Önceki Başbakan'dan şimdiki Cumhurbaşkanı'na: 'Savaş kolay, barış zordur"
Bir ülkenin “seçilmiş” iktidarının başbakanı, ki sonra “seçilmiş” Cumhurbaşkanı da olmuş, millete sesleniyor ve vaat ediyor:
“Şunu bilin ki AKP iktidarı, Tayyip Erdoğan batıda ne söylüyorsa doğuda da onu söyler. Çünkü hakikat dört mevsimde aynıdır. Gece başka sabah başka olmaz. Her yerde her zeminde aynıdır.
O sırada önceki Başbakan’ın eşi “Anaların ağladığı ülkede huzur olmaz” diyor.
***
İktidar partisinden önemli bir isim herkese müjde veriyor:
“Çözüm sürecinin en büyük teminatı Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Bu işe yüreğini, hayatını koymuştur. Bir iki senedir şehit gelmiyor, buna sevinmeyelim mi? Artık eski düşmanlık tohumları yavaş yavaş gidiyor ve dostluk tohumları ekiliyor, buna sevinmeyelim mi?
Çünkü “Önceki Başbakan” diyor ki:
“Biz çözüm için her yola başvururuz. Biz o baldıran zehrini içeriz. Yeter ki bu ülkeye huzur gelsin. İmralı’ya gidilmesine izin veriliyorsa, tek nedeni, acaba bu yolda adım atılabilir mi, düşüncesi. MHP bunu da istismar ediyor.
Bu arada “İmralı”dan ve görüşen BDP, sonra HDP heyetlerinden mesaj sürekli “Silahların bırakılacağı, en azından silahlı grupların Türkiye dışına çıkacağı süreç”e dair!
Sonuncusu bırakın bin yılı, bir gün bile sürmemiş başka bir 28 Şubat Süreci olan Dolmabahçe mutabakatı! Seçimlerden sadece üç ay kadar önce; bugünden altı ay!
O gün HDP Heyeti, “Öcalan’ın PKK’ya, silah bırakmak üzere baharda kongre çağrısı”nı ilan ediyor!
İktidar adına da müjde Yalçın Akdoğan’dan geliyor:
“Bu açıklamayı önemli görüyoruz. İyi niyetli, kararlı, samimi şekilde sürece sahip çıkılması, tüm kesimlerin taşın altına elini koyması, zorlukları kolaylaştıracak. Biz de milletimizin hayır duası ile süreci sonuna ulaştırmakta kararlıyız. Biz birlikte Türkiye’yiz.Her şey Türkiye için.”
O 28 Şubat Çözüm Süreci’nde iktidar medyası millete karış karış barış müjdeliyor. Diğer cambazlar bir yana, bu meselelere yakın olan biri bile “Havuz’un içinden” şöyle yazıyor:
“Bu fotoğraf Türkiye’yi barışa inandırdı. Hükümet Türkiye’ye karşı silahlı isyan başlatan bir örgütle barışma kararlılığında olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösterdi.
Öyle işte.
Seçimden sadece üç, bugünden sadece altı ay öncesi bile manzara bu!
Müjdelere bak bir…
Bir de 16 şehit asker, 14 şehit polis, cansız bedeni buzdolabında saklanabilen 13 yaşında Cemile, minik Fırat, kızının yanında öldürülen polis, kahpece vurulan doktor, Kürtçe konuştu diye öldürülen genç baba, yakılan binalar, operasyon değil katliam isteyenler, gazete basıp tekrar basanlar, otobüs taşlayanlar, işçi dövenler, nefret kusanlar ve daha nicelerinden müteşekkil “olan biten ve bitmeyen”e bak!
Kendi memleketinde topyekûn düşman muamelesi gören, halihazırdaki hükümetin bir bakanının bile, halihazırdaki “uyutulan” Meclis’in milletçe seçilmiş milletvekillerinin dahi sokulmadığı, 7 gün sokağa çıkma-doktora kavuşma-cenaze kaldırma-biraz insan, biraz vatandaş olabilme yasağının konduğu, halihazırdaki “seçimden çıkmamış” Başbakan’ın “sivil ölü yok” diyebildiği…
Nasıl bir müjde imiş o…
Nasıl bir karanlıkmış yahu!
Ne büyük, ne sinsi, ne kanlı bir yalanmış bu.
***
Önceki Başbakan “Savaş kolay, barış zordur. Biz zora talibiz” diyor…
Şimdiki Cumhurbaşkanı’ndan cevap geliyor: “Hadi oradan. Herkes haddini bilecek!”
- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce