Sandıktan tabuta: Darbeci gibi mi… Yüzde 90 oy almış gibi mi?
Şunu yaptı, bunu yaptı, biliyorsunuz zaten.
Bilmekle kalmayıp özellikle yaşı 50 ve üstündekiler kendilerinin de ne yapıp yapmadığını biliyor.
O yüzden şunu diyeyim kestirmeden:
“Silahlı Kuvvetler’e yüzde 90 güvenen” bir milletin “kendilerinin oy verdiği siyasetçileri ve partileri” de, esasen halkın haklarını da derdest eden Silahlı Kuvvetler paşalarına verdiği yüzde 90’dan fazla oydur.
***
Bunu her gün hatırlamadan bir millet ne tarihi ne talihi hakkında karar verebilir.
12 Eylül öyle 27 Mayıs gibi “solcu” sanılıp “bir cephe”ye…
Hatta 12 Mart gibi “sağın hanesine” yazılmış darbelerden çok farklı…
Bir “milli mutabakat darbesi”dir!
Bugün ne AKP’li, ne CHP’li, ne MHP’liler ve ne de tarih olmuş ötekilerden bakiye kalanlar kendini Evren’den sıyırabilir.
Çok sevilen adıyla “Evren Paşa”, millet olarak ikiyüzlülüğümüz, ikinci yüzümüz, esas yüzümüz, mütemmim cüzümüzdür.
***
Bu ülkenin burjuvazisi, sermayesi işçilere karşı Evren Paşa olmuştur.
Bu ülkenin medyası hakikatler, acılar karşısında Evren Paşa kesilmiştir.
Bu ülkenin bürokrasisi, yargısı, üniversitesi, din ve devlet işleri; cüppeliler, sarıklılar hep birer Evren Paşa olmuştur.
Bu ülkenin cumhuriyetçileri, ulusalcıları, muhafazakârları, liberalleri, milliyetçileri ve hatta dün ve bugün kendini “solcu” sanan kimi kolcuları, çeşitli renk ve suretlerde birer Evren Paşa’dır o vakitler.
***
“Sandıkta millet iradesi” diye çok sevdiğimiz o muhteşem ifade, Evren Paşa’nın çeyiz sandığına dönüşmüştür.
Korkudan ise de ayıptır…
Gönülden ise de çok ayıptır.
O günlerde, korkuya, baskıya, tehdide, şiddete rağmen o yüzde 10 oyu vermeyenler, bir darbeyi kendi elleriyle ve oylarıyla kutsamayanlar, soldan ve sağdan her kimseler, bu ülkenin esas onurudur o yüzden.
O yüzden, bugün Cumhurbaşkanı’ndan sıradan vatandaşına; darbeye karşı atıp tutanlar önce bir aynaya bakacak, “Darbede ne yapmıştım baba” diye.
Darbenin esas işçilere, çalışanlara karşı yapıldığının farkında olan ve “Artık gülme sırası bizde” diyen bir sermayeye karşı…
İşçi temsilcisi Kenan Budak misal, darbe sonrasında Zeytinburnu’nda özel sürek avında neden öldürülmüştü, bir düşünecek?
Bugün hala darbe hukuku ve darbeli kapitalizmle sermaye biriktirenler yılda 1800 işçiyi işyerinde, öyle adı cinayet-katliam olmadan, hukuk ve piyasa şartları içinde katlediyorsa; öyle atıp tutarak “darbe karşıtı” olunmadığını da bileceğiz.
Çünkü darbe sadece millet iradesine karşı değil, bir milletin çeşitli mensuplarının hayallerine, umutlarına, hayatlarına da karşıdır.
O umut ve hayallere zaten karşı olanlar, öyle çok sesliliği, çok renkliliği, hayat ve siyaset mücadelesini kabul etmeyenler; dün ve bugünü birleştiren “derin darbe kültürü”nün parçasıdır, ne derlerse desinler.
Darbe her zaman azınlık işi değil, 12 Eylül şeklinde görüldüğü gibi zaman zaman çoğunluk rezaletidir!
***
Bırakın Türkiye çapında, Türk veya Kürt, başını dik tutmak isteyen işçilerin, öğrencilerin, hukuk insanlarının, köylülerin, öğretmen ve öğretim üyelerinin, memurların ezilmesini, sürülmesini, kazınmasını…
Bugün poşet çay gibi sallama demokrat kesilenler ve isterlerse 12 Eylül’deki büyükleri adına daha da gençler, “Darbeci Millet”in bizatihi kendisiyle yüzleşmeli, en azından kendilerine sormalıdır:
Emekli, yaşlı veya daha genç TSK mensupları da, yaşı uygunsa “Darbede ne iş yaptığını”, daha gençse “darbenin özü”nü kendilerine sorabilmeli, sorabiliyorsa.
“Halka karşı darbe”yi yüzde 90 oyla desteklemiş “halk” olarak, herkes, hepimiz şunla yüz yüze gelebilmeliyiz:
Yoksa otoriteye tapınmanın, baskıya boyun eğmek ve diz çökmek bir yana, bir de alkış tutmanın manasını asla çözemeyeceğiz.
Sandıktan çıktığında da…
Tabuta girdiğinde de!
- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce