Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Lübnan’dayım, kalbim Bosna’da kaldı | Dış Haberler

        Lübnan'dayım ama kalbim Bosna'da kaldı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın tozu dumanıyla uğraşırken, “Bizim için İstanbul ne ise Saraybosna o” diyerek sahip çıktığımız Bosna Hersek çatırdamakta. Seçimlerin düzenlendiği ekimden bu yana hükümetin kurulamadığı Bosna’da ‘Hırvat isyanıyla’ karşıyayız. Üç etnisite ile iki devletçikten oluşan Bosna Hersek’in Sırplarının körüklemesi, Avrupalılar'ın seyretmesiyle parçalanma yolunda adeta ‘sonun başlangıcına’ geliniyor. Üstelik Balkanlar’ın ve belki de Avrupa’nın en ılımlı insanları olan Boşnaklar'ın üzerine uydurulmaya çalışıyan ‘radikal İslamcılık’ giysisi eşliğinde…

        BİR HIRVATA OY VEREN BOŞNAK SORUMLU TUTULURSA!

        3 Ekim’de seçimlerde Boşnaklar'la Hırvatları buluşturan BH Federasyonu ile Sırp Cumhuriyeti (Republica Serbska) hükümetlerinin yanı sıra üç entiteyi temsil eden üçlü başkanlık konseyi ile BH Federasyonu’ndaki 10 kantonun yönetimi için seçimlere gidildi. Ancak 1995’te imzalanan, savaşı durdururken, anlamlı bir barışı da, egemen bir devleti de tesis edemeyen Dayton anlaşmasının yarattığı milliyetçi retoriğe dayalı karmaşık idari sistemde bu seçimler ayrılıkları daha da perçinlemekten öte bir işe yaramadı. BH Devlet Başkanlığı 8 ayda bir yapılan rotasyonla yürütülüyor. Sırasıyla, Sırp, Hırvat ve Boşnak Başkanlık Konseyi üyeleri BH Devlet Başkanı görevini üstleniyorlar. Sırp Cumhuriyeti’ndeki vatandaşlar kendi üyelerini kendileri seçiyor. SC Başbakanı olan aşırı milliyetçi Milorad Dodik liderliğindeki SNSD (Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği) adayı Neboyşa Radmanoviç, SC’deki oyların %49,9’unu alarak yeniden seçildi. İki ayrı entite olarak Hırvat ve Boşnak seçmenlerin aynı sandıkta oy kullandığı Bosna Hersek Federasyonunda, oyların yüzde 34,65’ini alan SDA (Demokratik Eylem Partisi) adayı, Bosna’nın ilk devlet başkanı Alija İzzetbegoviç’in oğlu Bakir İzzetbegoviç de Boşnakları temsil etmeye hak kazandı. Konseyin üçüncü üyesi ise Hırvatların yanı sıra Boşnakların da büyük oranda oylarıyla, savaşta Cumhuriyet Ordusu saflarındaki mücadelesiyle ‘Altın Zambak’ nişanı almış SDP (Sosyal Demokrat Parti) adayı Zeljko Komsiç oldu. Komsiç yüzde 61 oranıyla yeniden seçildi. Kanton seçimlerine gelince... SDP 10 kantonun beşinde başarı kaydetse de Boşnak sağ partilerinin oylarının bölünmesi, Hırvat milliyetçilerine yaradı. Özellikle milliyetçi HDZ ve ondan kopmuş HDZ1990’a. Seçimlerden bu yana Hırvat milliyetçileri, Komsiç’in kendilerini temsil etmediği, federasyonda eşit düzeyde temsil edilmediklerini iddia ediyor. İşin ironik yanı elbette bir Hırvat adaya oy verdikleri için Boşnakları sorumlu tutuyor olmaları!

