Bana göre, ölü soyuculuk!
Şöyle soruyorlar:
İki, üç haftada 7 subay intihar etmiş olsaydı, ne olurdu?
İki, üç haftada 7 futbolcu, 7 banka müdürü veya 7 tanınmış gazeteci intihar etseydi?
İki, üç haftada 7 dizi oyuncusu, 7 işadamı intihar etseydi?
Tabii ki kimse o hale gelmesin, kimsenin başına gelmesin.
Çünkü “alttakiler” olunca…
Gazeteciliği de, hükümeti, Genelkurmay’ı, muhalefeti, cemaati, cemiyeti de pek ilgilendirmiyor.
Çünkü tavır alamıyor, bu tükenişin, şu ölümlerin sebebini, hesabını soramıyorlar.
Bir yılda bin işçiyi yutan “iş cinayetleri”ndeki o tam mutabık sessizlik gibi.
***
O yüzden bu “sınıfsal” bir mesele:
Her cins iktidarın “alttakiler”e karşı ve onların tam karşısındaki pozisyonunun teyidi.
Güçlülerin, servet, kudret, şöhret, makam, rütbe sahiplerinin milyonlarca “sıradan insan”a yutturduğu zoka:
Yoksa üzerinde onca yıllık üniforma, sözde milletin çok sevdiği ve sözde devletin, hükümetin, Genelkurmay’ın üzerine titrediği 7 asker, 7 astsubay peş peşe intihar edince hiç olmazsa bir yaprak kımıldardı!
***
Pazartesi yazısında, minik çocuklarını sıkı sıkı tutan bir “asker” babanın fotoğrafa asılı kalmış gülümsemesi, peş peşe 6 intihar vardı.
O yazı okunurken veya okunmazken, gün içinde dönüp dururken, o gün Kahramanmaraş’ta 39 yaşındaki Astsubay Murat Taşan da başına ateş etmiş, ölü bulundu.
“Standart haber” kurgusu, komutanların verdiği “bilgiyle” şöyle:
Ne gazeteci ötesini merak ediyor; ne en büyük medya grubunun ajansı bile haber sonuna, “iki, üç haftada 7’inci intihar” yazabiliyor.
Yapısal-kökten militer sorun, kişisel sorun diye paketlenip perdeleniyor.
Aşağılama, hakaret, küfür, tokat, boyun eğdirme düzeni; o “sınıfsal tahakküm” de sürüyor.
***
O kadar ki, önceki gün Kara Kuvvetleri mesaj sistemiyle tüm “alttaki profesyonel askerler”e bir sms yollandı.
Diyordu ki, “Vefat eden bir uzman erbaşımız vakıflara üye olmadığından ailesi mağdur olmuştur. Üyeliğinizi gözden geçirmeniz dileğiyle başımız sağ olsun.”
İsterseniz “yuh” diyebilirsiniz, akbabalığın, çakallığın, ölü soyuculuğun böylesine!
Uzman Çavuş Yusuf Bulgurcu, Suriye sınırında top arabasıyla taktik tatbikat sırasında uçuruma düşmüş ölmüştü.
Daha cenaze kalkmadan, komutanlar ve devlet, “şehit olmadığını” ispata koştu. “Bir şehitten tasarruf” için!
Emuzder Başkanı Esef Merdoğlu diyor ki, “Sınıra, Belengöz Karakolu’na tatil için mi gitmişti? Hoş, ölmeseydi, 34 gün sonra zaten 45 yaşına geldi diye kovacaklardı.”
Daha ailesinin kabir başında dua eden elleri inmeden belki, emekli generallerin yönettiği, emekli albayların teşkilat yöneticileri olduğu “Paşa vakıflar” adına, muvazzaf komutanlar “Bir ölü üzerinden parsa ve para toplamaya” sms koşturdu.
Çünkü sadece intihar etmeyen, artık kimileri dava açan ve bu yıl görülmedik (ama duyulmadık da) kitlesel protestoyla büyük bölümü vakıflara üyeliği reddeden, yoğun baskıya rağmen direnen “alttakiler” yüzünden vakıf gelirleri düşmüştü.
Sessizce, yoksul bir aileye yardımcı olacaklarına, öteki “alttakiler”i, kibarca ama kibirle tehdit ettiler:
***
İleride, bir pilot da dahil, “bila bedel” olsunlar diye, “muhafazakâr iktidar” ile “cumhuriyetçi” TSK’nın “tamahkâr, günahkâr ve riyakâr” işlerinden birinden, “şehitten saymama” seferberliğinden örnekler aktaracağım.
Ki bayıldığınız militer-kapitalizm ile kapital-militarizmin, kimi cumhuriyetçi ve muhafazakâr “şehit” edebiyatının esasen nasıl ikiyüzlü ve ahlâksız bir sınıf tahakkümü meselesi olduğunu bir de oradan görelim!
Arşivden:
Tam mutabakat!- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce