Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Sivil katliamı sürüyor: Dünyada iki düşman devletten üç İsrailli ile bir İranlının aynı anda öldürülmesi Türkiye topraklarında gerçekleşti.

Sivilleri hedef alan insanlık suçunda 6 ülkeden 12 yaralı, bir de iki kardeş, 7 yaşında Elçin, 2,5 yaşında Asya.

Ve “İstiklal”e ölüm şöyle, göre göre, göstere göstere düştü:

***

PERŞEMBE Taksim-İstiklal Caddesi hattında Almanya Konsolosluğu ve Alman Lisesi’nin ihbardan dolayı kapatılması üzerine İstanbul Valiliği:

Bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde, özellikle sosyal medyada, son zamanlarda maruz kalınan terör olayları sebebiyle kamuoyumuzda oluşan hassasiyeti kullanarak halkımızı tedirginlik ve endişeye sevk edebilecek şekilde haber ve mesaj yayılmaya çalışıldığı görülmektedir.

Bunların terör örgütlerine müzahir kişilerce ülkemizin huzur ve güvenliğini bozmak amacıyla ve kasıtlı olarak yayılmaya çalışıldığı kamuoyumuzun malumudur.

İyi niyetli vatandaşlarımızın farkında olmadan bu tür art niyetli haberlerin yaygınlaşmasına alet oldukları anlaşılmaktadır.

Bazı yabancı ülke temsilciliklerinin de ‘teyide muhtaç duyumlarına’ dayalı olarak ve yetkili kurumlarla irtibata geçmeden tedbirler geliştirmeye çalıştığı ve kamuoyumuzu olumsuz etkileyebilecek tasarruflarda bulunduğu görülmektedir.

Halkımızın sadece yetkili mercilerin yapacağı resmi açıklamalara itibar etmesini, kaynağı ve amacı kuşkulu sansasyonel ve gayrı ciddi haber ve söylentileri dikkate almamalarını kamuoyuna saygı ile duyururuz.

***

CUMARTESİ İstiklal Caddesi’nde patlama üzerine İstanbul Valiliği:

Beyoğlu İlçesi Kaymakamlığı önünde bir canlı bomba kendini patlatarak 3 vatandaşımızın ölümüne sebebiyet vermiştir.

21 vatandaş yaralı olarak hastanelere kaldırıldı, bunlardan 3’ü ağırdı. Bir tanesi biraz önce hastanede vefat etmiştir.

***

Kendini patlatarak başkalarını, sivilleri de öldürmeyi göze alan, gözü dönenler karşısında yapılabileceklerin sınırı olduğunu biliyorum.

Ancak ortada ciddi bir sorun var:

İstiklal Caddesi’ne dair ihbar (ve istihbarat) gerekçesiyle Almanya vatandaşlarına, Konsolosluk çalışanlarına, Alman Lisesi’ne “ciddi uyarı” ile kepenk kapattırıyor…

Konsolosluk ve Lise’deki Türkiye vatandaşları, öğrenciler de “uyarı”nın kapsamında bulunuyor.

Lakin o gün Vilayet diyor ki, “Kuşkulu, sansasyonel, gayrı ciddi haber ve söylenti.”

Almancadan resmi dilimize tercüme edersek, Almanya “Achtung” diyor…

Vilayet ise “Zaytung” diye hepimize “Allah rahatlık versin” buyuruyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Beyoğlu ilçesi esnafı, İstiklal Caddesi müdavimi, çevre mahallelerde mukim insanlar, elde kalan son turistler “Almanlar”a inanacaktı ki…

Vilayet “O haberler Şayze” dedi.

O vakit biz de Vilayetimize inanıyoruz…

Sokağa çıkıyoruz…

Her memleketten gelip parça parça havaya uçuyoruz!

Olan budur Herr Vali!

***

Almanya ve mültecilere kapı kapatan silah arkadaşları bize 3 milyar avro lütfediyor…

Birbirinizi yiyin, mülteciyi ölü ya da diri tutun, bizdekileri geri alıp sokaklara salın, mendil satsınlar, dilensinler, istismar edilsinler, toplama kamplarına tıkın, havaya uçacaksanız kendiniz uçun diye.

Biz “Tarihi Anlaşma” sayıyoruz.

Elbet “Anlaşma Tarihi” var; 18 Mart Çanakkale Zaferi’ne denk:

Almanya ve İttihat Terakki yüzünden battığımız ve paramparça çıktığımız Büyük Felaket’te İngiliz donanmasına karşı Büyük Zaferimiz”in yıldönümü.

O gün tam işgal edilmeden önce İngiliz, Avustralya, Yeni Zelandalıları püskürtmüşüz, Almanlar için de can verip…

Bugün “Goeben ve Breslau zırhlıları” yerine Almanya botla mülteci postalıyor; Çanakkale’de yendikten sonra İstanbul’u işgal eden İngiltere el çırpıyor; Antep ve Suriye işgalcisi Fransa mülteciyi tut, vizeyi unut diyor; en lagar işgalcimiz İtalyanlar bile hem mülteci yollayacak hem sitem ediyor; onların da kışkırtmasıyla Anadolu işgalcisi olup kendi büyük felaketine de yazılmış Yunanistan şimdi çıkarma gemilerine mülteci bindiriyor, Ege’de yüzlercesini hep birlikte denize döküp yok ettiğimiz sularda!

Bu rezalete AB ile birlikte utanmadan “Tarihi Anlaşma” diyoruz.

***

Eski militan, Gdansk direnişçisi, Polonya azınlık mensubu iken yıllarca başbakan olmuş AB Konseyi Başkanı Tusk bile utanmadan diyor ki, “Standartlarımız sebebiyle buraya gelmeye çalışıyorlar. En hoşgörülü olduğumuz için.”

Mültecilerin 3 milyar avroya tıkıldığı toplama kampı olarak biz de hiç utanmıyoruz, “Sende kalmıyorlar, çünkü standart yok, hoşgörü yok” diye anlayıp alınmıyoruz bile.

Ulan mülteciler Avrupa ve ABD’nin istila, işgal, sömürgecilik, emperyalizm, diktalara destek, toprakları, ilikleri sömürüp ciğerleri sökme politikaları sonucu olmadı mı, ölmedi mi” diye adamın yüzüne bile çarpamıyoruz!

***

Sonra Herr Vali, gelişi çarşambadan belli olmuş perşembe günü neredeyse demeye getiriyor ki, “Almanlara inanmayın, çıkın İstiklal’e.”

Cumartesi çıkıyoruz İstiklal’e, bir bakmışız, paramparçayız; bir ölmüşüz bir ölmüşüz, Sur’da mıyız, Cizre’de mi, Yüksekova’da mı, Suruç’ta, Ankara Garı’nda, Merasim Sokak’ta, Kızılay’da mı; Bağdat’ta Şam’da mı, standardı yüksek AB kapısında mı?

Ölüm budur da…

İstiklal bu mudur yani!

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar