HABERTURK.COM

Habertürk'te Hülya Hökenek'in sunduğu Enine Boyuna programına bağlanan Prof. Dr. Bingür Sönmez, Türkiye'nin koronavirüs salgını ile alacağı önlemlerin başında sürveyans testi geldiğini söyledi. Sönmez, bu takip testinin genç din adamları tarafından kapı kapı dolaşılarak yapılabileceğini kaydetti.

Koronavirüs'ün alt hastalıklara karşı tehlikeli boyutuna ilişkin bir soruya cevap veren Prof. Sönmez şunları söyledi:

Diyabet, astım, kalp hastalığı olanlar bu salgından daha yenik çıkabiliyorlar. Ama öyle hastalıklar var ki, basit bir griple bile yaşamını yitiriyordu, korona bir bahane oluyordu.

Prof. Sönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Tıp mensupları olarak koronaya teşekkür ediyoruz. Sağlık hizmeti verenlerin birer kahraman olduklarını, kutsal varlıklar olduğunu fark ettirdi. Yıllar önce kasabalarımızdaki doktorlara gösterilen saygı geri dönmesini bekliyoruz. Sağlıkta şiddet yasasının çıkmasını istiyoruz. Maalesef toplum olarak deniz ortasında Allah'a yalvarıyoruz, kıyıya çıkınca isyan ediyoruz. Tıp öğrencileri olarak korktuğumuz iki dersimiz vardı, koruyucu hekimlik, hijyen mikrobiyoloji. Dünyaca ünlü genetik uzmanı Fikrettin Şahin hocamız, 'dünyanın geleceğini virüsler tayin edecek' derdi. Şimdi bu gerçekle yüz yüzeyiz.

"İNGİLTERE'NİN YAPTIĞINDAN UTANÇ DUYDUM"

Tedbir almakta çok geç kaldık. Virüs üç ay önce gümbür gümbür dünyaya yayılırken, 'bize gelmez' düşüncesiyle yola çıktık. İtalya, Fransa, Amerika, Almanya bütün batı ülkeleri aynı hatayı gösterdi. İngiltere'nin yaptığı davranıştan utanç duyuyorum. Biz çocukken kızamık olduğumuz zaman, annelerimiz bizi kızamıklı çocukların yanına götürürdü ki, doğal aşılanmamız olsun diye. Kızamık aşımız yoktu. İngiltere 60-70 önce benim annemin uyguladığı tedaviyi uygulamaya kalktı. Hepsi cezasını buldu, Kraliyet Ailesi dahil korona oldular.

"RAHŞAN AFFI'NDAN DAHA BÜYÜK BİR HATA"

İtalya büyük bir hata yaptı, iç göçü önleyemedi. Zenginlerin olduğu kuzeydeki bölgelerde çıkan hastalığı güneye koşa koşa giderek bütün İtalya'yı enfekte ettiler. Bizde hala iç göçü önleyemedik. Aynı şekilde cenaze törenine gidenler oradaki insanları hastalandırdılar. Dağ köylerinde koronanın ne işi var? Hacılar oraya götürdüler! Büyük bir felaket geliyor gerçekten. Şu anda devletin izolasyonunda olan ve korona ile hiçbir sıkıntısı olmayan 300 bin mahkumu yıllar önce verdikleri af sözünü yerine getirebilmek için sokağa salmalarını Rahşan Affı'ndan daha büyük bir hata olarak değerlendiriyorum.

