Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

ABD Başkanlığına seçilen Donald Trump, ülkeyi Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) ticaret anlaşmasından çekmekte kararlı olduğunu bildirdi.

Cumhuriyetçi Partiden başkan seçilen iş adamı Trump, Beyaz Saray'daki koltuğuna oturduğunda ilk 100 günde yapmayı planladığı icraatları anlatan bir videoyu sosyal paylaşım sitesi YouTube'da yayınladı.

Trump, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan ve Pasifik Okyanusu'na kıyısı bulunan 12 ülkeyi kapsayan TPP ticaret anlaşmasından ABD'yi çekeceğini belirtti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın mirası kabul edilen TPP anlaşmasını "potansiyel felaket" olarak tanımlayan Trump, "Bunun yerine, Amerika'nın kıyılarına istihdam getirecek daha adil ve çift taraflı ticaret anlaşmaları müzakere edeceğiz." ifadesini kullandı.

Trump, başkanlık koltuğunda oturmasının ardından ilk 100 günde ABD'nin enerji sektöründeki regülasyonları azaltacağını da duyurarak, "Amerikan enerji üretimi üzerinde istihdamı öldüren kısıtlamaları iptal edeceğim, milyonlarca yüksek ücretli iş imkanı sağlayacağım." değerlendirmesinde bulundu.

Regülasyon alanında uygulamaya konulan her yeni düzenleme için eski iki düzenlemeyi ortadan kaldıracağını vadeden Trump, ulusal güvenlik konusunda da ABD'yi siber saldırı ve dış tehditlere karşı savunacağını vurguladı.

Donald Trump, göçmenlik konusunda planladığı reformlara işaret ederek, Amerikalı işçileri olumsuz etkileyen ve göçmenler tarafından suistimal edilen vize programlarının da ABD İçişleri Bakanlığı tarafından araştırılacağı bilgisini verdi.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Washington Ofisi (SETA DC) tarafından düzenlenen "Trump Yönetimi Döneminde Türk-Amerikan İlişkileri" panelinde konuşmacılar, yeni dönemin belirleyici iki başlığının "ABD'nin PYD'ye desteği" ve "Gülen'in iade süreci" olduğu konusunda birleşti.

SETA DC tarafından Washington'da düzenlenen panele ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Washington Post gazetesi ulusal güvenlik muhabiri Adam Entous ve SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise SETA DC araştırmacısı Ahmet Selim Tekelioğlu yaptı.

Emekli Büyükelçi Jeffrey, yeni seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump yönetiminin, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ve elebaşı Fetullah Gülen'e karşı "daha agresif" bir yol izleyebileceğini vurguladı.

"TRUMP YÖNETİMİ İDARİ SÜRECİ HIZLANDORABİLİR" 

İade sürecinin hukuki bir süreç olduğuna ve "bir gecede bitmeyeceğine" işaret eden Jeffrey, kendisinin Gülen'in iadesiyle ilgili yeterli kanıtın olduğuna inandığını ifade ederek, "Trump yönetimi idari anlamda Adalet Bakanlığının daha hızlı çalışmasını sağlayabilir." değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte Gülen'in geçici tutuklanmasının şu aşamada düşük bir ihtimal olduğunu düşündüğünü dile getiren emekli büyükelçi, yeni yönetimin 20 Ocak'ta görevine başlamasının beklenmesi gerektiğini vurguladı.

Trump döneminde Ortadoğu'daki önceliğin DEAŞ'la mücadele ve İran olacağını kaydeden Jeffrey, Türkiye'nin özellikle DEAŞ'la mücadele kapasitesinin önemli olacağını belirtti.

TÜRKİYE'NİN PYD KONUSUNDAKİ HASSASİYET

Türkiye'nin PYD-PKK konusundaki hassasiyetinin önemine de işaret eden ve Ankara'nın asıl düşmanının "PYD'den ziyade Esed rejimi ve Rusya olduğunu" iddia eden Jeffrey, "Yeni yönetimin, Türkiye'nin PYD konusundaki hassasiyetlerini daha fazla anlayacağını umuyorum." dedi.

"Türkiye'nin değerli bir ABD müttefiki olarak çok stratejik bir yerde bulunduğunu" kaydeden Jeffrey, Trump yönetiminde Türkiye içindeki gelişmelerden ziyade, bu gelişmelerin Türk-Amerikan müttefiklik ilişkisine etkisine bakılacağını vurguladı.

Trump'ın yakın ekibi içerisindeki isimlerden Türkiye ile ilgili farklı açıklamaların ortaya çıktığına da dikkat çeken Jeffrey, bu açıklamaların kampanya döneminde dillendirilen şeyler olduğunu ve Beyaz Saray'da bir politikaya dönüşeceğine inanmadığını belirtti.

