Kimimiz eliyle yazıyor… Kimimiz tırnakla kazıyor
Acının hakikiliğini bir sütuna sığdırmayı iddia etmek, yazıyı utandırır.
Bizim elimizle, parmağımızla yazdığımızı, tırnağıyla kazıyor çünkü bazı insanlar.
Yüzlerce ana, baba, kardeş; bir kabristanda gencecik evladın toprağını düzlüyor, ot temizliyor tırnaklarıyla.
Yüzlercesi de tırnaklarıyla toprağı kazıyor; bir kemik ile bir kafatasına mezar peşinde.
***
Hüsnü Yıldız mesela; Tunceli’de toplu mezara atılan kardeşinden kemikleri Dersim’de buldu!
Aynı yer demeyin; biri resmîdir, biri ölü!
Kardeşinin mezar hakkı için annesiyle açlık grevine yatmıştı.
Nihayet kimi CHP’li, yerel yetkililer, hükümet, devlet de kulak vermişti.
***
Çocuklarımız iyi okusun, mürüvveti görülsün, yolu açık olsun diye adanan adaklardan!
Az geç kalsa meraktan öldüğümüz, aramasa endişeye gömüldüğümüz, burnu kanasa yandığımız çocuklardan!
Oralarda, çoktan bulunmuş bir ceset, kimi çocuk 7 kayıp köylü ile ölüm makinesine itirazıyla yok edilmiş uzman çavuş da vardı.
13’ünde ağabeyi Seyhan’la gözaltına alınıp onu işkence sehpasında gördükten sonra serbest kaldığında, Hazni 11’indeydi.
Annesinin evlat peşinde uğradığı işkenceyi de gördü; Seyhan diye diye öldüğünü de… Karısından Cumartesi Anneliği miras kalmış babasının Seyhan diye çarpan kalbinin durduğunu da.
Şimdi 28’ine varmış ömrünü bir kuyuya indirip tırnağıyla kazıyor. Kendinden 14-15 yaş küçük ağabeyden bir kemik umuduyla.
Ağlanmaz mı; ağlıyorlarmış tabii.
Ağlıyor ve kazıyorlarmış!
Bu kuyuların kazılması için mücadele ettiler; İnsan Hakları Derneği ile birlikte.
Yıllar sonra bir savcı fezleke hazırladı. Kuyu kazıldı. Bir şey çıkmadı, dediler.
Kemikler bulundu. Devlet tekrar harekete geçti!
***
Tomris Özden de Albay eşinin “terör kurşunu” ile öldürüldüğüne inanmamıştı. Yıllar önceki mücadelesi bir kısım medya ile devlet nezdinde aşağılanmış, ruhunda ve hayatında saldırıya maruz kalmıştı.
Orgeneral Eşref Bitlis başta, “başka türlü” düşünen bir takım önemli subayların zincirleme kaza, intihar ve şehitliği o gün de tuhaftı, bugün de!
Şimdi o mezar da açıldı.
Kafasından vuruldu denmişti resmen. Kafası, artık kafatası! Mermi deliği var mı, yok mu, bakılmakta.
***
Bu iktidar devrinde, gönüllü ya da gönülsüz ama bu mezarlar açılabildi; şüpheler ve gerçekler, ete değilse de, kemiğe büründü en azından!
Bir kısım vatandaş ile meslektaş; muhaliflik ile o “Kemik Cehennemi” faillerine yandaş olmayı karıştırıyor!
İktidar ise, o cehennemin biraz aralanmasına nezaret ediyor da…
Bu kez, anormal kanun ve davaların anormal tutukluluk ve cezalarıyla; çok sayıda insanın masumiyetini, haysiyetini, hayatını toplu mezara tıkıyor…
Çok sayıda gencin hayalleri, umutları, emekleri, yüreklerini!
Rıfat Ilgaz ve Yusuf Kurçenli’ye selamla… “Karartma Geceleri” bitmiyor ya!
Bu cehennemde ölmeye, öldürmeye en çok yollanan “devlet görevlileri”nden “uzman jandarmalar” da fiilen yok ediliyor.
Devlet birden karar vermiş onların ortadan kaldırılmasına; sanki bir izi siler gibi.
“Şehit olmadıkça” zaten yoktular; şimdi binlerce insanın toplu cenazesi kaldırılacak! Bir çay, bir tuvalet ihtiyacı için dahi, orduevi kapısından çevrilmelerine de gerek kalmayacak!
- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce