yer vermeden önce ırklar arasındaki senaryo dengelerini dikkatle gözetmek durumundalar. Senaryoyu 1983 yapımı bir İngiliz mini dizisinden yola çıkarak yazan McQueen ve Gillian Flynn (“Gone Girl” ve “Sharp Objects”in yazarı) ise dengeleri bir yana bırakarak sınıfsal bir perspektiften bakıyor meseleye. Bir yanda güçlüler, diğer yanda ezilenler var... Irklar arasında ilişkiler samimiyet değil, sahtelik ve siyasi doğruculuk üzerinden şekilleniyor.

“Karanlıkla Karşı Karşıya” (Blackkklansman) gibi “Dul Kadınlar”ı da Trump ABD'sindeki huzursuzluğu yansıtan bir film olarak okumaktan yanayım. Her ikisi de seyirciye pek umut vermeyen ve ABD'nin bugününe karamsarlıkla bakan filmler.
Dolayısıyla “Dul Kadınlar”ı sadece bir tür filmi olarak değerlendirmek zor. Öte yandan, öykünün akışı itibarıyla gerçekçi dramdan ziyade tür filmine daha yakın olduğu kesin. Hayatlarında suça bulaşmamış kadınların cesareti ya da filmin ana entrikası, belki çok inandırıcı değil; ama özellikle kadınlar, hayat mücadelesi içinde gerçekçi karakterler olarak çıkıyorlar karşımıza. Sözgelimi, annesinin eskortluğa yönlendirdiği Alice, tam bir varoluş mücadelesi veriyor. İlk kez böylesi bir rolde izlediğim Elizabeth Debicki'nin Alice karakteriyle filmin parlayan ismi olduğunu düşünüyorum. Viola Davis, Liam Neeson ve Robert Duvall de çok iyiler.
“Dul Kadınlar”, politik alt metinleri, anlatımı ve oyuncularıyla sağlam bir film. Bence son haftaların en iyilerinden biri. Oscar ödüllerinde de adından söz ettirebilir.
Filmin notu: 7.5


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300