ANKARA TRUMP'I "İHTİYATLI İYİMSERLİKLE" KARŞILADI 

8 Kasım Salı günü yapılan ABD başkanlık seçimleri gecesini Türkiye'de geçirdiğini ifade eden SETA DC Araştırma Direktörü Kanat, "Trump'ın başkan seçilmesi Ankara'da ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılandı." değerlendirmesini yaptı.

Mevcut Başkan Barack Obama dönemindeki en kilit iki konunun ABD'nin PYD'ye desteği ve FETÖ elebaşı Gülen'in iadesi olduğunu kaydeden Kanat, "Türkiye, PYD'nin adımlarını kayda değer bir tehdit olarak görüyor. Eğer Trump yönetimi Türkiye'ye 'PYD'yi bırak, DEAŞ ve İran'a odaklan' derse o zaman ilişkiler eskisinden çok da farklı olmaz." ifadelerini kullandı.

OBAM DÖNEMİNDEKİ PYD "ÇATLAĞI"   

Türkiye'nin bir terör örgütünün iki parçası olarak gördüğü PKK ve PYD'nin Washington tarafından bambaşka değerlendirildiğini anlatan Kanat, sınırın bir tarafındaki örgüte terör örgütü deyip, sınırın öte tarafındakine "terör örgütü değil" demenin doğru bir yaklaşım olmadığının altını çizdi.

Türk kamuoyunda "Obama yönetiminin, Gülen'in iadesi konusunda oldukça yavaş davrandığı" yönünde güçlü bir kanaat olduğuna dikkat çeken Kanat, yeni yönetimin bu konuda daha hassas ve idari anlamda hızlı davranacağını umduğunu ifade etti.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki iade konusu sebebiyle Türk-Amerikan ilişkilerinin zarar gördüğünü belirten Kanat, "Trump yönetimi, ilişkilerin pozitif yönde seyretmesi için kamu diplomasisi unsurlarını daha etkin kullanmalı." değerlendirmesini yaptı. Daha önce eski başkanlardan Bill Clinton'ın ve Başkan Obama'nın Türkiye ziyaretlerinin kamu diplomasisi açısından önemli olduğunu anlatan Kanat, Trump'ın da ilk yurt dışı ziyaretlerinden birinin Türkiye'ye olması gerektiğine işaret etti.

"ANKARA, YENİ YÖNETİMDEN ORTADOĞU POLİTİKALARINI NETLEŞTİRMESİNİ BEKLİYOR"

"Ankara, yeni yönetimden Ortadoğu politikalarını netleştirmesini bekliyor." diyen Kanat, kafa karışıklığına neden olan engellerin ortadan kaldırılması ve daha sağlıklı bir iletişim kurulmasının ikili ilişkilerin geleceği için hayati olduğunu vurguladı.

ABD'de başkan seçilen Donald Trump'un dedesi Friedrich Trump'un 1905 yılında Almanya'dan sınır dışı edildiği belirtildi.

Bild gazetesinde yer alan haberde, Donald Trump'un dedesi Friedrich Trump'un Almanya’dan sınır dışı edilmesine ilişkin Rheinland-Pflaz eyaletindeki Speyer kent arşivinden 27 Şubat 1905 tarihli bir belgeye yer verildi.

Dürkheim Kaymakamlığı tarafından söz konusu tarihte Kallstadt Belediye Başkanlığına gönderilen belgede, Kallstadt'ta bulunan Amerikan vatandaşı emekli Friedrich Trump'un 1 Mayıs'a kadar Bavyera topraklarından ayrılması, aksi takdirde sınır dışı edilmesinin sağlanması gerektiğinin yazılı olduğu kaydedildi.

Pflaz Tarihi ve Halk Bilimi Enstitüsü eski Direktörü Roland Paul, Friedrich Trump'un Almanya'da kanunlara uygun bir şekilde kaydını sildirmeden ve askerlik hizmetini yapmadan 1885’te ABD’ye gittiğini ifade ederek bundan dolayı Alman makamlarının 1905’te Trump'un yeniden Alman vatandaşlığına geçmesini reddettiğini söyledi.

ABD'ye gittikten sonra zengin olan Friedrich Trump'un 1901'de Almanya’ya yaptığı ziyareti sırasında tanıştığı Elisabeth'e aşık olduğu ve bir yıl sonra evlenerek yeniden ABD'ye gittiğini anlatan Paul, ancak Trump’un, eşinden dolayı yeniden Almanya döndüğünü dile getirdi.

Paul, Friedrich Trump'un Almanya’da oturma izni almak için elinden geleni yaptığı ve Prens Luitpold’da mektuplar yazdığı ancak Luitpold’un bunu reddettiğini ifade etti.

Roland Paul, Friedrich Trump'un 1 Temmuz 1905 tarihinde hamile eşi Elisabeth ile Hamburg'dan gemiye binerek Almanya’yı terk ettiği, 3 ay sonrada da Donald Trump'un babasının New York'ta dünyaya geldiğini kaydetti.

Friedrich Trump'un daha sonra ismini Frederick olarak değiştirdiği belirtildi.