Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
'Senaryoyu okudum ve çok beğendim'
0:00 / 0:00

SHOW TV'de Ojo Pictures imzasıyla her çarşamba günü saat 20'de yayınlanan 'Cam Tavanlar'ın senaryosunu Meriç Acemi yazarken yönetmenliğini Fehmi Öztürk yapıyor.
İlgiyle izlenen dizide Bensu Soral ile Kubilay Aka ile beraber dizinin oyuncu kadrosunda Hatice Aslan, Utku Ateş, Ahmet Melih Yılmaz, Beril Kayar, Ayten Soykök, Mehmet Bilge Aslan, Şifanur Gül, Alper Kut, Aziz Caner İnan, Gizem Erdem, İsmail Karagöz, Şehnaz Bölen Taftalı, Ayhan Işık ve Cevdet Arıcılar gibi genç ve usta isimler bir arada yer alıyor.

'Cam Tavanlar'da 'İnci' karakterini canlandıran Ayten Soykök, Habertürk'e verdiği röportajda kadın hikâyelerinin daha çok anlatılmaya başlanmasının nedenini "İnsanlığın bilinç düzeyi arttıkça kadının yerinin ve hayattaki rolünün ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor" sözleriyle açıkladı.

'Cam Tavanlar'ın kadrosuna dahil olma sürecinden söz eder misiniz?
Yönetmenimiz Fehmi Öztürk ile 'Lale Devri' dizisinde beraber çalışmıştık. Görüştük, bilinen süreçler yaşandı. Senaryoyu okudum ve çok beğendim, kabul ettim.

Dizinin hangi özelliklerini özel bulduğunuz için 'Ben bu işte varım' dediniz?
Toplumsal adaletsizliğin olduğu bir dünyada kadın dayanışmasını, kadınların baskıları yenip yeni yollar aramasını, cesaret ve amaç sahibi olmanın değerini çok iyi anlattığı için "ben bu işte olmak istiyorum" dedim.

'Cam Tavanlar'ın izleyicide nasıl bir etki bırakmasını umarsınız?
Kadınların öncelikle kendi değerlerini anlamaları ve hayallerini gerçekleştirebilmeleri için yol göstereceğini düşünüyorum. Küçük bir jest ile başlar bazen büyük değişimler, farkındalıklar...

Canlandırdığınız 'İnci' karakterini tanımlayabilir misiniz? Sizinle benzer veya zıt yönleri nelerdir?
'İnci' karakteri, iyi bir ailede büyümüş, iyi eğitimler almış. Kendisini, kendi becerilerini tamamen ailesine adamış bir kadın. Ama zamanla içinde yalnızlaşmış bir kadın. Bir boşluğa düşmüş, çevresindekileri mutlu ederek, mutlu olacağını düşünerek yola çıkmış ama günün sonunda görünmez olduğunu fark etmiş bir kadın. "Ben buradayım, beni görün!" der gibi bir hali olduğunu düşünüyorum. Dışarıya gösterdiği bir İnci var; neşeli, hayatı ti'ye alan... Ama içeride yalnız bir kadın. 'Leyla' karakterine yardım etme duygusu da buradan geliyor. Aslında kendi gençliğinde yapamadığı şeyleri 'Leyla' üzerinden telafi ediyor. 'İnci'nin değişimi de 'Leyla' karakterine yaptığı küçük bir jestle başlıyor. Bana benzeyen yönü çok az. Tamamen zıt karakterleriz.

Kadın merkezli hikâyelerin anlatılmaya başlandığı bir dönemdeyiz. Sizce kadın hikâyelerinin daha çok anlatılmasına yönelik arzunun kaynağı nedir? Kadın hikâyelerini merkez alan yapımların artması, kadınların toplumdaki önemine yönelik oluşan farkındalığın ölçüsü yeterli midir?
Tüm dünyada bir değişim var. Değişimler ihtiyaçtan doğar. İnsanlığın bilinç düzeyi arttıkça kadının yerinin ve hayattaki rolünün ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Kadın hikâyelerinin artması elbette yeterli değil. STK'lar bunun için çok uğraşıyor. Bu sadece Türkiye'de değil, dünyada da böyle. Kadına el uzatan yine kadınlar oluyor. Kadın senarist bence çok önemli. Kadın senaristler desteklenmeli. Kadını en iyi anlatan yine kadın oluyor. Bizim senaristimiz de bir kadın. Yapımlar da, sonuçta var olan ihtiyacı görüyor ve bu konuda çalışıyor.

Kadınlara yönelik ayrımcılığın ve mobbing'in ana kaynağı nedir? Bu kaynağın oluşmasında sizce kadınların payı nedir?
Bu tabii çok kolay anlatılacak bir durum değil. İnsanlık tarihinden bugüne gelen öğretiler var. İnsan küçücük bir alışkanlığını değiştiremezken davranışlarımıza oturmuş olan bir durumu değiştirmek çok zor. Kadının ikinci sınıf vatandaş olduğuna inanılmış. Ona bir rol biçilmiş erkek dünyasında. Kadın arka plan resmi olmuş. "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.'' cümlesi bence durumu itiraf eder gibi. Kadın başardığında arkasında bir erkek olduğu söylenmez mesela. Neden? Yok mudur? Vardır hem de çok vardır. Ama erkek hiçbir zaman arka planda olamaz. O zaten başarılıdır seçtiği kadın her kimse ona yardım eden rolündedir.

Feminizm akımının kadınların toplumdaki öneminin altının çizilmesindeki payının ne ölçüde olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye'de kadınların yasalar karşısında eşitliği, eğitim düzeyinin yükseltilmesi, şiddete karşı korunması, emeğinin sömürülmemesi, sağlık hizmetlerine erişmesi, politikaya katılımlarının artması gibi birçok konuda kazanım için kadın örgütlerinin payının çok büyük olduğu aşikar ve tartışılamaz bir durum. Feminizm bir teori olduğu gibi aynı zamanda hak eşitliği, insanlık şerefi, kadınların karar verebilme özgürlüğü gibi konuları da içerdiği için politik bir harekettir. Cinsiyet hiyerarşisi baskısının sona ermesi ve toplumsal cinsiyet tutumlarının aynı değerde olması için toplumun değişimini amaçlayan bir yapıdır.

1997'den 2021'e kadar geçen süreci göz önünde bulunduracak olursak mesleğiniz adına neleri başardığınızı, neleri başarmak isteğinizi söyleyebilirsiniz?
Neler başardım, başaramadım bilmiyorum. Başardığım şey; işimi kendi inandığım bir şekilde yapmak, doğru şekilde yapmak, mesleğim olan oyunculukta rollerimi olabildiğince hissederek karakteri doğru yansıtarak duygu işçiliği yapmak... İşimi yaparken de hayatın tadını çıkarmak dostlarımla iyi vakit geçirmek... Başaramadığım bir şey olduğunu düşünmüyorum. Başarı sonuçta göreceli bir şey. Benim için hayatta huzurlu, neşeli ve ahlaklıysan; kendine ve dostlarına jest yapabiliyorsan başarı odur benim için.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.