"CAMİ İMAMLARIMIZI GÖREVLENDİRSİNLER"

Ülkemizde bu işi çözebilmenin yolu Serdar Hocamızın söylediği sürveyans testi yapmaktır. Yani takip testleri yaptırmaktır. Biz bütün doktorlarımızı, tıp öğrencilerimizi sokağa salsak bile bunu yapmamıza imkan ve ihtimal yok. Bakın ülkemizde 86 bin cami, 144 bin din görevlisi var. 100 bin doktorumuzu sokağa salsak, 6300 sağlık ocağımızla hiçbir şey yapamayız. Her mahallede bir cami var, her 350 kişiye bir cami var. Diyanet İşleri Başkanı'ndan rica ediyorum. Camilerimizi, imamlarımızı görevlendirsinler. Her ezandan sonra 'Lütfen camiye gelmeyin, evlerinizde oturun' desinler. Biz minarelerden yapılan o anonsların ne kadar güçlü olduğunu 15 Temmuz'da gördük.

"GENÇ DİN ADAMLARI BU TESTİ YAPABİLİRLER"

Bugün utanç duydum, sayın Diyanet İşleri Başkanımız cuma namazı kıldırdı. Bir daha kıldırmamak kaydıyla. Gelen insanlar arasında 1,5-2 metre mesafe vardı. Ama çıkarken birbirlerine sürünerek çıktılar. Ben bu genç din adamlarının kapı kapı dolaşarak sürveyans testi yapacaklarını, evde ateşli insan var mı, kaç kişi temas etti, içeri girmeden, sosyal mesafeyi muhafaza ederek nasihatte bulunsunlar, insanlara moral versinler. Ateşi olanları, hasta olanları mutlaka sağlık ocağına rapor etsinler.

"KORONER BAKIMIN ADI KORONA YOĞUN BAKIM OLDU"

Özel hastaneler, Kocaeli depreminden sonra afet hastaneleri olarak sınırsız hizmet verdiler. Yaralı ve hasta sayısı belliydi, iki ay sonra iyileşen hastalar evlerine döndü. Şimdi durum çok farklı. Hasta sayısı gittikçe katlanarak artıyor. Biz hastalarımızı taburcu ettik. Korona hastalarına tahsis ettik. Koroner yoğun bakımın adı korona yoğun bakım olarak değiştirildi. 1 katımız eve gitmekten korkan doktor, hemşire ve personelimize tahsis edildi. Personel sıkıntımız gittikçe büyüyor. Özellikle 20-25 yaşındaki hemşerilerimiz son derece demoralize ve depresyondalar.

"SAĞ ÇIKANLARA GAZİLİK ÜNVANI VERİLMELİ"

Genç bir hemşire kardeşimiz koruyucu, madde, galoş, maske giyerek korona hastasının yanına gidiyor. Yemeğini yediriyor, terini siliyor, tuvalet ihtiyacı varsa onu görüyor. O odadan çıktıktan sonra üzerindeki her şeyi atıyor. Bir katta 10 hasta var ve bu hemşire her gün onları üç kez ziyaret ediyor. Bu savaştan sağ sağlim çıkan genç savaşçılarımızın gazi madalyası ile ödüllendirilmeli, Allah korusun hayatını kaybederse ailesinin güvence verilerek emeklilik verilmesini öneriyorum.

"ÖZEL HASTANELER TAMAMEN TIKANMIŞ DURUMDA"

Doktorların demiyorum, hemşirelerin ve personel maaşı devlet kadrosu şeklinde devlet tarafından ödenmezse, elektrik, su borçları subvanse edilmezse, kredi borçları ertelenmezse, ilaç, koruma malzemeleri, test kitleri ücretsiz olarak sağlanmazsa, vergi muafiyeti getirilmezse bu ülkede sağlık diye bir şey kalmaz ve bir daha da toparlanmaz. Bu ülkede özel hastaneler tamamen tıkanmış durumdadır. Kullandıkları malzemeyi bir daha yerine koyamayacak durumdadırlar.

"LÜTFEN SOKAK HAYVANLARINI UNUTMAYALIM!"

Biz özel sektör olarak sonuna kadar hizmete hazırız. Ama dilerim sonumuz olmaz. Sokaklar bomboş kaldı. Sokak hayvanları çok perişan. Lütfen kapınızın önüne bir tas su ve yemek koyun. Onların gizli kahramanı olun. Teşekkür ediyorum.