Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklamalarda bulundu. Kalın, konuşmasının girişinde, Fransız siyaset bilimcinin sözlerine yanıt verdi. Kalın "Bu tür faşizan söylemlerin, bizim sıradanlaşmasına izin vermemiz söz konusu değildir." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın zamandaki yurt dışı seyahatleri ve AB ile ilişkiler konusunda da önemli açıklamalarda bulunan Kalın, ayrıca Erdoğan'ın 1915 olayları için Ermeni Patrikhanesi'ne yolladığı mesajı da paylaştı. 

İbrahim Kalın'ın açıklamaları şu şekilde:

"Avrupa'nın en faşist ve ırkçı siyasetçisi bile 16 Nisan'da referandum tercihini sorgulamayı kendinde bulabilmektedir. Bunların normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Bunlar başka bir planın parçası olarak gündeme getirilmektedir. Biz elimizden gelen bütün imkanları sergileyeceğiz ve bu faşizan yaklaşımlara izin vermeyeceğiz."

1915 OLAYLARI 

"Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın Ermeni Patrikhanesi'ne yolladığı bir mesaj oldu. Sayın Patrik vekili Aram Ateşyan tarafından da bu mesaj kilisede yapılan ayinde bulunan Ermeni vatandaşlarımızla da paylaşıldı. Biz, 1915 olayları olarak bilinen hadiselere hep, 'Bir ortak acı ve adil hafıza' perspektifinden baktığımızı ifade ettik. Yine bu çerçevede sayın Cumhurbaşkanımızın yayınladığı mesajdan bir iki cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum;

Bölgenin iki kadim toplumu olarak Türkler ve Ermeniler bin yıldır omuz omuza yaşadıkları bu coğrafyada, ortak bir tarihi ve kültürü paylaşmıştır. Ermeni toplumu, gerek Osmanlı İmparatorluğu gerek Cumhuriyetimizin yüz yıla yaklaşan geçmişinde çok kıymetli evlatlar yetiştirerek ülkemizin gelişiminde büyük katkılarda bulunmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de Ermeniler, ülkemizin eşit ve hür vatandaşları olarak sosyal, siyasi ve ticari hayatımızın her alanında önemli roller üstlenmektedir."

Cumhurbaşkanı'nın siyasi parti üyeliği ve AB ile ilişkiler sorusuna Kalın şu yanıtı verdi:

CUMHURBAŞKANI'NIN SİYASİ PARTİ ÜYELİĞİ

"16 Nisan'da oylanan anayasa değişikliği paketinin 1 maddesi de cumhurbaşkanının siyasi partiye üye olabilmesidir. Bugün tekrar bu düzenleme ile, dünyanın birçok ülkesinde de örnekleri var, başkanlar siyasi partileri ile ilişkilerini kesmek zorunda değiller, Cumhurbaşkanımız için de bu imkan ortaya çıkmıştır.  Genel başkanlık konusunda da hem mevcut cumhurbaşkanımız hem de küçük cumhurbaşkanımız 'Neden olmasın' yanıtını verdiler."

AB İLE İLİŞKİLER

"AB ile ilişkiler konusunda, son dönemde Avrupa'da bir akıl tutulması yaşanıyor. Son dönemde Erdoğan karşıtlığının giderek ivme kazanarak siyasi akıl tutulmasına dönüşmesi bizim de üzerinde durduğumuz bir konu.

Avrupa'daki belli ülkeleri hedef alan terör örgütlerine biz Türkiye'de izin verseydik ne olurdu acaba? Bazı Batılı aydınların bir şeylerin sonunu ilan ettiklerini görüyoruz sık sık. Tarihin, siyasetin, sanatın, son ilan etme alışkanlığı olduğunu görüyoruz. Türkiye'de de bir şeylerin sonu geliyor gibi açıklamaların yapıldığını görüyoruz. Bizim için her şey yeni başlıyor.

