Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland, ABD'nin buz tabakasının altına kurduğu "Camp Century" isimli füze üssünü 1967 yılında kapatmasının ardından kimyasal atıkları temizlemediğini öne sürdü.

Politiken gazetesinde yer alan habere göre, Grönland özerk yönetimi Danimarka Dışişleri Bakanı Kristian Jensen'e mektup göndererek, Danimarka'nın konuyu ABD ile görüşmesini istedi.

Grönland özerk yönetimi mektupta, Danimarka'nın konuyla ilgili adım atmaması durumunda, uluslararası düzeyde hakkını arayacağını bildirdi.

Danimarka basınında Grönland'ın bu adımı, "Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmelerine aykırı davrandıkları gerekçesiyle Danimarka ve ABD'yi BM'ye şikayet etme tehdidi" olarak yorumlandı. Basında ayrıca ulus devlet olmadığı için Grönland'ın Den Haag'daki Uluslararası Ceza Mahkemesine başvurma şansının olmadığı belirtildi.

Kapatılan Camp Century füze üssünde hala 200 bin litreye yakın dizel akaryakıtın yanı sıra nükleer reaktörden kalan radyoaktif madde içeren kullanılmış su, kimyasal ve zehirli atıklar bulunuyor.

Küresel ısınmayla birlikte üssün bulunduğu bölgede erimeye başlayan buz tabakasının altında bulunan füze üssünün, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı görülüyor.

GRÖNDLAND
Kuzey Kutbu'nda Danimarka'ya bağlı özerk bölge olan Grönland'ın, güney ve batıdaki küçük bir kıyı kısmı hariç büyük bölümü buzla kaplı. 57 bin nüfuslu Grönland, 2 milyon 166 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle yaklaşık Türkiye'nin 3 katı yüzölçümüne sahip.

Danimarka'dan 1979 yılında özerklik alan Grönland, dışişleri, güvenlik ve mali konularda hala Danimarka'ya bağlı bulunuyor.

Buz tabakasıyla kaplı Grönland'da uranyum başta olmak üzere altın ve değerli taşların yanı sıra petrol ve gaz rezervleri de bulunuyor.

Dünya 65 milyon yıl önce yok olan dinazorlardan bu yana görülen en büyük tükenişi yaşıyor. Living Planet'in hazırladığı ve vahşi yaşamla ilgili yapılmış en kapsamlı araştırma olarak gösterilen rapora göre, dünyadaki vahşi popülasyonların yüzde 67'si son 50 yılda yok oldu.

Raporda, Dünya tarihinde gerçekleşmiş 5 kitlesel yok oluştan da büyük olan tükenme hızının normalden 100 kat daha hızlı olduğu belirtildi. 3706 tür arasında yapılaşan araştırmada 1970 ile 2012 arasında, popülasyondaki düşüşün yüzde 58'e ulaştığı bu rakamın 2020'de yüzde 67'yi bulacağı ifade edildi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı İngiltere Direktörü Dr. Mike Barrett konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "65 milyon yıl önce dinazorların yok oluşundan bu yana görülen en büyük kitlesel yok oluşla karşı karşıyayız. Diğer türlerin varlığını riske attığımızı inkar ediyoruz. Ama bu rakamlar, dünyaya ne yönde etki ettiğimizi gösteriyor. İnsanlığın doğal kaynakları kötüye kullanması yaşam alanlarını tehdit ediyor, yeri doldurulamaz türleri uçurumun kenarına itiyor ve iklimimizin istikrarını tehlikeye atıyor." ifadelerini kullandı.

Dr. Mike Barrett İnsanlığın doğal kaynakları kötüye kullanması yaşam alanlarını tehdit ediyor, yeri doldurulamaz türleri uçurumun kenarına itiyor ve iklimimizin istikrarını tehlikeye atıyor.
Dinazorlar, muhtemelen dünyaya çarpan bir göktaşı ile yok olmuşlardı ama diğer türlerin sonu insan yüzünden olacak gibi gözüküyor. Örneğin, son 10 yılda sayıları 415 binden 111 bine düşen Afrika fillerini avlıyor veya deniz hayatındaki kimyasal zehirlenme kutup ayılarından, balinalara kadar bütün deniz popülasyonunu tehlikeye atıyor.

Dr. Barrett, insanlığın bunu durdurabileceğini belirtirken, "Bunu nasıl durduracağımızı biliyoruz. Hükümetlerin, şirketlerin ve vatandaşların nasıl ürettiğimizi, nasıl tükettiğimizi, başarıyı nasıl ölçtüğümüzü ve doğaya verdiğimiz değeri yeniden düşünmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

HABERTURK.COM

Dünya Meteoroloji Örgütünün (WMO) Fas'ta düzenlenen küresel iklim görüşmelerinde açıklanan, 2011-2015 Küresel İklim Raporu'na göre, artan sıcaklık ortalamalarındaki en önemli etkenin insan kaynaklı faktörlere bağlı olduğu bildirildi.

Söz konusu insan kaynaklı faktörlere örnek olarak da karbon içeren kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımı gösterildi.

Raporda, fosil yakıt kullanımının sıcaklıkları en az 10 kat artırdığının tespit edildiği bilgisi paylaşıldı.

Öte yandan WMO'nun raporunda, dünyanın sıcaklığının 1961 ve 1990 arasında belirlenen uzun vadeli ortalamanın 0,57 derece üstünde olduğunu açıklanırken, 2016'ın, Afrika hariç tüm kıtalarda son 5 yılın en sıcak yılı olarak kaydedilebileceği belirtildi.

Raporun açıklandığı toplantıda konuşan WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, Paris Antlaşması'nın küresel sıcaklık artışını, 2 derecenin oldukça altında ve endüstri öncesi seviyenin 1,5 derece üstünde tutmayı amaçladığını anımsattı.

"REKOR 2016'DA KIRILACAK"

Taalas, "Bu rapor 2015'teki sıcaklığın, halihazırda ortalama 1 derecelik artış seviyesine ulaştığını ortaya koymaktadır. 2015'in en sıcak yıl olduğu, 5 yıllık en sıcak dönemi yaşadık. Muhtemelen bu rekor 2016'da kırılacak." dedi.

WMO, ortalama yıllık karbondioksit konsantrasyonlarının 2011-2015 yılları arasında 1,9 ppm ve 2,99 ppm artarak 2015'te sembolik olarak önemli bir seviye olan 400 milyonda bir (ppm) seviyesine ulaştığını bildirdi.

Doğu Afrika'da 2010-2011 yıllarında yaşanan ve yaklaşık 258 bin kişinin ölüme neden olan kuraklığın, sıcaklık artışıyla ilgili olduğu kaydedilen raporda, ayrıca 2015'te Pakistan ve Hindistan'daki sıcak dalgalarının 4 bin 100'den fazla kişinin ölümüne neden olduğuna işaret edildi.

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 190'dan fazla ülkenin imzaladığı iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen "Paris Anlaşması" 4 Kasım'da yürürlüğe girmişti.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle uluslararası anlamda hukuki bağlayıcılığı olan metne imza koyan ülkelerin sera gazı salımını azaltmak ve küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altına çekmek yönünde uygulamalara gitmesi gerekiyor.

AA