Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Meşrutiyet, yönetimin tek otoritesi olan Padişah’ın tek karar organı olduğu bir sistemde, halkın da söz sahibi olduğu yenilikçi yapıyı temsil eder. Bu yapıda Meclis-i Ayan üyelerini Padişah, Meclis-i Mebusan üyelerini de halk seçer. Padişah boyunduruğu altındaki bir meclisten çıkan Islahat ve Tazminat Fermanları halkın onay ve kabulünü almazdı. Tazminat Fermanından sonra Osmanlı Devleti Batı felsefesini iyice özümseyip yenilikçi fikirlere yönelmiştir. “Genç Osmanlılar (Jön Türkler) olarak adlandırılan ve önderliğini Mithat Paşa, Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın yaptığı grup, halkın yönetimde söz hakkı olduğu bir yapı için harekete geçip Sultan Abdulaziz’e bu teklif bir ilk olarak sunulmuştur. Bu olaya sıcak bakmayan Sultan Abdulaziz tahttan indirilip yerine V. Murat tahta çıkarıldı. Sultan Murat da sağlık sorunları nedeniyle tahttan indirilince, üç ay gibi kısa bir süreden sonra, Meşrutiyet ve Mithat Paşa’ya sadrazamlık sözü veren II. Abdülhamit, İstanbul konferansı sonrasında Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlatıp, 23 Aralık 1876’da I. Meşrutiyet ilan edip Meşruti sisteme geçilmiştir.

Kanun-i Esasi, halka özgürlük sunarken “Egemenlik kayıtsız şartsız Osmanlı ailesinindir” ifadesi eklenmiştir. Halk, padişahın yanında, yönetime ortak olmuştur. Halk yönetime katılmış, ancak parti kurma ve toplantı yapma haklarından men edilmiştir. Hükümet padişaha karşı sorumlu olup, meclis açma kapama yetkisi padişaha verilmiştir. Meşrutiyet yönetimi tek otorite ve tek karar organı padişah olan bir sistemde halka da söz hakkı veren yenilikçi yapıyı temsil etmektedir.

Aydınlık hareketi olan Genç Osmanlılar, özgür fikirleriyle devletin çöküşünün durdurulması için çalışmalara başladılar. İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 20 Mart 1877’de açılmış ve 14 Şubat 1878ê kadar çalışmıştır. II. Abdülhamit 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşını gerekçe gösterip meclisi kapatmış ve I. Meşrutiyet kapanmıştır. Bu istibdat döneminde yönetime aykırı fikir ve yazı bildirenlere hapis ve sürgün cezaları verilmiştir.

Meşrutiyet İlanı ve Osmanlı tarihi İlkeleri

  1. Osmanlı vatandaşları Meşrutiyet ilanıyla seçme, seçilme hakkı kazanmışlardır.
  2. Halk, padişahın yanında yönetime ortak olmuştur.
  3. Mutlakiyetçi dönem bitmiş, Meşrutiyetçi yönetim dönemi başlamıştır.
  4. Türk tarihinin ilk anayasası Kanuni Esasi (1876) ilan edilmiştir.
  5. Mecliste halkı temsil eden Meclis-i Mebusan üyeleri söz sahibi olmuşlardır.

İstanbul Tersane Konferansı (23 Aralık 1876)

II. Abdülhamit tahta çıktığında ortalık çok karışıktı. Rusya 1875’de Hersek’i isyana sürüklemiş, Balkanlara yayılan bu isyan nedeniyle İngiltere, Paris Antlaşmasına katılan ülkelere sorun çözümü adına yeni bir konferans çağrısında bulunmuştu. Konferansın İstanbul’da yapılmasına karar verildi.

23 Aralık 1876’da toplanan konferansta Sırbistan’la Karadağ’ın topraklarının genişletilmesi, Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da özerk yönetimi gibi kararlar alındı. Osmanlı Devleti bu kararları kabul etmedi. 20 Ocak 1873’de konferans dağıldı. Osmanlı içindeki bir kurul Anayasa hazırlığına girdi. Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876’da ilan edildi, ama konferans çalışmalarını durdurmadı ve Avrupalı Devletler ikna olmalıdır.

Sonuçları

I. Meşrutiyet 1876’da ilan edildi, Kanun-i Esasi denen bir anayasa uygulamaya konulup meclis açıldı.

“Anayasa ve Meclis” vurgusunun yer aldığı hukuk devleti ilkesinin benimsenip, padişah yetkilerinin kısıtlandığı, demokratikleşme olup, halkın yönetime katıldığı Meşrutiyette, Mebusan Meclisine birden çok millet temsilcisi katılmıştır. Azınlıklara da egemenlik haklarını kullanma yetkisinin verilip demokrasi yolunda bir adım atıldığının kanıtıdır.

Kanun-i Esasiye göre padişah meclisi kapatma, kişileri sürgün etme ve çıkacak yasaları meclise gitmeden önce denetleme yetkisine sahipti.

Bu durumda halk iradesinin gerçekleşmesi engellenmiş olup, hukuk devletine aykırı bir durumdur.

Padişahın mutlak egemenliği tanınmış, meclis üstünlüğüne yer verilmemiştir.