        HIRVATLAR'A TAVİZ ÜSTÜNE TAVİZ DE İŞE YARAMADI

        Geçen altı ayda Dodik liderliğindeki Sırplar hükümetlerini kurdu. Ancak BH Federasyonu’nda işler yolunda gitmedi. Üç etnisiteyi de barındırdığından geniş tabanlı, temsil yeteneği olan ve reformları hayata geçirmek için umut vaad eden SDP’nın lideri Zlatko Lagumcia’nın ayağına Hırvat milliyetçileri dolandı. 10 kantondan 3’ünde federasyona hangi temsilcinin atanacağı anayasal yükümlülük olmasına rağmen bildirilmedi. Bunun üzerine Bosna’nın uluslararası hakemlik görevi bulunan Yüksek Temsilcisi Valentin Inzko, HDZ ile HDZ1990’a önemli tavizler içeren bir uzlaşma sundu. Federasyonda Hırvatların kontenjanına ayrılan beş bakanlıktan 4’ünü, ana devlette de üç bakanlıktan 2’sini... İki parti de kendilerinin aldığı 165 binlik oya karşılık 60 bin oy almış iki küçük Hırvat partisinin kalan iki koltuğu almasına bile kabul etmedi ve federasyonda 5’te 5’te, ana devlette de 3’te 3 oranlarında direttiler. Hırvatlara ayrıca federasyon başkanlığı ve ana devletin bakanlar kurulu başkanlığı, yani başbakanlık teklif edilse de inatları kırılamadı. Dertleri Komsiç’in Boşnakların da oylarıyla seçilmesi elbette. Bu durumu Başkanlık Konseyi’nde Boşnakların sanki iki temsilcisi varmış gibi sundular. Ve tıpkı Bosna Sırp Cumhuriyeti’ndeki gibi Hırvat toplumunun sadece Hırvat adaylara oy atmasını sağlayacak bir formülde direttiler. Kendi içlerindeki bölünmüşlüğün sorumluluğunu Boşnakların üstüne attılar.

        INZKO’YU İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇABASI

        Sonunda bütün işleyişin durduğunu gören Inzko, SDA öncülüğünde matematiksel çoğunluk taşıyan hükümet formülünü onayladı. Heyhat! Hırvatlar konuyu Merkezi Seçim Komisyonu’na taşıdılar. Komisyon da Hırvatların temsilinde ‘sıkıntı bulunduğuna’ hükmetti. Inzko diretip Bonn yetkilerini kullanarak komisyonun kararını askıya aldı. HDZ buna olayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp, Yüksek Temsilci’nin yetkilerinin meşruiyetini sorgulatarak yanıt verdi. Tam mahkeme karar verecekken bir yandan olumsuz karar çıkma olasılığının yüksek olması, diğer yandan da Inzko’yu gereksiz yere yetki aşımına giden yabancı gibi göstermek için başvurularını geri çektiler. Zaten AB, halihazırda hem BM hem AB şapkası bulunan Inzko’yu Bosna’daki siyasete karışamayacak duruma getirecek şekilde Viyana’da kızağa çekip yeni bir AB temsilciliği oluşturmaya hazırlanırken, Hırvatlar oyunu iyi kurmuş görünüyor. Sürece başından beri müdahil olan Almanya’nın, Bosna’da en yakın durduğu ve en büyük baskı gücüne sahip olduğu etnik grup olan Hırvatları bir türlü ikna edememesine ne demeli bilmem!

        HIRVATLARIN SIRTINI SIVAZLAYAN DODİK’TEN BAŞKASI DEĞİL

        Şimdilik federasyon hükümeti SDP, İzzetbegoviç’in partisi ve iki küçük Hırvat partisi olmak üzere 4 partinin katılımıyla 17 Mart’ta oluşturuldu. Sırada ana devlet var. Lakin milliyetçi Hırvatlar ayrılık yoluna direksiyon kırdı bir kere! HDZ ve HDZ-1990’ın acil bir hedefi var: Hırvatların belirleyici olduğu üçüncü bir entite yaratmak. Ve muhtemelen bu entiteyi elde ettikten sonra ayrılıp Hırvatistan’la birleşmek. Peki en büyük destekçileri kim dersiniz? Dodik elbette! Bosnalı Sırp lideri, kendi ayrılık davasını da destekleyecek şekilde Hırvatların sırtını sıvazlamakla meşgul.

        JOSİPOVİÇ’İN AYIBI

        Bosnalı Hırvatların gözünü diktiği Hırvatistan’dan gelen haberler ise ayrılığın zemininin ne menem biçimde hazırlanmaya çalışılacağına işaret. Zira yaşananların üstüne Hırvatistan Devlet Başkanı Ivo Josipoviç tüy dikti. Son dönemde Dodik ile sıkı fıkı görünen Josipoviç nasıl becerdiyse Boşnakları Libya’da olup bitenlere bağladı. Josipoviç, “Özellikle en hassas durumda olan bizleriz çünkü pek çok Müslümanın yaşadığı Bosna ile aynı sınırı paylaşıyoruz. Ve umarım bu çatışma, özellikle Libya’daki, Bosna ve komşu ülkelerdeki farklı ulusların ilişkilerini etkilemez” deyiverdi! Bosna Hersek’in en yapıcı etnik grubunu oluşturan Boşnaklar derhal ‘radikal İslam’la bağlantılandırıldı! Şimdiden Avrupa basınında Dayton’ın daha fazla devam edemeyeceği, bölünmenin kaçınılmaz olduğuna dair makaleler eksik olmazken, Boşnakların ülkenin bölünmesini önlemek için silahlanacağı söylentilerinin yaratılması boşuna olmasa gerek!

        YANITI VEREN SLADCİÇ

        Josipoviç’in bu çıkışı karşısında Boşnakları temsille mükellef Bakir İzzetbegoviç ses etti mi, bilmem. Ben en son genç İzzetbegoviç’i B92 adlı Sırp radyosunda Boşnakların Sırpları katletmesinden ötürü özür dilerken işittim. Josipoviç’in Boşnakları sanki uzaydan gelmiş konuklar düzeyine indirgeyen çıkışına en güçlü yanıtı veren ise bir önceki Başkanlık Konseyi’nin Boşnak temsilcisi Haris Sladciç’ten başkası değil! Boşnakların mücadelesinin sembol ismi olan Slaciç’in lideri olduğu SBiH’in açıklamasında, 'Boşnakların çok etnili çok dinli bu coğrafyanın yüzyıllardır yerlileri olduğu, kimseye saldırmadıkları halde katliam ve soykırıma uğratıldıkları’ belirtilirken; 1992-1995’teki kanlı iç savaş sırasında Boşnaklar tecrit haldeyken yardıma koşan bir takım İslamcı grupların bölgeye girebileceği kapıları da milliyetçi Franjo Tudjman’ın Hırvatistan’ının tuttuğu anımsatıldı.

        DAVUTOĞLU FARKINDA OLSA GEREK...

        Kıssadan hisse… İnsan Bosna’yı savaşla, katliamla becerilemeyen bölüşme operasyonunun tam da herkes Ortadoğu ile meşgulken yapılmaya çalışıldığı gibi bir hissiyata kapılmadan edemiyor. Şimdilik tek teselli Amerikalıların başları bu denli kalabalıkken, Balkanlar’da yeni gürültü patırtıya tahammüllerinin bulunmaması olsa gerek! Bosna’yı Avrupa-Atlantik perspektifiyle birlik ve bütünlük içinde tutmaya gayret eden Türkiye’ye gelince... Ortadoğu’daki yangına su taşıma çabasındaki Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu da olup bitenlerin farkında olmalı ki Saraybosna ziyaretini geçtiğimiz haftaki programına dahil etti. Lakin rotayı Suriye’ye çevirmek durumunda kaldı. Kısa süre içinde soluğu Saraybosna’da alacağına şüphem yok. Lakin Boşnakların hani neredeyse tek dayanağı olan Türkiye’nin Bosna Hersek’in üniter yapısıyla AB’ye üye olmasını arzulamasının kafi gelmediği de ortada…

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