Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Terör örgütü PKK yandaşları, Hollanda'nın verdiği izinle Lahey kentinde terörist başı Abdullah Öcalan'ın posterleri ve örgütü simgeleyen bez parçaları ile yürüyüş yaptı.

Nevruz kutlaması olarak sunulan etkinliğe yaklaşık 200 kişi katıldı. Yapılan konuşmalarda, anayasa referandumunda "hayır" oyu verilmesi gerektiği belirtildi.

Örgüt yandaşları daha sonra, polis eşliğinde yürüyüşe geçti. Terörist başının posterleri ile PKK'yı simgeleyen bez parçalarını taşıyan örgüt sempatizanları, sık sık Türkiye karşıtı ve terör örgütü lehinde sloganlar attı.

PKK yandaşları, Belçika'nın başkenti Brüksel'de AB kurumları yakınında da nevruz adı altında etkinlik düzenleyerek, referandumda "hayır" oyu verilmesi çağrısı yaptı.

ÇİFTE STANDART

Hollanda'nın Avrupa Birliği (AB) terör örgütleri listesinde olmasına rağmen PKK'ya verdiği izin çifte standart olarak değerlendiriliyor.

PKK'ya izin veren Hollanda, Türk bakanların etkinlik düzenlemesini ise engellemişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağının iniş izni iptal edilmiş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da sınır dışı edilmişti. Hükümet, bu engellemelere, "güvenlik ve kamu düzenini" gerekçe göstermişti.

PKK yandaşları, hafta sonu da Türk bakanlara izin vermeyen başka bir ülke olan Almanya'da gösteri düzenlemişti. Almanya yönetiminin PKK'ya verdiği izin, Türkiye'nin tepkisini çekmişti.

 

Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) tarafından Almanya'nın Frankfurt kentinde düzenlenen Nevruz etkinliklerinde terör örgütü PKK şov yaptı.

Türk politikacıların vatandaşlarıyla buluşmasına çeşitli bahanelerle yasaklar getiren Almanlar, sözde barış ve özgürlük maskesi altında PKK'nın şovuna izin verdi.

'Diktatörlüğe Hayır, Demokrasi ve Özgürlüğe Evet' sloganı altında yapılan Türkiye ve Erdoğan karşıtı etkinlikte, Almanya Başbakanı Merkel de nasibini aldı.

Polis çevre illerden destek alarak muhtemel olayları bastırmak için önlemler aldı.

Avrupa'nın bir çok ülkesinden otobüslerle Frankfurt'a gelen PKK yandaşları yasak olmasına rağmen PKK flamalarıyla Alman polisinin gözü önünde ve korumasında gösteri yaptı.

Polis 20 bin kişinin etkinliğe katılmasını beklendiğini, ona göre hazırlıklı olduklarını açıkladı.

Sözde Nevruz etkinliğine, terör örgütü PYD'nin eş başkanı Salih Müslim, Kürdistan Ulusal Kongresi eş başkanı Rebwar Rashed, HDP milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü ve Mülkiye Birtane konuşmacı olarak katıldı.

Almanya'da hükümet, Frankfurt kentinde terör örgütü PKK yandaşlarının düzenlediği gösteri sırasında yasak sembollerin kullanılması konusunda yaptığı açıklamada, bir suç nedeninin tespit edilmesi durumunda, bunun değerlendirilmesinin eyaletlerdeki yetkili makamların sorumluluğu olduğunu açıkladı.

Hükümet Sözcü Yardımcısı Ulrike Demmer, başkent Berlin'de düzenlenen basın toplantısında, bir gazetecinin konuya ilişkin sorusu üzerine, "Eğer bir suç unsuru varsa, bu yetkili makamların sorumluluğundadır." yanıtını verdi.

Demmer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Almanya Başbakanı Angela Merkel'i doğrudan Nazi uygulamalarını sürdürmekle eleştirmesi konusunda hükümetin ne düşündüğünün sorulması üzerine de, bu tür açıklamaların ikili ilişkileri yıprattığını ve bunların sona erdirilmesinin Türk tarafının elinde olduğunu belirterek, "Bunları yakından izliyoruz." dedi.

Basın toplantısına katılan İçişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tobias Plate de PKK'nın 1993 yılında Bakanlık tarafından sembolleri ile birlikte yasaklandığını, bu konuda bir değişiklik olmadığını ve kendilerinin de bu yasağa uyulup uyulmadığını kontrol ettiklerini ifade etti. Plate, bu konudaki değerlendirmelerden eyalet yönetimlerinin sorumlu olduğunu söyledi.

Bakanlığın, Frankfurt'taki gösteri sırasında yasak sembollerin kullanıldığını izlediğini belirten Plate, gösteri sırasında kamu güvenliği sebebi ile polisin müdahale etmemiş olabileceğini, bunun sorumlular hakkında daha sonra yasal işlem yapılmayacağı anlamına gelmediğini ifade etti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schaefer de bir gazetecinin, Almanya'nın Ankara Büyükelçisinin neden Türkiye Dışişleri Bakanlığına çağrıldığını sorması üzerine, Büyükelçinin Bakanlığa çağrılmadığını, ancak telefonla aranarak kendisine Türk hükümetinin söz konusu gösteri ile ilgili rahatsızlığının iletildiğini açıkladı.

Schaefer, Almanya'nın bir hukuk devleti olduğunu, işlenen suçların mutlaka izleneceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Başbakan Merkel'i Nazi uygulamalarını sürdürmekle eleştirmesini de değerlendiren Schaefer, aynı şekilde sert ifadelerle karşılık verilmesinin kimsenin çıkarına olmayacağına işaret ederek, bu nedenle bilinçli olarak değerlendirmede bulunmadıklarını ifade etti.

Bunun sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın stratejisine katkı sağlayacağını öne süren Schaefer, Almanya'nın güçlü bir hukuk devleti olduğunu, kendi sınırlarının aşıldığını düşünmeleri durumunda buna gerekli yanıtı vereceklerini söyledi.

Türkiye'ye tepki vermek amacıyla ne gibi yaptırımların uygulanabileceği sorusuna da Schaefer, Alman askerlerinin İncirlik Üssü'nden çekilmesinin uygun bir düşünce olmadığını tekrarlayarak, aksine bunun, terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele eden Almanya'yı cezalandırmak anlamına geleceğini belirtti.

Schaefer, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarılarının da Türkiye'den yapılan siyasi açıklamalar sebebi ile sertleştirilemeyeceğini kaydetti.

Türkiye'de tutuklu bulunan Türk asıllı Alman gazeteci Deniz Yücel'e Alman konsolosluk hizmeti verilmesi konusunda bir gelişme olup olmadığının sorulmasına üzerine de Schaefer, söz verilmesine rağmen bu konuda hala bir gelişme olmamasından üzüntü duyduklarını ve bunun kendilerinde hayal kırıklığı yarattığını söyledi.

Mevcut sorunlara rağmen Türkiye ile AB arasındaki sığınmacılarla ilgili anlaşmanın iyi bir şekilde işlediğini de aktaran Schaefer, Yunanistan'daki sığınmacı kamplarındaki durumun daha iyi hale getirilmesi gerektiğini, bunun için Almanya'nın yardımlarının da sürdüğünü sözlerine ekledi.