Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Güz Kumpanyası'nın 'Yeniden'i
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

2003'te ODTÜ'de kurulan Güz Kumpanyası, yeni teklisi 'Yeniden'i müzikseverlerin beğenisine sundu. Geçtiğimiz yıl yayınladıkları EP projelerinin ardından, bu yıl arka arkaya çıkaracakları teklilerin müjdesini veren grup, klasik kemençe, ud, ney, mandolin gibi enstrümanlara dayandırdığı müziğini, Akdeniz'in zengin kültüründen aldığı ilhamla zenginleştirme yolunda... Söz ve müziği Utku Hakan Keleş'e, düzenlemesi Sertaç Işık'a ait yeni şarkı "Yeniden", grubun kalplere dokunan içten ve naif tarzını yansıtıyor.

Yaptıkları müziği, "Hayat tüm hızıyla akıp giderken sığınılacak bir arka bahçe" olarak tanımlayan Güz Kumpanyası, serüvenine ODTÜ'de, rebetiko, tango, kanto, Klasik Türk Müziği gibi türlerin melodik yapıları ve ortak kökenleri üzerine çalışmalar yaparak başladı. Bugün ise bu birikimlerini, kendi eserlerini üretmek için kullanıyor. Kumpanya Ev Stüdyosu'nda kaydedilen yeni tekli "Yeniden"de; vokalde Göksenin Seyhan, vurmalı çalgılarda Mustafa Göçer, gitar ukulele, çello ve klavyede Sertaç Işık, mandolinde Bayezid Özden, bas gitarda Alper Sayın, flütte Belgin Ayhan ve kemanda Alperen Gün yer alıyor. Parçanın mix ve mastering'ini Ferhat Uçar yaptı. Teklinin kapak fotoğrafı Ulaş Soylu'ya, kapak tasarımı Mustafa Göçer'e ait.

Oldukça kalabalık bir ekipsiniz. Güz Kumpanyası bir araya nasıl geldi?
Bayezid Özden: ODTÜ'de iki büyük öğrenci topluluğu olan Türk Halk Bilimleri Topluluğu ve Klasik Türk Müziği Topluluğu üyeleriydik. Barakalarımız komşudur. THBT'de Deneysel Müzik Topluluğu adında bir grup vardı, ilk kez orada bir araya geldik.
Alper Sayın: Sonrasında yine aynı çekirdek ekiple Güz Kumpanyası'nı kurduk. Grubun ismini de Sertaç ile ben bir ekonomi dersinde koymuştuk.
Dilcu Salihoğlu: Ekibe yıllar sonra dahil olan biri olarak önceleri Kumpanya'nın sıkı dinleyicisiydim. ODTÜ müzik topluluklarına yolu düşüp de Güz Kumpanya'sının ilk albümünü dinlemeyen yoktur; duvarda asılı bir konser afişi, kitaplığa bırakılan bir CD, arşiv odasından duyulan bir konser kaydı vesilesiyle Güz Kumpanyası ile mutlaka yolunuz kesişir.
Sertaç Işık: ODTÜ'ye girdiğimde kendi bölümümden önce müzik topluluklarının yerini bulmuştum. Ortak ve naif bir müzik dürtüsüyle dakikasında birbirimizi bulduk zaten. Gruba eklenenler, çıkanlar oldu. Bir ara nüfusumuz 11 kişiye kadar çıktı.

Yeni şarkınız 'Yeniden'in hikâyesini anlatır mısınız?
Sertaç Işık: 'Yeniden' grubumuzun eski elemanlarından Utku Hakan Keleş'e ait. 10 sene önceydi, bir gün gitarıyla çalıp söylediği, telefonla yapılmış bir kayıt gönderdi bana. 'Eti senin kemiği benim' dedi bir de üstüne. Hemen o anda ara nağmesi çıktı. Bir demo kaydımız vardı ama uzun süre konserlerde çalmak dışında hiçbir şey yapmadık şarkıyla ilgili. Tekrar üzerine düşmemize MEYPOM Müzik vesile oldu. Onlar çok sevdiler ilk dinlediklerinde şarkıyı.

'Yeniden'in huzur veren bir naif bir tarzı var. Siz tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Göksenin Seyhan: Yakışıklı değil ama sempatik.
Sertaç Işık: Tekinsiz, ıslah edilmemiş ve topa pis burunla vurur gibi.
Bayezid Özden: 'Kafa dengi, huzurlu, arada bir de sürpriz yapan' bir tarzımız var sanırım. Kendi bestelerimiz olunca da 'Az biraz canımızın istediği gibi' diyebiliriz.
Alper Sayın: Tarzınız ne? Sorusu en zor cevap verdiğimiz sorulardan. Belirli bir tarzımız olsun diye yola çıkmadık aslında. Geçmişte yoğrulduğumuz ve icra ettiğimiz türkü, şarkı, rebetiko, tango, kanto eserleri ve ilham aldığımız kişilerin ve grupların tınılarıyla harmanlanmış bir müzik yapıyorduk. Bu karışıma kendi özgün dokunuşlarımızı da eklediğimizde ortaya Güz Kumpanyası tınısı çıktı. Buraya ufak bir yorum eklemek isterim. Bir müziği belirli bir tarz ile eşleştirmek benim için müziği hatta dinleyen insanları da kalıplara koymak anlamına geliyor. Oysa müzik, size ne hissettiriyorsa odur. Bir müziği farklı coğrafyalarda dinleyen bambaşka kişiler türdeş duygular hissediyorsa neden müzikleri türlere ayırıp kalıplaştıralım ki?

