Reklamlarda sıkmabaş
Bir eşarp markası reklamında sıkmabaşlı bir kadın resmi kullanıyor. Reklamın sloganı: “Giyinmek güzeldir”.
Vermek istediği mesaj açık: “Giyinmek demek başını örtmek demektir. Biz bir kesimin markasıyız.”
Hürriyette Ayşe Arman cin gibi. Bu reklamı ve arkasındaki yaklaşımı eleştiriyor. Mehmet Y. Yılmaz ise bu ayrımcılığın çok ileri gittiğini düşünüyor.
Her ikisi de kendi açılarından haklılar ama asıl sorulması gereken soru akıllarına gelmiyor: “Neden başka hiçbir reklamda sıkmabaşlı, türbanlı kadınlar yok?”
Milli Görüş ülkede etkili olup iktidara geldiğinden beri birçok vatandaşımız başlarını AKP usulü örtüp yerlere kadar paltolarla geziyorlar. Bu insanların önemli kısmı yüksek gelir sahipleri. Özellikle AKP zenginlerinin eşleri artık en lüks otomobillerle, jiplerle geziyorlar. Satılan lüks konutları onlar alıyorlar. AKP yakını mücevher firmaları onlara pırlanta yetiştiremiyor.
Yani bu insanlar reklamların en önemli “hedef kitlesi” arasındalar.
Televizyon, gazete, açıkhavada gördüğümüz reklamların önemli bir kısmını veren firmaların sahipleri, eşleri, kızları, aileleri de bu kıyafetlerle geziyorlar. Bu insanlar böyle giyinmenin normal olduğunu düşünüyorlar.
Bu reklamverenlerin şirketlerinde çalışanların da çoğu öyle giyiniyor.
İktidar yakını pırlantacıların hediyeler verdiği Emine Erdoğan böyle giyinmiyor mu? Ama bakıyoruz aynı pırlantacının reklamında çağdaş görünümlü kadın oynuyor.
Türkiye’yi yurt dışında en çok temsil eden Abdullah Bey’in eşi türbanlı değil mi? İyi eğitimli ve bakımlı bakan Ali Babacan’ın eşi sıkmabaşlı değil mi?
Peki bu reklamverenler neden reklamlarında hep başı açık kadınlar kullanıyorlar?
Neden tesettürlü kadınlar reklamlarda ASLA yer almıyor?
Hiç düşündünüz mü?
Bunun nedenini daha önce de yazdım: “Petkaları” sıkmıyor!
Eşarp firması tesettürlü kadın kullanıyor. Çünkü onun kaybedeceği birşey yok.
Ama “örtünmeden” yana olan diğer reklamverenler biliyorlar ki reklamlarında “kapalı kadın” kullanırlarsa foyaları ortaya çıkacak, laik insanlar onların ürünlerini kullanmayacak.
Yani “takıyye” yapıyorlar.
Bekliyorlar:
Ne zaman ki bu toplumda laik insanların yaşama şansı kalmayacak, artık mallarının boykot edilme ihtimali ortadan kalkacak, o zaman kendileri gibi giyinen kadınları reklamda kullanmaya başlayacaklar. Hesaplarına göre o gün geldiğinde zaten satın alma gücü el değiştirmesini tamamlamış olacak. Nasıl ki eşarp satan biliyor ki laikler artık onun ürününü almasa da para kazanacak.
Halkı enayi yerine koyuyorlar.
Laik kadınların saçlarını kullanarak türban satın alıyorlar.