Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Çocuk Akıllı telefonlar ergenlerin zihin sağlığına zarar veriyor mu?

        Common Sense Media and Survey Monkey tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, günümüzde ebeveynlerin birçoğu, çocuklarının telefonlara bağımlı olduklarını düşünüyor ve akıllı telefonların çocuklarının zihin sağlığını etkileyeceğinden endişeleniyorlar. Her gün, çocuklarımızın – özellikle de ergenlikte olanların – akıllı telefonlar ve sosyal medya ile tembelleştiklerini, bağımlı olup yalnızlaştıklarını, seks izlemeye fazlasıyla meraklı hale geldiklerini ve gerçek dünyadan kopmaya başladıklarını duyuyoruz.

        Fakat korkumuz, biraz yersiz; online dünyada zaman geçirmenin ergen zihinlerde hasara yol açtığına dair herhangi bir bilimsel kanıt yok.

        Günümüzün gençleri, dünyanın gördüğü en eğitimli, şiddete en az eğilimli ve sosyal açıdan en gelişmiş neslin birer temsilcisi. Mental hastalıklar, kayda değer sayıda çocuk açısından gerçek bir sorun olarak hayatımızda – 18 yaş altı her 5 çocuktan 1’i gibi bir orandan bahsediyoruz – ve bu durum, akıllı telefonların öncesinde de böyleydi.

        Bu yüzden akıllı telefonların, ergenlikteki çocuklarda, zihinsel sağlık sorunlarına sebep olduğuna dair iddialara dikkat kesilmek gerekiyor. Eğer doğruysa, klinik uygulamalarda önemli bir dönüm noktası bu. Böylelikle ebeveynlerin, uzmanların ve eğitimcilerin gençlerde mental sağlık sorunları açısından müdahale edebilecekleri somut bir kaynak elde edilmiş olurdu. Önlem çabaları ve hayat kurtarma pratikleri, devrimsel bir değişime uğrardı.

        Ne yazık ki bu nesilde görülen depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarındaki artışı akıllı telefonlara bağlamak, pek de akla yatkın görünmüyor. Akıllı telefonların ya da sosyal medyanın, bu artışları tetiklediğine dair herhangi bir kanıt yok. Eldeki veriler incelendiğinde, birçok ergen bağlamında, onlineda harcanan vakit ile zihinsel sağlık arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı ortada. Bağlantı olarak gösterilen küçük detaylarda ise sebep ile sonuç arasındaki ilişkinin net olmadığı görülüyor.

        Peki bu durum, cihazlarına yapışıkmış gibi yaşayan gençlere dikkat etmenin anlamsız olduğuna mı işaret? Kesinlikle hayır. Gelecek çalışmalar, negatif etkileri ortaya çıkarabilir; şu anda büyük ölçekli araştırmaların sayısı oldukça sınırlı. Bu durumun değişmesi gerek ki olası risklere etkili bir şekilde tepki verebilelim.

        Bununla birlikte, zaten hassas bir pozisyonda olan ya da gerçek hayatlarında zorluklar yaşayan gençlerin, online dünyada daha az rehberlik aldıklarını biliyoruz. Maddi açıdan güçlü ebeveynler, çocuklarının online aktivitelerine daha çok müdahale ediyorlar – onlarla konuşarak, interneti daha güvenli bir şekilde kullanmanın yollarından bahsederek ya da onlara katılarak vs.

        Varlıklı uluslar arasında, internete ve cihazlara erişimlerde gelir dağılımının yarattığı eşitsizlikler azalıyor; ancak yeni bir dijital ayrım, oluşma aşamasında. Yüksek gelirli evlerdeki çocuklar, dezavantajlı çocuklara kıyasla, daha fazla haber okuyorlar ve interneti bilgi edinmek için kullanıyorlar. Düşük gelirli ailelerde ise gençlerin vakitlerinin çoğunu, sosyal medya kullanarak ya da video izleyerek geçirdikleri görüyoruz. Bu çocuklar söz konusu olduğunda, siber zorbalık gibi olumsuz dijital deneyimlerin ve okulda akranları ile sorunlar yaşamalarına sebep olan sosyal medya deneyimlerinin daha fazla olduğu aşikar.

        Bu durum, ebeveynler ve öğretmenler açısından, telefonların, gözden kaçırılabilecek sorunları ya da mücadeleleri yansıtan aynalar olarak iş görebilecekleri anlamına geliyor. Ayrıca halihazırda hassasiyetleri olan gençlerin, ekstra desteğe ihtiyaç duyabileceklerini anlama açısından önemli. Son 25 yılda, kaynaklara, imkanlara ve yatırımlara erişimde fırsat eşitsizliği artarken, gelir eşitsizliği de benzer şekilde artış gösterdi. Bu uçurumun online dünyada da kendini belli etmesi, son derece üzücü.

        Dijital dünya, yeni bir ergen türü yaratmıyor. Gençleri akıllı telefonlara çeken şeylerin çoğu – sosyal iletişim ihtiyacı, yeni deneyimler arayışı ve dünyayı keşfetme arzusu – zaten her zaman aradıkları şeyler. Tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi, onlineda da gençlerin rehberliğimize ihtiyaç duydukları aydınlık ve karanlık yerler var.

        Fakat onlara etkili bir şekilde yardım edebilmek için, akıllı telefonları günah keçisi haline getirmeyi bırakıp, temeline korkuyu değil, kanıtları alan dijital bir dünya inşa etmemiz gerekiyor. Yetişkinler gençlerle ve ekran süreleri ile uğraşırken, veri güvenliği, gizlilik ve otonomi kaybı gibi gerçek tehditler, gözden kaçmayı sürdürüyor. Bu ilerleyiş, çocuklarda görülen zihinsel sağlık sorunlarının gerçek belirleyici faktörlerini kaçırmamıza sebep olacak.

        O halde gençleri ve akıllı telefonları merkezine alan tüm bu endişelerin bir önemi var mı? Belki. Ancak düşündüğümüz şekilde değil muhtemelen. Ebeveynler, çocuklarına onlineda ne yaptıklarını sormaktansa, sanal dünyada geçirdikleri süre yüzünden kavga ediyorlar. Farklı bir yaklaşımın zamanın gelmedi mi artık?

        Kaynak: https://greatergood.berkeley.edu/

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