''Balyoz Planı'' iddialarıyla ilgili olarak eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 162'si tutuklu 196 sanıklı davanın 24. duruşması başladı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu 153 sanık ile tutuksuz yargılanan 22 kişi katıldı.

Mahkeme heyetine başkanlık eden Ali Alçık, sanıkların tek tek isimlerini okuyarak gerçekleştirdiği yoklamanın ardından, önceki duruşmada sanık Halil İbrahim Fırtına ve avukatlarının savunmasının tamamlandığını, bugün çapraz sorguya geçileceğini bildirdi.

Çapraz sorguya geçmeden önce sanık ve yakınlarının duruşma salonundaki hal ve hareketlerine ilişkin bir uyarıda bulunmak istediğini belirten Mahkeme Başkanı Alçık, burada Türk milleti adına yargılama yaptıklarını, duruşmalarda bazı sanıkların oturdukları yerden savunma yaptıkları, bazılarının kendi aralarında yorum yaptıkları, seyircilerinde alkışladıklarını söyledi.

Bunun mahkemeye saygısızlık olduğunu ifade eden Alçık, mahkemenin, buna karşı sanıkları duruşma salonuna almama ve seyircileri de salondan çıkarma yetkisinin olduğunu hatırlatmak istediğini kaydetti.


ESKİŞEHİR'DE BULUNAN BELGELER
Daha sonra çapraz sorgusuna geçilen emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına'ya soru yöneltmek için söz isteyen tutuklu sanık Albay Cengiz Köylü, polis raporunda, Eskişehir'deki bir evdeki aramada bulunan flash disklerdeki belgelerin 2003 yılına ait olduğunun anlatıldığını söyledi.

Ancak bulunan belgeler arasındaki 926 sayılı TSK Askeri Personel Personel Kanunu'nun 49. maddesinde 2005'te yasallaşan bir düzenlemenin bulunduğunu vurgulayan Köylü, dolayısıyla ele geçtiği iddia edilen yeni belgelerin sahte olduğunu öne sürdü.

Köylü'nün bu açıklamaları sırasında sanıkların kendi aralarında konuşmaları üzerine Mahkeme Başkanı Alçık, sanıklara mahkemeye karşı saygısızlık yaptıklarını söyleyerek uyarıda bulundu.

Bunun üzerine söz alan tutuklu sanık Cem Gürdeniz, bu yapılanların sanıklara yönelik bir saygısızlık olduğunu belirterek, ''Her 6 ayda bir yeni belgelerle, dijital verilerle burada tutulmamız saygısızlıktır. Saygı karşılıklıdır. Her bulunan belgeyi bize delil olarak sunmayın'' dedi.

Sanık Halil İbrahim Fırtına da söz alarak, savunmaları sırasında her bastığı yerden yeni belge çıkması durumunda buna şaşırmaması gerektiğini anlattığını kaydederek, ''Gölcük'teki bu belgeleri de bu kapsamda değerlendiriyorum. Bunu bekliyordum. Daha savunmam bitmeden orada eksiklik olduğunu düşündüler ki tamamlama zorunluluğu hissettiler'' şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Köylü tekrar söz alarak, ''Cuma günü çılgın delillerim var. Talepler bölümünde arz edeceğim'' dedi.

Emekli Oramiral Özden Örnek de yeni çıkan belgelerde kendisiyle ilgili ağır suçlamaların bulunduğunu, bunu yazanın İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeki bir polis olduğunu, en azından bir savcının bu hukuki sürece katkıda bulunması gerektiğini ifade etti.

''Balyoz Planı'' davasının tutuklu sanığı emekli Korgeneral ve MHP İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Engin Alan ''Zaman bu zaman. Bu iki general (Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman) bu mahkemeye gelip, bize açık ve net bir şey söylemelidirler. Balyoz diye bir şey var mı yok mu?'' dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan, dava konusu seminerin hiçbir konu gizlenmeden yapıldığını belirterek, hiçbir delile dayanmayan, kanaatlere dayalı tüm suçlamaları reddettiğini söyledi.

Özarslan'ın avukatı Tolga Akalın ise Gölcük'ten sonra Eskişehir'den de dosyaya yeni deliller gönderildiğine dikkati çekti.

Bir taraftan kovuşturmanın, diğer taraftan da soruşturmanın yapılmasının ceza yargılamasının mantığına ters olduğunu ifade eden Akalın, ''Yeni sahte deliller üretilmeye başlandı. Burada bir yargılamadan bahsetmek mümkün değil. Bu yargılama değil, tiyatro faaliyetidir. Biz tiyatronun ilk perdesinde sahne almayacağız. Defalarca sahteliği ispatlanan bu iddialar karşısında susma hakkını değil, 'gülme hakkını' kullanıyoruz. Müvekkilim sorulara yanıt vermeyecek'' dedi.

Başkan Ali Alçık, avukat Akalın'ın mahkemeyi tiyatroya benzetmesinin savunma kapsamını zorladığını belirterek uyardı.

Özarslan'ın yanıtlamayacağını söylemesi üzerine soru sorulmadı.

