Yolsuzlukla büyük mücadele: Türk Silahlı Omletleri Davası!
Bu ülkede bu titizlik, bu “yetim hakkı” aşkı olduğu sürece, sırtımız yere gelmez.
En ufak şeyin hesabı soruluyor.
Hükümet ve Meclis marifetiyle kamu ihalelerine fesat karıştıranın “Fesed” sayılmadığı dönemde…
Ne çarşıda, ne devlette, ne kışlada milim yolsuzluğa, usulsüzlüğe, istismar ve kayırmaya rastlanan; ahlaki seviyenin zirvede bulunduğu, tüyü bitmemiş yetimin baş tacı olduğu memlekette…
Buyurun bir iddianame kırayım size.
Genelkurmay’ın siparişiyle “askeri vesayet karşıtı” hükümetin hediyesi yeni Askerî Disiplin Kanunu gölgesinde çırpın.
Dilerseniz katı, kayısı, rafadan olsun; isterseniz kırın sahana, sucuklu olsun; ister menemen, ister omlet olsun, ister ortaya karışık “scrambled” kalsın gülüm!
***
Cephaneliğe asker tıkanlar, yargısız infaz emri verenler, astlara tokat atanlar, diskoda ölüme sebep olanlar, alttakileri intihara sürükleyenler, “siz ..tsünüz, biz baş” diyenler, “erleri hizmetçi gibi kullananlar”, OYAK’ı kendine yontanlar, vakıfları çiftlik yapanlar, zorla-tehditle bağış alanlar, kantin, gazino vesaire omletleyenler…
Asker veya sivil, kamu kaynaklarını dolaptan alıp eritenler; fesat, hile, üç kağıt, kayırma, dümende üstün hizmet ödülü ve başarı elde edenler; bilumum sivil-asker soyguncu;
Memuriyeti, makamı, rütbeyi, otoriteyi, hiyerarşiyi baskı, nüfuz, menfaat ve imtiyaz kılanlar…
Hepsi ayıklandı.
Sıra 0.91 TL’ye (doksan bir kuruşa) geldi.
Yahut belki de buradan başlandı.
0.91 TL için tutanaklar tutuldu, iddianameler hazırlandı, Savcı Yardımcısı Teğmen çalıştı, kanunları inceledi, tanıkları dinledi; epey vakit ile kağıt, kalem, elektrik, çıktı vesaireye nakit harcandı.
Çünkü üst üsttür, üstündür.
Hazine, hazinedir.
Vurun boynunu, alın bir lirasını, üstünü de vermeyin.
Görsün gününü.
Haklarını da iade etmeyin. Eti de sizin, kemiği de, iliği de, hakkı da, aklı da, haysiyeti de!
De ki, suçu bırak, “sanık”ın yaptığı; kendine dört yumurtalık omlet imtiyazı, 0.91 TL’lik menfaat sağlaması, bunun için astı Memed’e emretmesi ayıptır…
Peki askeri ve sivil; devlette, siyasette, bürokraside tek nüfuz kullanımı, tek imtiyaz örneği, tek suistimal; tek ayırma, kayırma, doyurma bu mudur!
Ne diyor Hamlet:
Omletmek ya da omletmemek!
İşte adalet denen mesele bu!
Sonuçta birdenbire ne oldu?
ABD’ye giderken esasında Rusya’ya gitmiş olduk.
Nitekim Başbakan da, “ABD ile tam mutabakat” derken, Rusya’ya (da) gitmekten söz ediyor.
Cumhurbaşkanı Rusya’yı takdir ediyor.
Görüşlerimizin “geliştiği”, hatta “değişebildiği” söyleniyor.
Ama “Şam’da kayısı”, yani en iyisi ve irisi, kimine göre de “Rusya’nın görüşleri değişmiş” oluyor!
Benim anladığım şu:
İki ayrı kişiden söz ediliyor.
Bu karışıklık ondan.
İstihbarat ve Emniyet’teki koordinasyonsuzluğun da eseri deniyor ya; Hatay’da 51 ölü.
Bu kez koordinasyonlu operasyonda, 10 ölü.
İki durumda da kaçış yok!
- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce