Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

GAZETE HABERTÜRK / Özcan TİKİT

"Ülkemiz tüm dünyanın dilinde. Üstelik bu kez dillerde olmamızın sebebi örgütün düzenlediği kanlı bir baskın değil. Doğal bir felaket de yaşamadık, komşu bir ülkeyle savaşın eşiğine de gelmedik.

Bu kez tarihin en kanlı çatışmalarından birini çözmenin eşiğinde olduğumuz için dünyanın dilindeyiz. Benzeri çatışmaların yaşandığı Kafkaslar, Ortadoğu, Burma ve Kolombiya bizi izliyor.

Hazır olun! Politikacılar, sivil toplum örgütleri ve analistler dünyanın farklı bölgelerindeki benzeri sorunları çözmek için bizim inşa ettiğimiz bu barış sürecini dikkatle inceleyecekler. Dünya bu anı kaydediyor."

Yukarıdaki cümleler ne yazık ki bana ait değil. Şimdilik sadece bu cümleleri kurabileceğim günleri hayal edebiliyorum.

Barışı müjdeleyen bu sözler kime ait biliyor musunuz? Filipinli bir köşe yazarına, Kristiyan’a. Philippines Inquirer Gazetesi için kaleme aldığı makaleden arakladım bu sözleri.

Kristiyan’ın yazısı geçtiğimiz pazar günü Filipinler Devlet Başkanı “Noynoy Aquino‘nun yaptığı açıklamayla ilgili”. Noynoy Aquino”, ülkenin güneyindeki Moro İslami Kurtuluş Cephesi‘yle barış anlaşmasına vardıklarını tüm dünyaya duyurdu.

40 yılda 120 bin kişinin canına mal olan savaşı bitirecek anlaşmaya göre; Müslümanların yaşadığı bölgede özerk bir yönetim kurulacak.

Müslüman Bölge dış politika, maliye ve savunma alanlarında Filipinler’e bağlı kalacak.

Diğer alanlar seçimlerle belirlenecek yerel yönetime bırakılacak. Silah bırakacak Müslüman gerillalar projelerle toplumsal yaşama entegre edilecek.

Devlet başkanlığı seçiminin yapılacağı, yani Aquino’nun görev süresinin sona ereceği 2016 yılına kadar anlaşmanın tüm maddeleri yerine getirilecek. Anlaşmanın bugünlerde başkent Manila’da imzalanması bekleniyor.

Aquino ve Moro Lideri Murad İbrahim, anlaşmayı imzalamak için aynı masaya oturacaklar. Barışa arabuluculuk eden Malezya Başbakanı da orada olacak.

Filipinler‘deki barış sürecine pek yabancı sayılmam aslında. Kolombiya‘nın FARC örgütüyle Oslo’da devam eden müzakereleri gibi, Filipinler’deki süreci de epeydir heyecanla takip ediyorum. Edindiğim izlenimle şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki barışı elde etmek hiç kolay olmadı Filipinliler için. İki sene önce iktidara gelen “Noynoy Aquino” ortalık savaş tamtamlarıyla inlerken “Hedef barış” diyerek örgütle müzakereleri başlattı. Ülkenin tartışmasız en cesur kadın aktivisti Teresita Deles‘i de Barış Danışmanı sıfatıyla ekibine kattı. Ve hiçbir zaman geri adım atmadan Deles’e müzakareler süresince gereken desteği verdi.

Deles’in girişimleriyle siyasetçisinden Hıristiyan-Müslüman âlimlerine, sivil toplum örgütlerinden komşu ülke Malezya‘ya kadar herkesin sürece katkıda bulunması sağlandı. Ve sonunda da gökkuşağı gibi toplumun her rengini içeren bir barış inşa edildi.

Tarafların barıştan umudunu keser gibi olduğu anlar da yaşandı tabii. İşte böyle anlarda da çatışmalarda evlatlarını yitirmiş analar girdi devreye; “Olmaz, bu işi çözmeden o masadan kalkmak yok; artık yeter, bu ülkenin çocukları ölmeyecek” dediler. Ve dedikleri şimdi gerçekleşiyor ...

İyisi mi satırlarımı şu an oturmakta olduğum kafenin önünde tanık olduğum bir manzarayla bitireyim. Yan taraftaki börek salonunun önüne iki Yunus timi yanaşıyor.

20-25 yaşlarında gencecik 4 polis iniyor motosikletlerden. 3’ü kahvaltı için içeri giriyor, biri de motosikletlerin başında durup silah arkadaşlarını gözlüyor. Nöbetteki polisin parmağı elindeki MP-5’in tetiğinde. Gencecik 4 polisin ağız tadıyla kahvaltı bile yapamadığı bu börek salonu İstanbul’un göbeğinde, Eyüp’te.

Manzara böyle olunca, bu yazı da kaçınılmaz bir şekilde “Darısı başımıza” dileğiyle noktalanıyor.