Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TBMM FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu, henüz hakkında iddianame hazırlanmamış itirafçıları dinleyecek.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu basına kapalı toplantısında, bir dizi karar aldı.

Komisyon Sözcüsü ve AK Parti İstanbul Milletvekili Belma Satır, alınan kararlarla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilgi istedikleri kurumlardan yanıtların gelmeye başladığını, ayrıca başka kurumlara da yazı yazılmasına karar verdiklerini söyledi.

Komisyonda "uzman" tartışması yaşandığını belirten Satır, CHP'nin bazı uzmanlarının komisyonda çalışmasını önerdiğini ancak kabul edilmediğini, bu kişilerin komisyona girip oturabileceklerini, daha sonra rapor yazımında da milletvekillerine katkı sunabileceklerini bildirdi.

Yeteri kadar uzmanı kamudan aldıklarını vurgulayan Satır, "Uzmanlardan birinin göreve başladıktan bir hafta sonra FETÖ'cü olduğu anlaşıldı. Kurumu tarafından geri çağrılan uzman, çıkan KHK ile ihraç edildi. Böyle bir durum var. Komisyon olarak tüm uzmanlarımızı kamudan getirttik ve hepsi de konusunun ehli kişilerdir." ifadesini kullandı.

Satır, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın çağrılması talebinin muhalefet tarafından yinelendiğine işaret ederek, konuyla ilgili Başkanlık Divanının çalışmasına karar verildiğini bildirdi. Satır, "Bu iki insan da şu anda ciddi bir mücadele içinde; hem terörle mücadele hem de Suriye'deki savaşla ilgili. Kendilerini kamuoyuna siyasi malzeme yapmanın bir anlamı yok. Gerekirse ve çok arzu edilirse, görüşleri yazılı olarak alınabilir." diye konuştu.

FETÖ'cü olduğu kesin olan ve darbe girişiminde görev aldıklarını söyleyen kişilerin dinlenmesiyle ilgili taleplerde bulunulduğunu hatırlatan Satır, gelinen noktada bu kişilerle ilgili kovuşturmaların sürdüğü, yargılama süreci dikkate alınarak yargıya müdahale olmaması açısından hapishanelere gitmeyeceklerini, hakkında dava açılmış kişilerle cezaevinde görüşülmemesi kararı aldıklarını bildirdi.

Haklarında iddianame hazırlanmamış iki itirafçının dinlenmesine karar verdiklerini açıklayan Satır, "İddianame hazırlanmadığı için sanık değiller. Dosyalarda itirafçı olanları dinleyeceğiz." ifadesini kullandı.

GÜLER HAKKINDAKİ DİSİPLİN DOSYASI İSTENECEK

Eski CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in daha önce dinlenmesini istediklerini, ancak kendisinin "siyasi nedenlerle davet edildiği" gerekçesiyle gelmeyeceğini bildirdiğini hatırlatan Satır, "Güler, 'seçimde FETÖ ile ortaklık yaptık' demişti ve partiden ihraç edildi. Güler hakkındaki disiplin dosyasının CHP'den veya kendisinden istenmesine karar verdik, yazıyla isteyeceğiz." dedi.

GÜLEK AİLESİNE AİT ARAZİNİN BAĞIŞLANDIĞI İDDİASI 

Eski Bakan Tayyibe Gülek'n ailesine ait İstanbul Beylikdüzü'ndeki çok değerli 70 dönümlük bir arazinin Fatih Üniversitesine bağışlandığı iddiası olduğunu anlatan Satır, buna ilişkin tapudan, ilgili kayıtlardan ve aileden bilgi istenmesi için yazı yazıldığını belirtti.

Satır, şöyle devam etti:

"Gülen geçmişte ABD'ye ilk kez giderken Hacettepe Üniversitesinden bir rapor alınmış. Raporda kendisinin Türkiye'de tedavi edilemeyeceği, ABD'de tedavi edileceği yer almış. Raporun içeriğini bilmiyoruz. Bu raporun ne zaman alındığı, kimin verdiği, ayrıca ABD'ye giderken yanında koruma polisi olarak birisinin gittiği ve uzun yıllar kendisiyle kaldığı iddiasını da soruyoruz. Bu koruma polisinin kim olduğunu, hangi hükümet ve hangi bakan tarafından tahsis edildiğini, ABD'de Gülen ile birlikte ne kadar yaşadığıyla ilgili bilgi istiyoruz."

Satır, YÖK'e gönderdikleri yazıda, yabancı dil sınav sistemi değişikliğinden sonra özellikle FETÖ'ye bağlı vakıf üniversitelerinden kaç kişinin yükseldiği, bu kişilerin şu anda nerede bulunduklarını bilgisini istediklerini dile getirdi.

FETÖ yapılanmasının mali ayağıyla ilgili TMSF, BDDK, Kamu İhale Kurumuna yazı yazılmasına ve bu kurumların temsilcilerinin dinlenmesine karar verildiğini belirten Satır, TMSF'ye devredilen FETÖ'cü şirketlerin sayısı, durumu, mali değeriyle ilgili bilgi istediklerini, ayrıca en fazla şehit verilen Gölbaşı'nda Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Özel Harekat Daire Başkanlığında incelemelerde bulunacaklarını kaydetti.