Tutuklu sanıklardan emekli korgeneral ve MHP İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Engin Alan da ''Biz bu ömrü onurumuz, şerefimiz itibarımız için yaşadık. Bu değerlerimizi hedef alan, fırsat bilen alçaklarca hayasızca saldırmasına zemin yaratarak, tek bir satırı bile doğru olmayan düzmecelerle dolu bu rezil iddianameyi baştan sona şiddetle reddediyorum. Olmayan şeyin ispatı olur mu?'' diye konuştu.

İmzasız dijital belgelerin delil kabul edilemeyeceğini, iddia sahiplerinin iddialarını ispatla mükellef olduklarını ifade eden Alan, ''Bu ülke, bu devlet, bu memleket bölünmesin diye hayatlarını hiçe sayan yiğitlere, kahramanlara 'cuntacı, darbeci' diyen, haddini bilmeyen densizler zamanı gelince yaptıklarının hesabını, hukuki bedelini mutlaka ödeyecektir. Bundan kaçış yoktur. Adaletten kaçsalar da tarihten kaçamayacaklardır'' şeklinde konuştu.


ÖZKÖK VE YALMAN'IN YANITLAMASI İSTENİLEN SORULAR
Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ın ''Ben bilmem o bilir, zamanı gelince konuşurum'' gibi sözler söylediklerini belirten Alan, bu sözlerin davaya hiçbir katkısı olmadığını söyledi.

''Zaman bu zaman. Bu iki general bu mahkemeye gelip bize açık ve net bir şey söylemelidirler. Balyoz diye bir şey var mı yok mu? Balyoz yoksa mesele de yok'' diyen Alan, Özkök ve Yalman'ın ''Balyoz Planı var'' diyorlarsa yanıtlamalarını istediği soruları şöyle sıraladı:

''Balyoz varsa neden bu konuda komutan olarak yetkilerini kullanmadılar, gereğini yapmadılar. Neden seminerden 5 ay sonra 2003 Ağustos'taki şurada Fırtına generali ve Örnek amirali çok yetkili kuvvet komutanlıklarına getirdiniz? Neden seminerden 5 ay sonra Şükrü Sarıışık Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine getirildi. Metin Yavuz Yalçın neden Harekat Başkanlığına getirildi? Beni tankı, topu, tüfeği olmayan pasif bir göreve atamak yerine Türkiye'nin Yunanistan bölgesinden sorumlu olan 2. Kolorduya komuta görevine neden devam ettirdiniz? Bu iki emekli komutan bu soruların yanıtını vermedikçe sağlıklı yargılama yapılamaz. Biz de burada suçsuzuz diye debelenir dururuz. Bir yandan da Eskişehir'de olduğu gibi tezgahlar sürer gider.''

Alan, mahkemeden semineri gözlemci olarak izleyen 15 subayın da tanık olarak çağrılmasını isteyerek, gözlemci raporunun açıklanmasını istedi.

Yeni belge sırasının İstanbul ve Bursa Jandarma Komutanlıklarına geldiğini belirten Alan, ''Hayırlı haberlerinizi, ihbar mektubu gibi düzmece belgelerinizi bekliyoruz'' dedi.

Engin Alan savcılık ifadesine ilişkin düzeltme yapmak istediğini belirterek, ''Bana Atatürk'ün Büyük Nutku'nda Anadolu isyanları sırasında iç tehditler konusundaki sözlerini söyleyip söylemediğim sorulmuştu. O zaman hatırlamamıştım. Evet söyledim'' diye konuştu.

Alan'ın avukatı Ayhan Nacak da tahliye kararı veren hakimlerin çocuk mahkemelerine gönderildiğini belirterek, oluşan korku ve endişe nedeniyle hakimlerin yarım saat içinde tutuklama kararı vermek zorunda kaldıklarını ileri sürdü.

Nacak, ''23 yıl dağlarda yaşamış, terörle mücadele etmiş, 5 kere 1 saniye farkla ölümden dönmüş kişiyi terörist ilan ettiniz'' diyerek, mahkemenin dava konusu belgelerin ordudan nasıl çalınıp çalınmadığına ilişkin araştırma yapması gerektiğini söyledi.

''Burada olanların suçsuz olduğuna Allah'a inandığım kadar inanıyorum'' diyen Nacak, darbe çalışmalarının gizli olduğunu, 3 kişiden fazla olunca buna darbe denilemeyeceğini savunarak, ''Burada bir tek Hasan Mutlucan kalmış. O da olsa tam olurdu'' dedi.

Tutuklu sanıklardan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık ise suçlamalarla ilgili dolaylı ya da dolaysız bir alakasının olmadığını, atılı suçu işlemediğini belirterek, ''Kendimizden bir korkumuz olsa, bir sıkıntımız olsa tedbirleri önceden alırız'' dedi.

Sarıışık, ''Suçlamalar tamamen subjektif değerlendirmeler, yorum ve kanaatlerden oluşup, hukuki dayanaktan yoksun, tamamen asılsız iddialardır. 44 yılımı, TSK'nın kutsal çatısı altında geçirdim. 66 yıllık yaşamım boyunca yasalara ve hukuka aykırı hiçbir oluşum ve faaliyetin içinde bulunmadım'' diye konuştu.


AA

1881 -
1938