Öztark'ın açıklamaları şöyle; 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İstanbul'da YSK'nin göz yummasıyla başlayan, aslında delilsiz ve kör itirazlara dayanan sandıkların yeniden sayılmasına ilişkin süreçte sona yaklaşıldığını belirtti.

İstanbul İl Seçim Kurulunun 1 Nisan'daki tutanağında "kazanan Ekrem İmamoğlu" yazdığını aktaran Öztrak, "Tüm sayımların sonunda yine Ekrem İmamoğlu seçimi önde götürüyor. Sona doğru yaklaştığımızda kendisine en yakın adayla olan oy farkı 14 bin civarında. Bir başka ifadeyle İstanbul'daki seçmenlerin yüzde 49'una yakını 'biz, büyükşehir belediye başkanı olarak İmamoğlu'nu görmek istiyoruz' demiş. Yüzde 49 oy İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tarihinde rekor. Bundan daha yüksek oy alan yok." diye konuştu.

"Şimdi, hukuksuz yeniden saydırma girişimlerinin sonucu değiştirmeyeceğini gören mızıkçı iktidar, 1 Nisan'dan beri ağzında gevelediği 'organize işler' senaryosunu devreye soktu ve seçimi çalmak için düğmeye bastı." diyen Öztrak, hazırladığı "organize seçimi çalma şeması"nı kamuoyuyla paylaştı.

Seçim ve sonrasında yapıldığını iddia ettikleri usulsüzlükleri şema üzerinde anlatan Öztrak, 1 Nisan'da Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaybettiklerini anlayarak, kazandıkları belediyeler arasında İstanbul'u saymadığını söyledi.

Öztrak, Dolmabahçe'de yapılan toplantının ardından kumpasın düğmesine basıldığını öne sürerek, bu kapsamda Büyükçekmece'de seçimlerin iptali ve yenilenmesine ilişkin sürecin başlatıldığını savundu.

"ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜRMEYE UĞRAŞIYORLAR"

Büyükçemece'de bir usulsüzlükle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 18 Ocak'ta Nüfus Müdürlüğü çalışanı Mehmet Özgür Samanlı'nın tutuklandığını ifade eden Öztrak, şöyle konuştu:

"Samanlı 2017'de gelmiş buraya. Kimin talebiyle gelmiş? Valinin talebiyle, kaymakamın onayıyla gelmiş. Ama orada bir kişi daha var, bütün bu iddia edilen usulsüzlüklerin döndüğü nüfus müdürlüğünün müdürü. Hiç kimse bunu konuşmuyor. Büyükçekmece AK Parti adayına sormak istiyorum, bu nüfus müdürünün soyadı Mutlu. Bu soyadı hangi partiye mensupmuş gibi duruyor? Biraz daha açalım, buradaki nüfus müdürünün adı Mehmet Mutlu. Kendisinin Rize'nin Güneysu ilçesinden olduğu söyleniyor. Bu müdürle ilgili yanında çalışan personelle ilgili bu kadar yolsuzluk iddiası varken, hiçbir idari soruşturma yok. En basit bir 'görevi ihmal' sorgulaması yok. Bu müdürün acaba çok yükseklerde birileriyle akrabalığı mı var? Bu soruları İçişleri Bakanı'na soruyorum."

Seçimlerin ardından 9 Nisan'da Büyükçekmece'de polislerin ev ev dolaşarak taşıma seçmen tutanakları toplamaya başladığını kaydeden Öztrak, iktidar partisi itiraz dosyası hazırlarken, devletin polisinin, Adalet Bakanı'nın bu iddiaları ete kemiğe büründürmek için uğraştığını ileri sürdü.

Öztrak, Büyükçekmece'de hala polislerin dolaştığını belirterek, "YSK, AK Parti'nin talebini işlerinin yoğunluğu gerekçesiyle 2 gündür görüşmüyor. Bakalım bugün görüşecekler mi? Tablo son derece açık, saray ve sarayın bekçesi sandıkta kaybettikleri İstanbul'u FETÖ tipi bir kumpasla masada geri alma harekatının önünü açmışlardır. YSK'ye yapılan olağanüstü itirazın hukuki kılıfı Büyükçekmece'de taşıma oyla ilgili usulsüzlük iddialarıdır. Bu gerekçeyle de YSK'ye olağanüstü itirazda bulunulmuştur." şeklinde konuştu.

"TRAFİKOMİK OLAYLAR YAŞANIYOR"

Büyükçekmece'de tutanakların toplanması sırasında trajikomik olayların yaşandığını, 14 yaşındaki çocuklara tutanak imzalatıldığını, yaşlı anne, babasını yanına alan vatandaşlara defalarca sorular sorulduğunu anlatan Öztrak, vatandaşların neye imza attığını bilmeden evrak imzaladığını öne sürdü.

"Ne hedefleniyor burada? İtirazlarına, 'seçimlerin sonucunu etkileyecek kadar taşıma seçmen var bu sayıda' diye bu kadar sayıda tutanak eklemek istiyorlar ama bu da mümkün olmuyor." diyen Öztrak, Türkiye'de seçimlerin hakim güvencesinde, siyasi partilerin gözetim ve denetiminde yapıldığını, siyasi partilerin itirazlarının ardından seçmen listelerinin kesinleştiğini ifade etti.

YSK'nin daha önce aldığı kararları hatırlatan Öztrak, 2014'te YSK'nin, sandık seçmen listelerinin itiraz üzerine yeniden ele alınamayacağına karar verdiğini aktardı.