Referandum sonuçlarından rahatsız olmalarının nedenlerinden biri budur. Erdoğan'ın bileğini bükemedikleri için bu söylemleri normalleştirerek kendilerine bir alan açmaya çalışıyorlar. Boşuna bu konularda herhangi bir heves içinde olmasınlar. Biz AB ile iyi ilişkiler içinde olmayı istiyoruz. Güven ve çıkara dayalı bir ilişkinin gelişmesi gerekir. 

Fasılları açacak olanlar AB'dir. Mültecilere 3 milyar avroluk yardım konusu. Şu ana kadar 1.5 milyar avrosu sözleşmeye bağlanmış ve bunun sadece 790 milyon avrosu hesaba geçmiştir. Bu Avrupalıların verdiği sözü tutmak için bir fırsattır. 

Denizlerde ölümler önlenmiştir. Biz insan kaçakçısı şebekesini kendi imkanlarımızla önledik. Bu para da, AB STK'ları üzerinden geliyor. Biz buna da tamam dedik. 

Bir tarafta muazzam bir göç dalgası, öbür tarafta AB'nin kendi sorumluluğunu yerine getirme anlamında ne kadar geride kaldığını görüyoruz. 

Türkiye vatandaşlarının Schengen vize sistemine dahil edilmesi konusu 20-25 yıl önce konuşulan bir haktır. Bunun bahanelerle sürekli ötelendiğini görüyoruz. Bu şlartların yerine getirilmesi halinde Türkiye ile AB ilişkileri rayına oturur.

Eğer Avrupa, Türkiye'nin güvenliği konusunda tutarlı bir tavır içindeyse terör örgütleri ile mücadelede Türkiye'nin yanında olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız CNN International'e verdiği mülakatta da bunları söyledi. Ortak irade oluşursa, Avrupalılar yapıcı tutum içerisine girerse ilişkiler rayına oturur. Bunun için de Avrupalıların üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekiyor." 

AKPM'de Türkiye'nin yeniden denetime alınıp alınmaması gündemi sorusuna Kalın şu yanıtı verdi:

"Avrupa Konseyi bizim kurucusu olduğumuz bir kuruluştur. Biz Avrupa Konseyi ile her alanda hep çok yapıcı bir tutum içerisinde olduk. Darbe girişiminden sonra da biz Avrupa Konseyi'nin tüm mekanizmaları ile işbirliğini yoğunlaştırdık. Kendileri de referandum başlamadan önce ve referandum günü yaptıkları açıklamalarla oyunu belli ettiler. Burada AKPM'nin kendini bir sidaya çekmesi lazım. Acaba gözlemcileri böyle mi seçmemiz gerekiyor diye.  Bizim işbirliği çabalarımıza rağmen maksatlı çevrelerce siyasi saiklerle girişimlerin yapıldığını görüyoruz. Yeniden denetime alınması konusunun belli çevrelerce gündeme getirildiğini biliyoruz.  Bunun izah edilebilir hiçbir temeli söz konusu değildir. Bazı lobi çevrelerinin bu kararın çıkması için yaptığı çalışmalar da raporlara girdi. Umarız bu yönde bir karar söz konusu olmaz. Bütün bu algı operasyonlarına rağmen biz demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü konusundaki çalışmalarımızı yürütmeye devam edeceğiz."

Almanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı'nın açıklamasının sorulması üzerine:

"Bu Alman hükümetinin görüşünü yansıtmıyor. Resmi olarak bir açıklama, bilgi söz konusu değil. Bunun arkasında Erdoğansız bir Türkiye düşüncesi mi var diye sormak gerekiyor. Nasıl bir Türkiye tahayyül ediyorlar." 

'Sınır ötesi yeni bir operasyon planlaması var mı?' sorusu üzerine: 

"Terörle mücadele konusunda hem sınırlar içinde hem de sınırlarımızın ötesinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Gece gündüz demeden büyük bir mücadele veriyorlar. Suriye'de Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık ve 2000 küsur metrekarelik alan terörden temizlendi. Bizim ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan bir gelişme söz konusu olduğunda buna Türkiye tereddütsüz cevap verir.  Daha önce de ifade ettik, Fırat Kalkanı Harekatı biter ama Türkiye yeni operasyonlar için hazırdır." 

