Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Resmi ziyaret için Katar'a giden Başbakan Ahmet Davutoğlu Türk-Katar İş Forumu'nda iş insanlarına seslendiktensonra Katar Üniversitesi'nde konuştu.

Satır başları:

Bu salondaki gençler Yemen'deki, tahrir Meydanı'ndaki gençelerin düşüncelerini paylaşıyor. bu gençlerin bir hayali vardı: onurlu ve insan haklarına saygılı bir yaşam, saygı ve onur isteyen bir neslin ortaya çıkması. Ama bu hayaller Esad rejimi gibi otokratik eğilimler ve DAEŞ gibi örgütler sebebiyle başarısız oldu.

Şimdi değerlendirme yapma zamanı, neler yanlış yapıldı, gelecekte neler yapmalıyız?

Geçmişte medeniyetin olduğu ülkeler artık tahribat şehirleri haline geldi. Aydınlar kaçıyor, bizim sorumluluğumuz var.

Geçen hafta Merkel ile ziyaretimizde yeni doğan bebekleri gördük. Bu bebekler Suriye'yi görmedi. Türkçe konuşuyorlar.

Yeni ortaya çıkan sorunlara müdahale etemiz gerek. Bunun bir yönü de psikolojik sorunlar. Kötümser psikolojinin politikalarımıza ya da düşünme tarzımıza etki etmesine izin vermemeliyiz. Bu kötümser psikolojiyi kabul etmemeliyiz, bize huzur getirecek bir yol bulmalıyız.

Odaklanmamız gereken şey en üst düzeyde siyasi diyaloğun olması. Böylece önyargı geliştirmek yerine dostane diyalog kurabiliyor olabileceğiz.

Hepimiz Avrupa Birliği'nin nasıl ortaya çıktığını izledik. AB liderleri ile üç zirve toplantısı ve birçok toplantı gerçekleştirdim. Pek çok farklı görüş var ama her ay toplanıyorlar, uzlaşmaya varamadıklarında birbirlerini suçlamak yerine birbirleri ile konuşuyorlar. Bazı Müslüman liderler onyıllarca birbirlerini görmüyor. Bizim birbirimizle görüşmemiz gerek. Bu bağlamda Katar-Türkiye diyaloğu bir örnek. Bunun tüm bölgede gerçekleşmesini istiyoruz.

Güvenlik bağlamında büyük sorunlar ile karşı karşıyayız. Devlet arası sorunlardan bahsetmiyoruz, bu olsa kiminle görüşeceğinizi bilirsiniz. Ama devletlerin içinde tehditler var, hibrid savaş tehdidi var. Teröre karşı ortak güvenlik görüşü benimsenmeli.

Bölgemizde iki istikrar bölgesi var; Türkiye ve Körfez. Bizler kriz bölgelerinden gelecek güvenlik tehditlerine karşı kendimizi savunmaya almak istiyoruz. Bu gerek DAEŞ gerekse PKK olabilir. Daha iyi bir güvenlik ortamı için birlikte çalışmalıyız.

Türkiye ve Katar ilişkileri açısından geçen yıl çok önemli bir adım attık bir askeri anlaşma imzaladık ve ortak askeri tatbikat kararı aldık ve gerçekleştirdik. Bugün de savunma bakanlarımız bir anlaşma imzaladılar. Savunma konusundaki işbilriklerine ilave olarak Suriye, Irak ve Lübnan'daki durumlar ile ilgili olarak da aynı görüşe sahibiz.

Suriye'de çözüm için çalışıyoruz; ılımlı muhalifleri destekliyoruz. Esad zulmüne, DAEŞ terörizmine karşıyız ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunuyoruz.

Biz bu bahsettiğim ülkelerdeki siyasi birliğin güçlenmesini istiyoruz. Biz genç nesillerin 2011'deki hayallerinin artık gerçekleşmesini istiyoruz.

Bir akademisyen olarak şu inanırım; barışı elde etmenin yolu karşılık ekonomik bağımlılık yaratılmasıdır. Böylelikle taraftan çatışmadan kaçınır. Maalesef bizim bölgemizde kaybet-kaybet yöntemi kullanılıyor. Kazan-kazan yaklaşımı temel ilkemiz olmalıdır.

İnsani açıdan birçok felaket yaşıyoruz, eğer milletler bir yerlerde bir felaket meydana geldiğini öğrendikten sonra etkilenenlere yardım için harekete geçiyorsa insanı vicdanın oluşturduğu en üst yoldur. 1999 depreminde bütün dostlarımız yanımızda oldu. Bu yüzden nerede felaket olursa oraya ilk giden uçak Türk uçağı olur. Bunlar barış için çok önemlidir.

Günümüzde tüm Müslümanların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri bölücü, terörist mentalitedir. İslam barış anlamına gelmektedir. Bizim kültürümüzle ilgili yanlış anlaşılmalar var.

İnsani dramların en önemlisi mülteci krizidir. Katar ve kardeş halklarımıza bu krizdeki yardımlarından dolayı müteşekkiriz.

En çok mülteciyi Türkiye ağırlıyor, Kilis'in üçte biri Suriyeli. Türkiye'de hiçbir yerde yabancı karşıtı protesto görmüyoruz, biz buna ensar kültürü diyoruz. Biz Suriyelilerin kardeşleriyiz. Birçok ülke kapılarını kapattı ama Türkiye hiçbir zaman kapılarını kapatmayacak.

Müslümanların karşılaştığı en büyük sorun bölücü, terörist mentalitedir. Bizim dinimizin anlamı barış demektir, bizim kültürümüzle ilgili yanlış anlaşılmalar var. Bizim şehirlerimiz yüzyıllar boyunca birçok dini, meshebi barındıran şehirler olmuştur. Şu anda dinler arasında saygıyı bir kenara bırakın, bir terör örgütü var DAEŞ gibi ve ne Müslüman olmayanlara ne de farklı mezhepten olanlara saygı gösteriyorlar. Biz bu terörizm mentalitesini nasıl yeneceğiz? İslamın dünyada yanlış algılanmasını nasıl engelleyeceğiz? İslamafobiyi nasıl yeneceğiz? Bizim birdenfazla boyutu olan bir mentalite sorunumuz var. 

İlk önce kendimizi eleştirmemiz gerekir. Neden Müslüman toplumlarda bu tür yıkıcı davranışlar ortaya çıktı? Geçmişin ruhunu anlayarak, aydınların birlikte çalıştığı zamanları hatırlayarak yaşamamız ve ortak bir strateji belirlememiz gerekiyor. Bizim yeni bir felsefemizin, etik değerlerimizin ve mentalitemizin olması gerekiyor. Bu bağlamda Katar ve Türkiye üniversitelerinin işbirliğinden menunuz ama daha fazlasını yapamamız gerekiyor. Önümüzde birçok zorluk var ama hiçbir şey kendine güveni olan bir kişiden güçlü değildir. Bizim kendimize güvenerek bu işbirliği ruhunu taşımamız gerekiyor.