TBMM bünyesinde kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunda CHP'li Sezgin Tanrıkulu'nun tabletinden canlı yayın yapmak istemesi üzerine Komisyon Başkanı Reşat Petek ile arasında tartışma yaşandı. 

15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunda eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu bilgi vermeden önce Komisyon Başkanı Reşat Petek ve CHP'liler arasında tartışma yaşandı. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun tabletinden Ali Bardakoğlu'nun konuşmasını canlı yayınla vermek istemesi üzerine Petek yayın yapmaması konusunda uyarıda bulundu. Bunun üzerine CHP'li Aykut Erdoğru, "Tüzüğün neresinde var" diye tepki gösterdi. Petek ise hiçbir üyenin başkandan izin almadan konuşamayacağının tüzükte yer aldığını belirterek, "İç tüzük hükümlerine göre toplantıyı yönetiyorum. Buradan canlı yayın yapılmamasına yönelik komisyonda karar alındı. Sezgin Tanrıkulu'dan rica ediyorum. Yayın yapmayın. Sizin dışınızdaki çoğunluk böyle karar verdi. Bu toplantı burada yapılmazsa bunun sorumlusu CHP'liler ve Sezgin Tanrıkulu olur" ifadelerini kullandı.

Tanrıkulu, "Emrivakilerinize uymuyoruz" yanıtını verdi. Bunun üzerine Komisyon Başkanı Petek, "Anayasa ve iç tüzük hükümlerine uymaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

Komisyon Başkanı Petek'in bu tavrını asla kabul etmediğini vurgulayan Tanrıkulu, "Emrivaki kararlarınız iç tüzüğe uygun değil. 30'dan fazla konuk dinledik ve bu yayınları ben yaptım. Çok da yararlı oldu. Bunun Meclis tarafından da yapılmasını önermiştik. İç tüzükte milletvekillerinin bunu yapmasını engelleyecek karar yok. Diyanet İşleri Başkanımıza saygıdan dolayı yayını keseceğim ancak yayına bundan sonra devam edeceğim. Bu emrivakinizden vazgeçin. Siz burada milletvekillerinin üstünde değilsiniz. Komisyon başkanı gibi değil sınıf başkanı gibi davranıyorsunuz" dedi.

FETÖ'nün darbe girişiminde, darbecilerle çatışmaya giren ve hastanede 'öldü' sanılan Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala, komisyonda o anları anlatırken, gözyaşlarına boğuldu. Çatışmada karaciğerinden ve bacağından vurulan, parmağı kopan, diyaframı delinen, kaburgaları kırılan Gazi Albay Davut Ala, "Şehadet getirmek için akrabamızı aradım. Çocuklarım önce Allah'a sonra size emanet dedim. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye kenara atmışlar. Kusura bakmayın. Yaşamam bir mucize. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi" dedi.

İstanbul'daki Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Ala, 15 Temmuz FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nda dinlendi. Darbecilerle girdiği çatışmada yaralanan ve gazi olan Davut Ala, 15 Temmuz günü görev yaptığı kışlada tuhaf olaylar yaşandığını söyledi. Ala, "Verilen emir üzerine Ramazan Bayramı'ndan sonra Kartaltepe Kışlasına başladım. 15 Temmuz'dan bir hafta önce görevime başladım. Malum günde silahlı kuvvetlerde olmayan olaylar yaşandı. Tugay Komutanı izinli gözüküyor o gün. Daha sonra telsiz çevrimi yapılacak diye tugaydan bilgi geldi ki telsiz çevrimi tugay komutanı olmadan yapılmaz. Daha çok araziden irtibat telsizle sağlanır ve bir komutan astına emir vereceği zaman telsizle verilir. O akşam atış yapılacağı emrini tugay komutanı yardımcısı vermiş. Normalde atış yapılmaz Cuma günleri. Ben de atış yapılmaması emrini verdim. Kışlada astsubay öğrencileri var, stajyer. Ellerine silah almış değiller. Çocukları kandırıyorlar ateş yapılacak diye. Akşam tatbikat yapacağız diye kandırıyorlar" diye konuştu.

Komisyon Gazi Albay Davut Ala (soldaki), Gazi Rıfat Özer (sağda 3.), Mine Özer (sağda 2.), Metin Doğan (solda 2.) ve Enes Topçu'yu (sağda) dinledi.
Komisyon Gazi Albay Davut Ala (soldaki), Gazi Rıfat Özer (sağda 3.), Mine Özer (sağda 2.), Metin Doğan (solda 2.) ve Enes Topçu'yu (sağda) dinledi.