Faik Öztrak, YSK tarafından kesinleştiren seçmen listelerine ilişkin bir yolsuzluk gerekçesiyle seçimin iptalini talep etmenin hukuken mümkün olmadığını vurgulayarak, "Bunun önü açılırsa, o zaman bundan önce yapılan tüm seçimlere de itiraz mümkün hale gelir. Böyle bir tartışmaya girmenin kaybedeni Türk demokrasisi olur. Yargı, bu kumpasın, geçmişteki FETÖ tipi kumpasların neden olduğu gibi bir defa daha hukuk devletini, demokrasiyi yerle bir etmesine izin vermemelidir. Bu nedenle YSK'nın alacağı karar tarihidir. Bu karar, Türk demokrasisinin geleceğini belirleyecektir." diye konuştu.

"BUGÜN BU PROGRAMI KONUŞAN YOK"

Faik Öztrak, dün açıklanan ekonomik programa da değinerek, şunları kaydetti:

"Bugün bu programı konuşan yok. Herkes neyi konuşuyor? İstanbul seçimlerini. İstanbul seçimlerinin konuşulmasının bir nedeni var ekonomiyle de ilgili. Türkiye'de yatırım yapan insanlar şunu merak ediyorlar, 'Türkiye'deki iktidar sandıktan çıkan iradeye saygılı mıdır?' Yani 'Sandıktan çıkan iradeye saygı göstererek, kendisinin elinde olan birtakım makamları sorunsuz devredebilecek midir, devredemeyecek midir?' Bu, tüm yatırımcılar için bu ülkenin hukuk devleti olup olmadığının, ileride bu ülkede herhangi bir sıkıntıya düştükleri zaman haklarını bağımsız yargıda arayıp arayamayacaklarının göstergesi."

Söz konusu ekonomik programı eleştiren Öztrak, Türkiye'nin hala 5 yıllık bir kalkınma planının olmadığını söyledi.

Türkiye'de finans sektörünün ciddi sıkıntılarının olduğunu ileri süren Öztrak, "Şimdi diyorlar ki 'Kamu bankalarına 28 milyar Türk Lirası tutarında devlet tahlili vereceğiz.' Niye? Sermayelerini desteklemek için. Bu ne demek? Bu kamu bankalarında yandaşların kredileri batmış, şimdi bu zararları karşılamak için devlet tahvili veriyorlar. Devlet tahvilini kim ödüyor? Hazine. Neyle ödüyor? Vergilerle. Bu krizin yükü milletin sırtına yıkılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Kıdem tazminatı konusundaki hassasiyeti dile getiren Öztrak, bununla ilgili metnin iş dünyasıyla yazılmasının yanlış olduğunu vurguladı.

"İLK İLİKLENECEK DÜĞME LİYAKATTIR"

Öztrak, ocak-şubat ayına ilişkin verilere bakıldığında bütçe açığının yüzde 5 bin 727 arttığını, vergi gelirleri sadece yüzde 8 fazlalaşırken, faiz hariç harcamaların yüzde 44 yükseldiğini aktardı.

Bütçe disiplini diye bir şeyin olmadığını savunan Öztrak, "İşlerin iyi gitmesi için ilk iliklenecek düğme liyakattir. Türkiye'de artık liyakate önem verileceğinin gösterilmesi için ekonominin başından Cumhurbaşkanının, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin damadının alınması lazımdır." dedi.

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "YSK'nın KHK ile ihraç edilenlerin belediye başkanı seçilmesi halinde mazbatasının verilmemesine" ilişkin aldığı kararın sorulması üzerine Öztrak, "Seçilmesine, aday olmasına, bu görevi yapmasına izin verdiğiniz, önceden yasal hiçbir sakınca görmediğiniz bir kişiye mazbata vermeyip, ikinci seçilene bu sandalyeyi ikram etmek açıkçası milli iradeyi ciddi şekilde sakatlamaktır." dedi.

"Yusufeli ilçesinde seçimlerin yenilenmesine" ilişkin değerlenmesinin sorulduğu Öztrak, "Yusufeli'ndeki seçim bir farkla alınmıştı. Seçmenler arasında oy kullanma yeterliliğine mümeyyiz olmayan iki tane seçmen vardı. İki seçmenin oy kullanması tam kanunsuzlukla malul. Fark bir. Bunlar olmasa sonuç değişebilir. O nedenle Yusufeli'nde seçim yenilenmiştir." diye konuştu.

"HANGİ TELEVİZYONDAN DİNLEDİNİZ"

Faik Öztrak, "Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın kentteki Suriyelilere yardımın kesileceğine yönelik açıklamasının" hatırlatılması üzerine, "Bu konuyla ilgili kendisinden Genel Başkanımız da bilgi almış, ben de öğrendim. Kendisi, 'Ben Suriyelilere tüm yardımı keselim diye bir şey söylemedim ama bugün Suriye'den gelenler birkaç yerden birden yardım alıyor. Başka bir yerden yardım alan Suriyelilere belediye olarak yardım etmeyeceğiz ama hiç yardım almıyorsa yardım edeceğiz.' diyor." ifadelerini kullandı.

"AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'İmamoğlu'nun bazı medya sahiplerini tehdit ettiğini' söyledi. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" sorusunu Öztrak, "Ben, İmamoğlu'nun o sözlerini dinlediğimde hiçbir tehdit havası sezmedim ama bir serzeniş sezdim. Üzüntüsü var. Sonra yine bu medya patronları 'Biz bu lafları dinlediğimizde çok üzüldük' demişler. Ben de o medya patronlarına soruyorum, siz bu lafları hangi televizyonlardan dinlediniz? Herhalde kendi televizyonlarından dinlememişlerdir." şeklinde cevapladı.