Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Yunanistan Göç Politikaları Bakanı Yannis Mouzalas, göçmen krizinde Yunanistan'a Avrupa Birliğinden (AB) gelen sınırlı desteği eleştirerek, "Bu kadar büyük fedakarlıklardan sonra kimse bize parmak sallayamaz." dedi.

Meclis oturumunda yaptığı konuşmada Mouzalas, Yunanistan'daki göçmenlerin durumunu ve son gelişmeleri değerlendirdi.

Mouzalas, Türkiye-AB göçmen mutabakatının ardından adalarda zor şartlarda tutulan göçmenlerin hassas gruplar başta olmak üzere bir kısmının anakaraya taşınmaması halinde, mutabakatın tehlikeye gireceği uyarısında bulunarak, belirlenen bin 500 kişinin kademeli olarak Atina'ya taşındığı bilgisini paylaştı.

Göçmenlerin iltica başvurularının çok yavaş sonuçlanması sebebiyle adalarda yaşanan sorunlara ilişkin eleştirilere yönelik Mouzalas, personel eksikliklerini sebep olarak gösterdi.

Mutabakat kapsamında AB tarafından verilen sözlerin yerine getirilmediğini vurgulayan Mouzalas, "Avrupa bize 400 uzman göndereceğini vaat etmesine rağmen şimdiye dek sadece 36 kişi geldi. Yeni yapılan bir anlaşmadan sonra ise yeniden 100 kişinin gönderileceği söylendi ama hala bekliyoruz. Bu kadar büyük fedakarlıklardan sonra kimse bize parmak sallayamaz." şeklinde konuştu.

Yunanistan'ın mutabakat kapsamında adalarında göçmen sayısı 16 bini aşarken, barınma kapasitesi bu sayının sadece yarısını karşılayabiliyor. Yaklaşık 8 aydır adalarda tutulan göçmenlerle yerel halk arasında zaman zaman şiddet olayları yaşanırken, Türkiye'ye geri gönderilen göçmen sayısı yavaş ilerleyen işlemler sebebiyle binin altında kaldı.

Öte yandan, Midilli'deki Moria göçmen kampında ocak tüpü patlaması sebebiyle biri çocuk iki göçmenin ölmesine, iki göçmenin de ağır yaralanmasına sebep olan olaya ilişkin Başbakan Aleksis Çipras, kamplardaki şartların iyileştirilmesi sözünü verdi. Yaralı iki göçmen tedavi edilmek üzere başkent Atina'ya getirilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nda "Müzakereleri geçici durdurma" kararına sert tepki gösterdi. "Topunuz 'evet' dese ne yazar" diyen Erdoğan, mültecileri işaret ederek, "Bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Wow Otel'de KADEM Adalet ve Kadın Kongresi'ne katıldı. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 

"Bugün burada bulunan dünyanın farklı ülkelerinden bakan, bilimadamı, STK temsilcisi, akademisyen ve yönetici arkadaşlarımızın her biri kadın konusunu kendi bakış açısıyla değerlendirecektir. Mültecilerden çalışma hayatına, medyadan hukuka kadar geniş bir alanda tartışılacağına inanıyorum. Kadınların sorunlarını çözmeden hiçbir hedefimize ulamanın mümkün olmadığını biliyorum.

Bizim inancımıza göre insanlık, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile Hz. Havva'dan doğmuş çoğalmıştır. İlk erkek olan Adem'i hangi saygı ifadesiyle anıyorsak, ilk kadın olan Havva'yı da aynı ifadeyle zikrediyoruz. Kuran'ı Kerim'de bizi bir erkek ile bir dişiden yarattığını ifade ediyor. Burada, erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Yaratılışta bir eşitlik var. Üstünlük ise takvada sözkonusu olabiliyor. Kadınları cinsiyetlerinden dolayı tahkir eden her türlü anlayışı reddediyoruz.

CİNSEL İSTİSMAR YASASI

Cinsiyetten kaynaklanan haksızlık ve adaletsizlik dönemler ve toplumlar üstü sorun olarak karşımıza çıkıyor. Adaletsizlik erkek sözkonusu olunca emeğin sömürüsü olarak gerçekleşirken, kadınlar olunca farklı şekilde ortaya çıkıyor. Evdeki mesaisi görmezden geliyor, işyerinde ayrımcılığa uğruyor. Bir de modern kadın protipi imajına uyma baskısı ekleniyor. Örf, adet, töre denilerek bu dönem kurumsallaştırılmaktadır. Geçtiğimiz 14 yılda çok ciddi mevzuat düzenlemelerini hayata geçirdik. 

Kadın meselesi, son günlerde yoğun bir şekilde öne çıktı. Dikkatimi çeken bu kanun değişikliği teklifinin özenli hazırlanmadığını ve istismara açık olduğunu gördüm. Hükümetimize, Meclisimize ve hatta toplumumuza, bu yasanın daha geniş mutabakatla ele alınmasını tavsiyet ettim. Hükümetimiz de geri çekilmesini kararlaştırdı. Geniş mutabakatla yeniden parlamentomuza gelecektir. 

Siyaset mekanizması elbette sorun çözme yeridir. Ülkemizde yasaların izin verdiği yaşın altında evlilikler söz konusuysa çözümü için gereken adımlar mutlaka atılmalıdır. Öncelikle toplumda bu yönde anlayış değişikliğini yerleştirmek gerekiyor. Bu görev de hükümet ve devletle tüm STK'lara, medyaya ve ailelere düşüyor. Örflerde, adetlerde, geleneklerde kadının istismarı için ne varsa, bunların aykırı unsurlar olduğuna inanıyorum. Yasama, yürütme ve yargı organlarının her türlü çabayı göstermesi şarttır. Kadınlarımıza yönelik adaletsizlik konusunda ilkelerin doğru konulmasını bekliyorum.