Cumhurbaşkanı'nın dış ziyaretleri:

"Hindistan'la ikili ilişkilerin daha da iyileşmesi için yoğun mesai devam ettiriliyor. Hint tarafının da bu ziyareti çok önemsediğini biliyorum. İyi dostluk ilişkileri çerçevesinde bu ziyaret çok önemli.  

Rusya ile görüşme üst düzey temas trafiğinin devamı niteliğinde. Bu görüşmede de savunma sanayi, ticaret, turizmi ele alacağız. Hem de Suriye'yi görüşme imkanımız olacak. Davet Putin'den geldi o da bir gündem hazırlamıştır diye düşünüyoruz. 

Çin ziyareti çok önemli. Çin'le yapacağımız önemli çalışmalar var. Bu ziyaretle 30'a yakın hükümet ve devlet başkanının da katılacağı bir programa katılacağız. Orada çok önemli bir anlaşmanın da hazırlığını yapıyoruz. Şimdi detaylarını vermek istemiyorum ama tamamlandığı zaman büyük bir imkan ve fırsat sağlayacak. Cumhurbaşkanımızın ayrıca pek çok ikili görüşmesi de olacak.

Amerika ziyaretinde ikili ilişkiler, terörle mücadele, FETÖ'nün iadesi, Amerika'daki yapılanmasını kırabilecek ortak çalışmalar. etraflı bir şekilde ele alınacak. Yine bu davet de Trump tarafından bize geldi. Bizim gündemimiz var, onların da gündemi ile verimli bir toplantı arzu ediyoruz.

Bunların sonunda Cumhurbaşkanımız 25 Mayıs'ta Brüksel'de NATO zirvesine katılacak. 

Biz NATO'nun nasıl bir tavır alması gerektiği konusunda da görüşlerimizi paylaşacağız." 

RUSYA'DAN ALINMASI PLANLANAN S-400'LER

"S-400'ler meselesi Rusya ile yürüttüğümüz savunma sanayi işbirliğinin bir parçası. Türkiye'nin ulusal çıkarları çerçevesinde savunma sanayisini bir an önce kurması bizim arzumuz. 

Fiyat, teslim tarihi ve ortak üretim konusunda belli kriterler var. Çıkan en yüksek puanı alan tarafa da teklif görütülüyor. Çok teknik boyutu olan bir konu bu. Bir ara Çin'le yakınlaştık olmadı, Fransa-İtalya ile yürüttük sonuçlanmadı. Son olarak Rusya ile görüşüldü. Soçi'de bu konu gündeme gelecek. 

Bunu kiminle yapabiliyorsak onunla yaparız. Birçok güvenlik riski ile karşı karşıyayız. Burada yadırganacak bir durum söz konusu değil. Bunların telif edilemez olduğu söyleniyor. Teknik olarak bu da doğru değil."  

Fransız siyaset bilimcinin sözlerine başlatılan soruşturma ve suç duyurusuna ilişkin soru üzerine:

"Dün Fransız profesörün sözlerinin ardından özür yayınlandı ama biz bunu yeterli bulmuyoruz. Fransa'daki Türk Hukukçular Derneği bu sabah bir suç duyurusunda bulundular. Fransız makamların harekete geçmesi umarız uzun sürmez. Bu hafife alınabilecek bir konu asla ve asla değildir. Birisi çıkıp tek yol suikast değildir diyorsa, bunun hukuki sonuçları olur. Biz de bu sürecin takipçisi olacağız. 

Bu tür faşizan söylemlerin, bizim sıradanlaşmasına izin vermemiz söz konusu değildir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na dönük bu tür bir çağrı söz konusu olduğunda buna karşı herkesin net bir tutum içinde olması gerekir. Bu tür yaklaşımlara en sert tepkiyi vermelidirler. Bu Avrupa için bir testtir, imtihandır. Bakalım nasıl yanıt verecekler."