Tamah-kâr… Günah-kâr… Bir de ölenleri suçlar!
Tam 2 yıl önceydi…
Susurluk’tan beş depo mühimmat Afyon’a getirilmişti.
Yakında teftiş vardı.
Komutan hepsinin iki depoya sığdırılmasını emretti.
Mühimmat uzmanı Astsubay Bedri Nayim, “Gece yarısı, çoğu acemi erlerle bunun yanlış olduğunu” söyledi.
Komutan ısrar etti. Astsubay “yazılı emir” istedi. “Oda hapsi” dendi.
İki astsubay, 23 asker, kamyon farıyla bomba taşıyıp depoya istiflemeye zorlandı.
Sonra…
25 aile, evlatlarıyla, eşleriyle, kardeşleriyle, babalarıyla, nişanlılarıyla birlikte paramparça oldu.
20 bin el bombası 20 kilometreye…
Paramparça askerlerin dokuları 6 kilometreye yayıldı.
Öyle yakıcıydı ki, sıcaklık 3-4 bin dereceye yükselmiş, yorgun ama güçlü bedenleri bile bir çırpıda eritmişti.
İşte o evlatlar 6 kilometreden kazındı.
Şöyle düşünün:
Onun mezarına yanlışlıkla tertibi gömülmesin diye!
O yanlışlıkla tertibinin kabrine konmasın diye!
Şöyle düşünün:
(Askeri bilirkişiye göre) 3-4 bin derece bir sıcaklıkta eridi evladınız…
Ve evladınız paramparça, toprak altında iken…
Emir-komuta zincirinin alttakileri 6 kilometreden kazınmışken; emir sahipleri serbest ve görevde…
Ve şöyle düşünün:
Yetmiyor.
Ölü astsubaylar “esas komutanmış” gibi patlamadan sorumlu tutuluyor…
***
Hemen ondan 6 ay, bugünden 2.5 yıl önce.
Van’da depremden canlı çıkabilmiş bir işçi; kocanız, kardeşiniz, evladınız.
Ekmek İstanbul’da bir AVM inşaatının ağzında.
Cilalı AVM yapanlar, işçilere naylon çadır münasip görmüş.
Tek çıkışlı Sahra çadırı.
Dışarıdaki fazla sünger yatakların da içeriye istiflenmesi emredilmiş.
Mart soğuk hala, içeride elektrikli ısıtıcı; ekli, bantlı, açık kablolar.
Sonra…
Yetkililerden sözler, laflar, boş laflar.
Şöyle düşünün:
Eriyen sizin kocanız, evladınız, kardeşiniz.
Ve mahkemede bilirkişi raporu diyor ki…
***
Özellikle 2007-2008.
Tersanelerde işçi ölümleri katliama dönüşmüş.
Aşırı sipariş, aşırı çalıştırma, aşırı taşeronlaşma, aşırı kâr hırsı.
Neredeyse her gün yazıyorum.
Tersanecilerin başı, Oda Başkanı, “Ölebileceklerini bilmeliler. Burası tekstil atölyesi değil” diyor, kibirle.
Yıllar sonra, başbakanı ile kısık sesle tapesi çıktığında ise çok kibar; Başbakan’ın bitmiş bir askeri ihalenin bozulup ona verileceğini duyurmasıyla kendinden geçiyor.
O sıra da kendi tersanesinde üç ölü işçi daha yatarken!
Zaten gülüm, “Tekstil atölyesi” de öyle çiçek desenli, pamuk gibi kumaştan değil.
Misal Bursa’da bir atölyede, hava almaya çıkıp işi aksatmasınlar diye, gece mesaisinde içeri kilitlenen 5 kadın işçi alev alev yanıyor.
İstanbul’da, sel götürürken zorla çalıştırılmak için servis aracına yüklenen tekstil işçisi kadınlar boğuluyor.
Fakat işte, işçileri sorumlu tutuyor tersane patronu; para ve nüfuz gücüyle.
Çünkü, çünkü…
Ölümlerin hesabını ona sorması gereken İş Güvenliği Müdürü, hükümetin sabit sermayesi, 6-7 yılında 6-7 bin ölümü izlemiş Efendi de patronlardan yana, ölü işçilere vura vura demiş ki:
Devleti ve kolladığı sermayesi böyle vicdan dolu işte.
O işçiler sadece yukarıya çıkınca değil; efendiler filika denesin diye bir sandal dolusu işçi denize fırlatıldığında da boğuluyorlar.
***
Bunca cinayetin orta yerinde, hiç utanmadan, sıkılmadan… bak, günahtan ve Allah’tan da korkmadan neden böyle konuşuyorlar?
***
Şimdi de Rezidans Beyi ne dedi?
Sanki bedeli başkası ödemeliymiş, sanki kendi ölümlerinin sorumlusu yine işçilermiş gibi.
***
Yani iki gözüm…
Çünkü efendiler işçilerden de iyi biliyor ki, bu esasında sınıf savaşıdır…
Ve sermaye lejyonlarının devletlu, hisseli, borsalı, kasalı, kibirli komutanları; işçilerin maruz kaldığı katliamlar için bile işçileri suçlarlar!
***
Ama siz yine de bir düşünün:
- Komple saldırı mı komplo tezgâh mı?7 yıl önce
- Bundan böyle, Aznavour da yok!7 yıl önce
- İnci Sokağı'ndaki kız!7 yıl önce
- Fransa başbakanıydı… Barselona başkan adayı oldu!7 yıl önce
- Ajax'tan takasa, Avrupa'nın Pers seferi!7 yıl önce
- 380 yıl sonra Avrupa'nın 'din savaşları"7 yıl önce
- Cumhurbaşkanı adayına 'akli' muayene!7 yıl önce
- Faşizmin rehinesi olarak antifaşizm!7 yıl önce
- Her şey körleşiyor, derken… Devletler de itiraf eder!7 yıl önce
- İnsanların hüznü en çok gözlerinin içindedir!7 yıl önce