Son Dakika

Gökten inen meleğin dönüşü

30.12.2018 - 00:07 | Güncelleme:

“Mary Poppins”i, İzmir'in Hatay semtinde bir açıkhava sinemasında seyretmiştim. 1970 yazı olmalı... “Gökten İnen Melek”  diye gösteriliyordu. 7 yaşındaydım. Filmi sevdiğimi hatırlıyorum. Yıllar boyunca aklımdan çıkaramadığım sahnesi, meleğin elinde şemsiyeyle gökyüzünden süzülerek inişiydi... 1964 tarihli bir Disney yapımı olduğunu, orijinal ismini ve 5 Oscar birden kazandığını çok daha sonra öğrendim.
2014'de bir başka Disney yapımı “Saving Mr. Banks” adlı filmi seyrettikten sonra ise “Mary Poppins”e artık farklı bir gözle bakmaya başladım. Film, kitabın yazarı P. L. Travers'in hikâyesini anlatıyordu. Travers kitabın haklarını Walt Disney'e satmamak için yıllarca direnmiş, senaryo ekibiyle kitabın nasıl uyarlanacağına dair yaptığı müzakereler günlerce sürmüş, penguenlerin dans ettiği animasyon sahnesine tepki göstermişti...  
Travers, kitabın sinemaya uyarlanması konusunda çok hassastı çünkü kendi çocukluğunun hikâyesiydi. Dikkatli bir okuma yapıldığında, Mary Poppins'in aslında dadılık yapmak için değil, zor durumdaki babayı kurtarmak için geldiği anlaşılıyordu. Travers gerçek hayatta babasını kurtaramamıştı. Kitapta ise onu kurtarmak için gökten melek indiriyordu...

54 yıl sonra karşımıza gelen devam filmi “Mary Poppins: Sihirli Dadı” (Mary Poppins Returns), “Saving Mr. Banks”in ana fikrine sadık kalıyor. Yani, Mary Poppins çocuklara dadılık yapmaktan ziyade babayı kurtarmak için geliyor...
İlk filmde çocuk halini gördüğümüz Michael Banks (Ben Whishaw), yıllar sonra babasıyla aynı kaderi paylaşıyor; ailesine bakmakta zorlanıyor. Üç çocuğu ve kahya Ellen'la (Julie Walters) birlikte Londra'da yaşadığı evini nerdeyse kaybetmek üzere... 1930'larda Büyük Buhran döneminde geçiyor film. Banka acımasız ve anlayışsız...
Mary Poppins (Emily Blunt), işlerin hiç de yolunda gitmediği bulutlu ve rüzgarlı bir günde uçurtma ipine tutunarak iniyor Londra'ya... İki yetişkin kardeş Michael ve Jane Banks (Emily Mortimer) yıllar sonra karşılarına yeniden çıkan dadılarını şaşkınlıkla karşılıyor. Çocuklar ise heyecan ve mutlulukla... Mary Poppins, film boyunca sakin bir gücü temsil ediyor. Telaşsız ve kendine güvenli... Çocukları eğlendirmek dışında sihir kullanmamaya çalışıyor. Olayların akışına kurtarıcı gibi müdahale etmekten ziyade Banks'lerin kendi hayatlarına sahip çıkmalarını, kendi kendilerini kurtarmalarını istediği belli...
Son yıllardaki bütün aile filmleri gibi “Mary Poppins: Sihirli Dadı”, çocuk seyircilere en doğru mesajı vermeye çalışıyor. “Bir aileyi sihir değil, sevgi ve dayanışma kurtarır” demeye getiriyor. Babanın çöpe attığı uçurtma, aileyi bir arada tutan ve kurtaran tüm değerlerin simgesi sanki...  
Hikâye tam da beklediğimiz gibi ilerliyor. Zaten filmin güzelliği öyküden değil, beyazperdede bizi alıp götürdüğü hayal dünyasından geliyor. “Mary Poppins: Sihirli Dadı”, Hollywood müzikallerinin altın çağından çıkıp gelmiş bir filmi andırıyor. Tıpkı o filmlerde olduğu gibi gerçeklerden hayallere kaçıyoruz... Banyo küvetinden girilen masmavi bir deniz, deniz altında rengarenk bir dünya, ters dönen eski evler, parkta balonlara tutunarak uçan insanlar... Ayrıca 1964 yapımı ilk filmde olduğu gibi animasyonla gerçek çekimler de bir araya getiriliyor. İlk filmdeki penguenli dans sahnesine selam gönderilmesinin yanı sıra karakterler eski usul bir Disney çizgi filminin içine dahil oluyorlar...
Rob Marshall, “Chicago” (2002) ve “Nine” (2009) gibi daha stilize, modern denilebilecek müzikaller çekmiş bir yönetmen... “Mary Poppins: Sihirli Dadı”da ise Disney tarzıyla eski usul Hollywood müzikallerini bir araya getiriyor. Sanki bugünün sinema teknolojisini alıp 1960'lara gitmiş ve o dönemin filmlerinden birini çekmiş gibi...  Çünkü film ruh olarak günümüze değil 1960'lar sinemasına daha yakın. İşte tam da bu nedenle, özellikle Amerikalı seyircilerin seveceği bir film olabilir. Batılı seyirciler, bazen evde televizyon karşısına geçip ailecek o eski duygusal Hollywood filmlerini seyretmeyi severler. “Mary Poppins: Sihirli Dadı” aynı hissi sinema salonunda yaşamalarını sağlamak için çekilmiş bir film... Sıcak bir nostalji duygusu bekliyor seyirciyi.
1930'ların Londra'sı da kuşkusuz nostalji duygusuna önemli bir katkı sağlıyor. Geçmiş, hem de böylesine güzelleştirilmiş bir geçmiş, seyirciler için çoğu zaman bir tür manevi sığınak gibi değil midir?
Kaldı ki, filmdeki Londra gerçek bir mekândan ziyade sınıf ve ırk ayrımcılığının  olmadığı, çok kültürlü dünya hayalinin bir yansıması... İşçi sınıfının ve sokak kültürünün temsilcisi Jack (Lin-Manuel Miranda) filmin ana karakterlerinden biri mesela... İnsanlar sınıf ve ırk farklarını kafaya takmadan birbirlerini seviyor, kol kola dans ediyor, eğleniyorlar. Bırakın 1930'ları, bugün bile böylesi bir dünyada yaşadığımız söylenemez...  Ama ne önemi var... Yeni bir yıla giriyoruz, dünyanın daha iyi bir yer olacağına inanmak istiyoruz. Çoluk çocuk hep birlikte bu filmi seyretmek fena bir fikir olmayabilir. Sonuçta, içine girip ısınmak isteyeceğiniz bir düşler alemi bekliyor sizi.

FİLM TÜRKİYE'DE SADECE TÜRKÇE DUBLAJLA GÖSTERİLİYOR
İlk filmin başrol oyuncusu Dick Van Dyke'ın yanı sıra, Colin Firth, Meryl Streep ve Angela Lansbury gibi  deneyimli isimlerin de yan rollerde yer aldığı “Mary Poppins: Sihirli Dadı”yı ben orijinal dilinde seyrettim. Ama filmin Türkiye'de sadece Türkçe dublajlı olarak gösterildiğini hatırlatmak zorundayım. Bu durumun çağın ruhuna aykırı bir uygulama olduğunu düşünüyorum... İngilizce dil eğitiminin nerdeyse 4-5 yaşlarında başladığı bir çağdayız. Dolayısıyla, bütün anne babalar dil öğrenimine katkıda bulunsun diye çocukların altyazılı film seyretmesini teşvik etmeye çalışıyor.  Ayrıca Türkiye, yılda neredeyse 70 milyon sinema biletinin satıldığı bir ülke... Türkiye'de yaşayan yabancıları geçiyorum, yeni yıl nedeniyle farklı ülkelerden gelen turistler var ve onlar da film seyrediyor. Animasyonları anlayabilirim. Sonuçta orijinal kopyaları da dublajlı ama “Mary Poppins: Sihirli Dadı” oyuncuların performansına dayalı bir film...
Gerçeklerin farkındayım. Dağıtımcılar, bu konuda işletmecilerden gelen talepleri dikkate alıyor ve son yıllarda seyircilerin bilet alırken Türkçe dublaj sorduğunu çok iyi biliyorum. Türkçe dublaja da karşı değilim. Üstelik Türkiye'de dublajın genellikle özenli ve kaliteli yapıldığını da biliyorum. Seyirci sayısını artıran bir uygulama olarak her filme yapılabilir ama performansa dayalı böylesi bir müzikal filmi Türkiye'de sadece dublajla gösterime girmeyi anlamakta zorlanıyorum.
Sonuçta karar sizin, şarkılar dahil her şeyin Türkçe olduğu dublajlı kopyayı seyretmek istiyorsanız film gösterimde...
Filmin notu: 6.5


 



Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300