Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Süleyman Soylu'dan Habertürk'e açıklama
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın Teke Tek programına telefonla bağlanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kendisiyle ilgili yapılan yorumlara yanıt verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Kanal İstanbul projesine karşı çıkıp afiş astırmasıyla ilgili soruşturma başlattığına dair eleştiriler hakkında değerlendirmelerde bulunan Bakan Soylu şöyle konuştu:

"İki mesele var; hem Sayın Balbay hem Faruk Bey birkaç konuya değindi. Teknik olarak iki konuya açıklık getirmekle mükellefim. Getirmezsem bu konuda kendimi sorumlu hissederim. Birincisi biz AFAD'dan sorumluyuz İçişleri Bakanlığı olarak. Bu yıl hem korona olsun hem Elazığ, Malatya, Bingöl, Van Başkale, Giresun-Dereli, Hatay orman yangınları gibi birçok afet, çığ meselesiyle karşı karşıya kaldık. Türkiye şöyle bir problem yaşanıyor. Hemen olayı tanımlamak, olaya müdahaleyi gerçekleştirebilmek için adım atabilmek önemlidir. Türkiye'nin her yerinde 112'miz var, 155 ve 156'nın bağlandığı sistemdir. 81 ilde güvenlik durum acil merkezlerimiz var. Avrupa'nın bu konudaki en gelişmiş yeridir. Deniz kıyılarımızdan, sahil kıyılarımızdan Van, Irak-İran-Ağrı hattına kadar her yeri en gelişmiş cihazlarla denetleyip görebildiğimiz bir alandır. Her ilçede kaymakamlarımız, emniyetimiz ve her ilde valilerimiz, ücra köşelerde jandarmamız var. İzmir Belediye Başkanı'nın konuşmamızı engellediğimiz yönünde söz etti Sayın Balbay. Burada herhangi televizyon hemen muhtara bağlanıyor. İlk verilen haber kamuoyunda infial oluşturur. Biz doğru bilgiyi kamuoyuyla paylaşmamız lazım, iki depremin veya afetin en önemli meselesi olan arama kurtarma, ambulans, itfaiyeyi oraya sevk etmemiz lazım. Siz 3-4 saat sonra değerlendirme yapabilme hakkına sahipsiniz. Muhtar, belediye başkanı, kamu yöneticilerinin değerlendirme yapması karışıklık oluşturacak, depreme müdahalede risklilik oluşturacaktır. Ben bunu her afet meselesinde yaşıyorum. Doğru müdahale ve doğru bilgilendirme getirmek lazım.

"BİR BELEDİYE BAŞKANININ KONUŞMASINI NİYE DURDURAYIM?"

Benim herkesin mesleğine saygım var. Ama müsaade ederseniz bizim yaptığımız şeylere biraz saygı kötü mü olur? Bu kadar tecrübe ediniyoruz, saatlerce, günlerce çalışıyoruz. Ben bir belediye başkanının, bir muhtarın konuşmasını niye durdurayım? Habercileri AFAD eğitimine almak zorundayım. Onun ne söylediği benim için ilk dakikadan itibaren önemli. Biz afet bölgesiyiz, birçok afetle karşı karşıyayız, kalacağız da. Deprem, çığ, sel, hortum. Özellikle meseleyi bu cihetten görmek lazım. Ekrem İmamoğlu, Sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bu konudaki değerlendirmesi. Bu sabah İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener bir televizyon programında söylemiş. Ya Kanal ya İstanbul konusunda kendisine bir soruşturma açıldığı yönünde... Siyasal stratejistler, yorumcular farklı düşünebilirler. Ama biz devlet idare ediyoruz, kurallarla idare ediyoruz. Şöyle bir hakkımız yok, görmeme, savurma, sinme hakkına sahip değiliz. Kanunlar var, kurallar var. Anayasamızda da kanunlarımızda da idarenin bütünlüğü ilkesi var."