MÜLTECİLER SORUNU

Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Somali gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar, uygulanan zulüm sadece çıkar kavgaları ve mülteci tehdidi bakımından dünyanın gündemine girebiliyor. Mülteci sorunu olmazsa, bu insanların dramı dünyada gündeme gelme ihtimali neredeyse yoktur. 

Kapaklarda Aylan bebek, Ümran bebek yer aldı. Sadece Türkiye'de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu, dünyanın değişik yerlerinde mültecilerin olduğu yerlerde sorun sadece Aylan bebek, Ümran bebek midir? Dünyada milyonlarca Aylan, Ümran bebek şefkat, merhamet bekliyor. Onlar için atılan adım var mı; yok! Sahra üstü, sahra altı milyonlarca kadın, çocuk çözüm bekliyor, atılan adım yok.

AB'YE: TOPUNUZ DESE NE YAZAR!

Atılan bir adım var; Türkiye AB'ye girsin mi, girmesin mi? Niye Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar, 30-40 kişi, o bildiriye hayır diyor. Ya topunuz 'evet' dese ne yazar! Hiçbir zaman insanlığa dürüst davranmadınız, doğru davranmadınız. Aylan bebeği sahilden siz almadınız, Ümran bebeği siz almadınız. 3 milyon mülteciyi besleyen biziz, verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkule'ye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz. 'Türkiye kapıları açarsa ne yaparsınız' dediniz, bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!

"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"

Niye ben dünya 5'ten büyüktür diyorum? BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 ülke dünyanın kaderini belirleyemez. Artık dünyada 2. Dünya Savaşı'nın şartları yok. Her din, her etnik unsur, her kıta orada temsil ediliyor mu? Biz ne diyoruz; 196 ülkenin BM Güvenlik Konseyi'nde temsil edilmediği bir BM adalet dağıtamaz, adaleti temsil edemez. Onun içinde bir aldatmaca daha yapmışlar 5 daimi, 15 geçici üye. Yetti ya, yetti bu aldatmaca. Ey 5 daimi üye, gelin artık deyin ki, BM'nin reforme edilmesi lazım, yeniden güncellemesi lazım. 20 daimi üye olacak ve dönüşümlü olacak. Her 2 yılda bir 10 üyesi değişmek suretiyle dünyadaki tüm ülkeler BM Güvenlik Konseyi'nde yerini alacak. Her dinden, her ırktan, her kıtadan temsilciler olacak.

Şu anda 5 daimi üye; Fransa, İngiltere, Rusya; Avrupa. Çin Asya, ABD Amerika'nın bir kısmı. Diğer kıtalardan temsilci yok. 1,7 milyarlık Müslümanlar temsil edilmiyor. Müslümanların derdini kim anlatacak, kim savunacak? Buradan adalet çıkmaz. Ben BM Genel Kurulu'nda bunu işlemek zorundayım. 1,7 milyar için değil, tüm insanlık adına bunu işliyorum. Adalet dolaylı dolaysız her tarafa sirayet eder, aynen suyun sızması gibi.

Derilerinin renkleri, kökenleri, konuştukları dil nedeniyle ötekileştirilen, insanlar dizi oyuncularına gösterilen ilgiden bile yoksundur. Adaletten söz edeceksek, tartışmaya buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız. Sorunun kaynağı olanların bakış açılarıyla meseleleri tartışamaya başladığımızda, ağaçlarla uğraşıp ormanı gözden kaçıranlardan oluruz. Biz birilerine hoş gözükmek adına zulmü alkışlayamayız. Dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları dile getirdiğimiz için eleştirilmekten korkup susarsak gelecek nesillere mahcup oluruz.

"ZAVALLIYA BAK"

Ülkemde ana muhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır, devamı gelecek' diyor. Zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye AB kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor, ne oluyor battık mı, bittik mi, çöktük mü? 14 yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğimiz ortada. Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.

Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye AB'den destek gelecek diye kapılarımızı açmadık. O varil bombalarının üzerine yağdığı o insanları zalimlerin insafına bırakamazdık. AB'den para gelir mi, gelmez mi diye düşünmedik.

 

Yunan Göçmen Politikası Bakanı Yannis Muzalas parlamentoda gerçekleştirdiği konuşmasında, "Yunan Bakan "Eğer anlaşma çökerse Yunanistan' a günde en az bin 500 ile 4 bin arasında mülteci gelir" dedi.

Midilli adasındaki Moria mülteci kampında kötü yaşam şartları nedeniyle durum oldukça kötüye gidiyor. Kampta dün gece bir tüpün patlamasının ardından yangın çıktı. Yangında 6 yaşındaki bir çocuk ile 66 yaşında bir kadın hayatını kaybetti.

Yunan Göçmen Politikası Bakanı Yannis Muzalas parlamentodaki konuşmasında olaydan üzüntü duyduğunu ifade ederek, Türkiye ile var olan mülteci anlaşmasının hayatta kalması gerektiğini savundu. Yunan Bakan "Eğer anlaşma çökerse Yunanistan' a günde en az bin 500 ile 4 bin arasında mülteci gelir. Eğer anlaşma olmasaydı şu anda 150 bin kadar daha mülteci olurdu" ifadelerini kullandı.