Bir sonraki şarkınız 'Hayal Belki Kavuşmak' da çok ara vermeden martta dinleyicilerle buluşacak. Geçtiğimiz yıllarda albüm çalışmalarınız da olmuş. Dijital müziğin hızına yetişmek için mi sık sık yeni şarkılar?
Sertaç Işık: Aslında dijital müziğin bizim hızımıza yetişmesi için. Çünkü biz 18 senelik bir grubuz. Elimizde üretimlerimiz, bestelerimiz o kadar çok birikti ki... Tek tek çıkarmak, sıcağı sıcağına servis etmek ve mümkün olursa 10'ar 10'ar albümlerde toplamak istiyoruz. Şu anda motivasyonumuz yüksek.
Göksenin Seyhan: Biraz Pollyannacılık yaparak pandeminin bize zaman sunduğunu söyleyebiliriz. Bu da kayıtları daha hızlı bir şekilde aradan çıkarmamıza ön ayak oldu. Dijitale yetişmekten ziyade bizimki evde kalmayı değerlendirme çalışması.
Bayezid Özden: Sanırım yetişmek değil de bunu yapabildiğimiz için. Besteler zaten hazır, kayıtları yapıp, tamamlayıp yayınlayabiliyoruz. Öyle olunca da bekletmeye gerek kalmıyor. İmkanla ilgili bu durum aslında. Albümlerdeki şarkı sayısının ve şarkı uzunluklarının teknik yeterliliklere bağlı bir istatistiği tutulsa, standart sapması vs. de düşünülse, bu sayının ve şarkı uzunluklarının sebebi plak, kaset gibi platformların kapasitesinden ya da maddi ve fiziksel imkanlardan kaynaklandığı görülecektir diye düşünüyorum. Şimdiki platformlarda insanlar albüm mü dinliyor yoksa şarkıları bir şarkı listesinde dinlemeyi mi tercih ediyor acaba? Bu sorunun cevabı benim açımdan çok önemli değil ama artık müzisyenlerin bir şarkıyı platformlarda paylaşmadan önce diğer şarkıların kayıtlarını bitirip tamamını bir seferde sunmasına gerek var mı emin değilim doğrusu.

Müzik dışında her birinizin farklı iş yaşamları var. Müzik ve kurumsal iş hayatı birbirini besliyor mu yoksa müzik sizin nefes alma alanınız mı?
Dilcu Salihoğlu: Hayat koşuşturmacası içinde meşgaleler zamanla değişiyor, evriliyor fakat müzik hayatımızın her daim ayrılmaz bir parçası. Vakit buldukça eğilmek değil öncelik vermek mühim zira üretmek için emek vermeli.
Bayezid Özden: Eskiler gibiyiz aslında, çok eskiler yani... Matematikçi, felsefeci, astronom ve şair ya da doktor, fizikçi, kimyacı, felsefeci, tarihçi ve edebiyatçı... Bu adamlar kendilerini tanıtırken sanıyorum ki sadece adlarıyla tanıttılar, yazdılar veya çizdiler. Sonra biz onları tanımlarken, birilerine anlatırken bu sıfatları koyduk. Kurumsal bir hayat tabirinin tamamen bir aldatmaca olduğunu düşünüyorum. Bir tane hayat var ve her anında nefes alıyoruz. Hayat sizin hayat görüşünüzdür, onun eseridir. Aşık Veysel'deki aşk olmasa, sevdiğinin güzelliği on para etmez. Hayat da öyledir. Suyun altında yaşamadığımıza göre etrafımızdaki atmosferin kıymetini bilenlerdeniz diyebilirim.
Sertaç Işık: Müziği hiçbir zaman hobi olarak görmedik. Çoğu kez işlerimizi müzik takvimimize göre düzenlediğimiz de oluyor. Sadece iş hayatımızı değil, bütünüyle hayatımızı besler durumda olmakla birlikte, müzik aslında tam zamanlı bir uğraş. Bunun farkındayız.
Alper Sayın: İş hayatı çoğu zaman stresi yönetmem gereken bir alan. Müzik ise benim için kesinlikle bir meditasyon. Çok kötü bir günün ardından odaya kapanıp kolum ağrıyana kadar bağlama çalıp rahatladığım çok olmuştur. Müzik üretimini ise yaşadığımız her şey besliyor ve etkiliyor kesinlikle.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.