"HÜKÜMET PROJEYE ADIM ATTIĞINDAN İTİBAREN DEVLET YATIRIMIDIR"

Fatih Altaylı'nın "Hükümetin getirdiği proje devlet projesi midir? Kanal İstanbul niye bir devlet projesi? Devlet projesi ne manaya geliyor? Bir hükümet, bir Cumhurbaşkanı projesi illa hemen devlet projesi mi olur?" sorusunu yanıtlayan Soylu şunları söyledi:

"Tabii hükümet bir projeye adım attığı itibaren bir devlet yatırımıdır. Şu anda bir devlet yatırımıdır bu. Sadece bir hükümet yatırımı değildir. Köprüler, barajlar için de böyledir. Burada bir karar verilmiş, bu projeye başlıyoruz denmiştir. Buradaki mesele şu; elbette ki bir belediye başkanı kendi bulunduğu alanla ilgili eğer bu projeyi beğenmiyorsa, hükümet, kamu yatırımcısıyla ilgili değerlendirmelerini, hatta eleştirilerini ortaya koyabilir. Ancak belediyenin kendi imkanlarını kullanarak, belki çizgi çekilmesi gereken alan burası. Bu konuda buna kaynak ayıramaz. Bu benim kuralım değil Fatih Bey. Keşke yapılmasa diyenler varsa TBMM orada. Biz demokratik bir ülkede yaşıyoruz. TBMM'de birçok kanun çıkıyor. Özellikle siyasi partilerin uzlaşmasıyla çıkan çok sayıda kanun var. Sayın Balbay da TBMM'de üyelik yaptılar. Diyebilirler ki, 'bundan sonra biz kamu kaynaklarını, belediye kaynaklarını bir projenin değillemesi için, yürümemesi için kullanabiliriz'. Ben de şunu söylüyorum, o zaman Türkiye'nin haline bakarız. Kamu kaynakları siyasi tartışmaların ana konusu haline gelir ki, bu bir tehlikedir. Kanun koyucu bunu bu açıdan koymuştur. Orada şahsıma da incitici cümleler söylendi. İşgüzar benim, Sayın Cumhurbaşkanımıza yalakalık yapan da benim, tarif edilen benim. Ben sözünü açık söyleyen bir insanım. Ben bunların incitici olduğunu şahsım adına düşünüyorum. Şu kuralı, bu kuralı koyan ben değilim, değiştirme yetkisine sahip olan da ben değilim veya benim bakanlığım da değil. Biz yürütmeyiz. Yasama, yürütme ve yargı. Benim yasama gücüm yok. Bunu değiştirirsiniz, dersiniz ki, bütün belediyeler, başka kamu kaynaklı kuruluşlar hatta... Devlette yapabilir tersini, bir belediyenin projesine billboardlarla karşı çıkar, ama o zaman devlet olmaktan çıkar. Benim bölücülükle, şahsıyla ilgili değil. Soruşturma safhası bana gelecek, benden çıkacaktır. Ben oradaki arkadaşlarım kadar rahat değilim."

"Eğer Ekrem İmamoğlu bu kaynakları bu projeyi desteklemek için, 'Kanal İstanbul yapılmalı, Kanal İstanbul'u alkışlıyoruz' diye kullansaydı. Kendisine kamu kaynaklarını kullanmaktan ötürü suçlama yöneltecek miydiniz?" diye soran Altaylı'ya Bakan Soylu "Evet yöneltiriz" yanıtı verdi.

"BEN İÇİŞLERİ BAKANI OLARAK BUNA ASLA MÜSAADE ETMEM"

Mustafa Balbay'ın "Salgın başladığında 20 gün sonra belediyeler hep beraber aşalım dedi, yasakladınız. Bütün siyasi düşüncelerimden ayrı o gün eyvah dedim. Yardımları yasakladınız ya, salgınlarda. Siz belediye başkanlarına karşı bir rakip görüyorsunuz. Başka yöneticiler gibi bakıyorsunuz. Bir valiye böyle bir yazı gönderir misiniz?" sorusu için Bakan Soylu şöyle konuştu:

"Bir gün bakanlığa gelirseniz, şeref duyarım. Kanunun öngördüğü şekilde hangi yazıları gönderdiğimi, il özel idare sekreterlerine, dernek yöneticilerine, il müdürlüklerine hangi yazıları gönderdiğimi, kamu kaynakları adına neler yapmamız lazım geldiğini söylerim. Kanun bu tip yardımları izne bağlamış. İzin almadan hangi kamu yöneticisi olursanız olun bunu yapabilme kabiliyetine sahip değilsiniz. Sizin bugün hoşunuza giden yarın yanlış bir yardım toplama kampanyasını görmediğimde 'sen ne iş yapıyorsun' diye bana soranlara cevap verme hakkım olmaz. Bunun bir kanunu çıkar, izin almak durumunda değiller, istedikleri gibi toplayabilirler. Ben bunun sakıncalarını size anlatırım. Biz bugün varız, yarın yokuz. Yanlış yol açılmasına ben İçişleri Bakanı olduğumca müsaade etmem."

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.