"SAAT 17.04'TE İSTANBUL'UN HER YERİNDE EYLEM İKAZI MESAJI GELDİ"
Gazi Albay Davut Ala, 15 Temmuz günü saat 17.04'te cep telefonlarına '15-16-17 Temmuz günleri Ayasofya, Taksim, Sultanahmet, metro, Marmaray, vapur seferleri. Sancaktepe, Fatih, Kartal … eylem ikazı' diye bir mesaj geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Neydeyse İstanbul'un her yeri eylem ikazı haline dönmüş. Normalde eylem ikazı gelir ama belirli bir bölge için olur. Üç gün boyunca İstanbul'un her yerinde eylem ikazı. Bir hazırlık süreci olduğu buradan belli. Olay günü kışlada silah kaybolduğu şekline şaibe yayıldı. Gündüz vakti silah kaybolmaz ya çalınır yada başka bir şey olur. Bunu bir sebep olarak ortaya sunmuşlar. Komutanlık karargahından kimseye ulaşamadık. Belli bir süre geçtikten sonra bize normalde silahın kaybolduğuyla ilgili emir gelmesi lazım. Silah kaybolduktan sonra bulunana kadar o kışlanın personeli kışlayı terk etmez ve gidişat hakkında bilgi verir. Ama hiçbir şey yapılmadı. Daha sonra silahın bulunduğunu öğrencim ve personele çıkış verdim. Darbe girişimine, emir komuta ettiğim kışladan hiçbir şey çıkmamıştır"

"DARBEYİ HABER VEREN ASTSUBAYIN KAFAYI YEDİĞİNİ DÜŞÜNDÜK"
Zeytinburnu'ndaki lojmana giderken, GATA'dan refakatçi Yusuf Astsubay'ın kendisini arayarak, darbe olduğu yönünde bilgi verdiğini anlatan Davut Ala, "Yusuf Astsubay Kuleli Lisesinden bir yüzbaşının kendisini durdurduğunu ve darbe olduğunu söylediğini bildirdi. Saat 21.30 civarı. Biz inanamıyoruz. O arkadaşı GATA'da psikiyatriye göndermiştik orada refakatçiydi. Hatta şöyle düşündük: Psikiyatriye gitti, kafayı yedi. Çünkü mümkün değil bu yüzyılda böyle bir şey düşünemiyoruz" ifadelerini kullandı.

"YARALI SUBAYLAR '2 SENE SONRA SİZİ ASACAĞIZ' DEDİ"
Evden çıktıktan sonra kışlaya gidip, silah kuşandıklarını belirten Ala, şöyle konuştu: "Top Kule Kışlasına gittik. Hayatımda bir kışlaya dört helikopterin indiğini hiç görmedim. Ama o gün orada dört helikopter gördüm. Birisi de Yunanistan'a kaçan helikopterlerden birisiydi. Daha sonra bir helikopter futbol sahasına indi. Kanal D ve CNN Türk'e baskına gidip orada yaralanan FETÖ'cü subayları taşıyan helikoptermiş. Arka kapıyı açınca 2 yaralı yüzbaşı subay sedyede yatıyor. Birisi o tugayın istihbarat ve kurmay subayı. İstihbarat subayı demek her türlü nöbet yerini, yolunu benden daha iyi bilen bir adam. Diğeri akademiden kurmay subay. 'Yazıklar olsun size. Yaptığınız vatanı bölmekten başka bir şey değil.' dedim. Onlar da 'Siz göreceksiniz 2 sene sonra sizi yargılayacağız, asacağız' dediler. Bunları enterne edip yüzbaşına teslim ettim"

"HASTANEDE 'ÖLDÜ' DİYE BENİ KENARA ATMIŞLAR; YAŞAMAM MUCİZE"
Davut Ala, askeri üniformalı 2 kişiyle sabaha karşı 04.00 civarında çatışmaya girdiğini anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadı. Bacağı ve karaciğerinden vurulan, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Davut Ala, hastanede 'ölü' sanılarak, bir kenara bırakıldığını söyledi. Davut Ala, şöyle devam etti:

"Askeri üniformalı iki ikiye 'teslim olun' diye bağırdım. İlk mermiyi orada yedim. Önce Allah sonra cüzdanım sayesinde kurşun bacağımı sıyırıp geçti. Cüzdanımdaki kartlarım bile delindi. Daha sonra sağ parmağımı kaybettim. Helikoptere bineceklerini düşünerek oraya yöneldim. Sıçrarken karaciğerimden vuruldum. Hani kurban kesildiğinde kan kokusu gelir ya ben o kokuyu hissettim. Kopan parmağımı avuç içine alıp öyle gittim. Şehit olacağımı düşünerek vali yardımcımız arkadaşımı aradım. Şehadet kelimesini getirdim. Hakkınızı helal edin dedim. Çocuklarım önce Allah'a sonra size emanet dedim. Sonra bayılmışım. 2 gün sonra hastanede gözlerimi açtım. Kusura bakmayın kendime engel olamıyorum. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye beni kenara atmışlar. Mümkün değil yaşamam çünkü. Yaşamam bir mucize. Şu anda bir parmağım yok. Diyaframım delindi. Kaburgalarım kırıldı. Sol dizimde, ayağımda 3 mermi var. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi. Bu nasıl zihniyettir"