Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Meltem ERSOY / Gazete HABERTÜRK

Röportajların sonunda yayın için “Olağandışı bir durum olmazsa” diyerek tarih belirtmek benim için bir ağız alışkanlığı. Bu kez  ilk defa gerçekten ‘olağandışı bir durum’yaşandı ve darbe girişimi nedeniyle bu röportajın bekleme süresi uzadı. 

Türkiye’nin içinden geçtiği sıradışı günleri takiben normalleşme ve iş dünyasının talep ettiği gibi odağı ekonomiye çevirebilme çabaları içerisinde bu röportajı dikkatinize sunuyoruz. Hyundai Assan Genel Müdürü Önder Göker ile otomotiv sektörünün yıl sonu hedeflerini ve tüketici eğilimlerini konuştuk: n Artan fiyatlara rağmen otomobil aşkı bitmiyor ve satışlar artıyor.

Fiyatlardan hangi segment nasıl kârlı çıktı? Bu yılın ilk 6 ayında toplam satışlarda yüzde 2’lik bir artış var. Segmentlere
baktığımız zaman kurlardaki olumlu havadan ötürü segmentlerde bir geçiş yaşandı. A segmentinden B segmentine geçişler oldu ve halen var çünkü fiyatlar yakın. Artık ucuz araba diye bir şey yok. 40- 50 bin TL’den ucuz araba yok. Artık yeni birsegment aralığı oluştu, bu da segmentler arası yukarıya doğru geçiş yaptırdı.

Artık insanlar yeni fiyatlara alıştılar. Satılan otomobillerin yüzde 70’i krediyle satılıyor, kredi faiz oranları 1’in altına düşmeye başlayınca insanların eli rahatladı ve yeni fiyatlara alıştı. Bundan 2 sene önce 50 bin TL’ye bu araba deseydim ‘Olur mu? Çok pahalı” derdiniz, ama artık alışıldı. Özellikle de SUV dediğimiz ufak jeep denebilecek segmentte bu eğilim var. Ortalama yüzde2 iken, SUV segmentinde yüzde 19’luk büyüme olmuş durumda. Geçen sene 45 bin tane SUV satılırken bu sene 53 bin tane satılmış. Gayet iyi bir rakam. Bu şekilde devam edecek.

SUV’un bu kadar hızlı yükselmesinin nedeni ne? 

Tabii güvenlik duygusu var o kesin, ama en büyük sebeplerden biri biz Türk halkı olarak biraz kıskancız. ‘Komşunun jeep’i var, ben de istiyorum” gibi düşünülüyor. Fiyatlar yaklaşınca birbirine o segment de giderek cazipleşiyor tüketicinin özünde. En büyük sebebi bu. 

Yıl sonu hedefi nedir?

1 milyon rakamı telaffuz ediliyor çok busene için. Son gelişmelerin etkisi ne olacak,henüz belirsiz tabii ama aşağı yukarı geçen seneyle paralel sonuç beklemek yanlış olmaz.

‘Benim olmasın ama lüks olsun' diyenler filoyu büyütüyor

Satışları artıran en önemli unsurlardan biri kiralamadaki artış. Artış sürer mi? 2016’nın en belirgin özelliği filo dünyasındaki hareketlilik. Artık gençler otomobil sahipliğinden ‘Sigortayla, lastikle uğraşmayıyım’ düşüncesiyle vazgeçiyor. Kiralamaya   öneliyor sahip olmaktansa. Pazarı olumlu yönde etkiliyor bu eğilim. Daha da devam edecek gibi. 

Maliyet olarak daha mı kârlı kiralamak?

Cazip bir seçenek. Ayda bin-bin 500 TL bütçeniz varsa çok güzel otomobillere binebiliyorsunuz. Bu bir tercih. “Sahip olmayayım ama üst segmentte arabaya bineyim” diyorsanız kiralama mantıklı. 

KREDİLİ SATIŞTA FİNANSMAN ŞİRKETİNİN PAYI % 47’YE ÇIKTI

Bir dönem yükselen faizler son dönemde yine düştü. Bu süreçte kredili alımlarda neler yaşandı, tüketici elini çekti mi? 

Kredi faizinde yüzde 1’lik duygusal sınır var, altına düşünce başlıyor çalışmaya. Biz de kullanıyoruz, 0.99’lar,
0.89’lar işe yarıyor. Sektörde ortalama vade 32 ay. Taşıt kredilerinde artık tüketici finansmanı şirketleri bankalardan daha ağır basmaya başladı. Son rakamlara göre, tüketicilerin yüzde 47’si finansman şirketlerinden, yüzde 53’ü bankalardan kredi alıyor. Kredili satışlarda tüketici finans şirketleri öne çıkıyor. Bu bazen anlaşmalı şirketler aracılığıyla oluyor, mesela bizde böyle. Bazen de otomotiv şirketleri kendi bünyelerinde finansman şirketi kuruyor. Tüketici finansman şirketlerini daha fazla tercih etmeye başladı.

Paydaşlarla maliyet paylaşarak bankadan ucuza kredi sağlayabiliyorsunuz. Bankadan daha hızlısınız, showroom’da otururken 1-2 saate kadar her şey bitiyor, arabasını alıp gidiyor müşteri. 

BREXIT SONRASI TÜRKİYE’YE YENİ YATIRIM GELEBİLİR’

Brexit kararı ihracat ağırlıklı sektörü ve sizi nasıl etkiliyor? 

Yatırım açısından bakıldığında, belki bazı markaların yatırımları Türkiye’ye gelebilir. Bir Japon markasının İngiltere’de üretimi var diyelim, o mesela Türkiye’ye gelebilir. Bir olasılık da olsa bu, var böyle bir olasılık. Öte yandan, İngiltere bizim  önemli bir müşterimiz. İhracatımızınyüzde 30-40’ı İngiltere’ye gidiyor. Büyük bir pazar orası. 

Brexit tartışmaları başladığından beri yavaşlama vardı İngiltere pazarında, siz nezaman hissettiniz?

İlk çeyrekte zaten yavaşlama başlamıştı. Memnun değiliz pazardan tabi. Pazarda yüzde 15’lik bir daralma oldu, biz de
bundan etkilendik. Hızlı toparlanma olmayacak gibi gözüküyor, biz de oradaki açığı nasıl kapatırız diye çalışıyoruz.