Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

AK Parti- MHP ittifak komisyonunun hazırladığı 26 maddelik yasal düzenlemeye dair tüm soru işaretlerini, MHP’li heyetin başkanlığını yürüten Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ile konuştuk.

Röportaj: Kübra Par

Fotoğraflar: Tayfun Çetinkaya

MHP ve AK Parti, partilerin seçimlerde ittifak yapmasının önündeki engelleri kaldırmak için ortak bir komisyon kurdu. O komisyon çalışmalarını tamamladı ve 26 maddelik bir mutabakat imzalandı. Bu hafta da Meclis’te oylamaya sunulacak. MHP’nin baraj probleminin önündeki engelleri kaldırmak için böyle bir ittifaka girdiği iddiaları doğru mu? BBP’nin de ittifaka katılma ihtimali var mı? Yüzde 10 barajı neden kaldırılmadı? Mühürsüz zarf ve pusulaların geçerli sayılması hakkaniyetli mi? Yeni düzenlemeye dair tüm soru işaretlerini, ittifak komisyonunda MHP’li heyetin başkanlığını yürüten Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’ya sordum...

- AK Parti-MHP arasında kurduğunuz cumhur ittifakı ile ilgili “MHP baraj problemi yaşıyor, AK Parti ile seçim ittifakına da bu yüzden girdi. 26 madde de buna hizmet edecek şekilde hazırlandı” deniliyor. Ne diyorsunuz bu eleştiriye?

Anamuhalefet partisi CHP’nin bu yönde eleştiri yapmasını zaten bekliyorduk. İpe sapa gelmez, mesnetsiz, hukuki dayanağı olmayan, hatta biraz da çirkef eleştiriler geliyor. Milliyetçi Hareket Partisi’nin baraj diye bir sorunu yok. Ama biz camia olarak, her seçimde gelen, “MHP baraj altı” yorumlarına alıştık. Allah’a şükürler olsun, milletimiz bütün seçimlerde de MHP’yi Meclis’e göndermiştir.



- “Baraj sorunumuz yok” diyorsunuz ama referandumda yine MHP ve AK Parti “Evet” için kampanya düzenlemişti. “Bir önceki seçime referansla iki partinin toplam oyu yüzde 60’ları bulması gerekirken yüzde 51’de kaldığına göre MHP’nin oylarında azalma var” yorumu yapılıyor...

Referandumda kimin kime oy attığı tespit edilemez. 1 Kasım seçimlerinde MHP’ye oy vermiş insanlarımızın 16 Nisan’da yapılan Anayasa referandumunda da gerekli desteği verdiğini düşünüyoruz. Bu, neticede bir Anayasa değişikliği, milletvekili seçimi değildi. Ayrıca vatandaşın oy verme kararını etkileyebilecek şekilde, “Türkiye bölünüyor, eyalet sistemi geliyor” şeklinde çok fazla kara propaganda yapıldı. Bu söylenenlerin hepsinin yalan olduğu da çok net bir şekilde ortaya çıktı. O nedenle, referandumdaki oy oranının neden MHP ve AK Parti’nin oylarının toplamını yakalayamadığının cevabı bu.

‘BBP BU İTTİFAKA PARTİ OLARAK DEĞİL ADAY LİSTELERİ ÜZERİNDEN KATILMALI’

- Büyük Birlik Partisi’nin de bu ittifaka katılıp katılmayacağı tartışılıyor. Bu ittifakta sadece AK Parti ve MHP mi olacak, yoksa başka partilerin de katılma ihtimali var mı?

Şu an AK Parti ile MHP arasında bir ittifak söz konusu. Sayın Cumhurbaşkanı da buna katılacak başka partilerin her iki siyasi partinin aday listelerinden girebileceğini söyledi.

- MHP olarak, BBP’nin bu ittifakta yer almasına soğuk baktığınız iddiaları doğru mu?

Kanun, her partiye aynı imkânları sunuyor. Ama Büyük Birlik Partisi’nin bu ittifaka ayrı kurumsal kimliğiyle katılmasının MHP olarak çok uygun olmayacağını düşünüyoruz. BBP zaten bizden ayrılarak kurulmuş bir parti.

- Peki, neden şimdi yeniden birleşmenin doğru olmayacağını düşünüyorsunuz?

Bu ayrı bir şey. İki parti arasında olmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. 5-6 partili bir ittifak doğru olmaz. İki parti özelinde kalması bizce daha doğru olur.

‘YÜZDE 10 BARAJI DÜŞMELİ, İTTİFAKIN BARAJI GÖRECE DAHA YÜKSEK OLMALI’

Bu düzenlemede yüzde 10 barajını neden kaldırmadınız?

Bu pakette yüzde 10 barajıyla ilgili bir düzenleme yok. Kanunda aynen kalıyor. CHP bu konuda eleştiri getiriyor. Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli Bey, yüzde 10 barajının ağır olduğunu, temsilde adalet açısından bunun gözden geçirilmesi gerektiğini önermişti. Ertesi gün, başta anamuhalefet partisinden olmak üzere, “Baraj korkusu var da o yüzden bunları söylüyor” eleştirileri gelmişti. Bir kişi de o zaman “Sayın Bahçeli doğru söylüyor” demedi.



- Peki, sonuçta bu pakette yüzde 10 barajı neden kaldırılmadı?

Şu anda ülkemizin içinde bulunduğu şartlar dikkate alınarak böyle bir karar alındı. “Bu ortamda değil de Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nun tümüyle masaya yatırıldığı bir dönemde, barajla ilgili konular o zaman değerlendirilsin” denildi.

- “Baraja ilişkin net ve kati bir düzenleme yapılmış değil, 2019’a giden süreçte bu değişebilir” mi diyorsunuz?

Siyasi partiler uzlaştıktan sonra mutlaka bu değişiklik olur.

- Siz Mustafa Kalaycı olarak ve MHP olarak barajın yüzde kaç olmasını daha adil ve hakkaniyetli buluyorsunuz?

Dünyadaki uygulamalara da baktığımız zaman, yüzde 10’la en yüksek baraj oranına sahip ülkelerden biri olduğumuzu görüyoruz. Bu anlamda düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama burada çok radikal uçların da önünü açacak bir düzenleme olmamasına dikkat edilmeli.



- İdealinizdeki baraj rakamı ne?

Bir rakam telaffuz etmek şu an için pek anlamlı olmaz. Avrupa’ya baktığımız zaman 5-7 civarında. Türkiye’de de böyle olabilir.

- İttifak kuracak partiler için barajın yüzde 15 olduğunu konuştuğunuza dair kulis haberleri yansıdı. Görüşmelerde böyle bir şey gündeme geldi mi?

Mutlaka, tartıştık. Çünkü bu düzenlemeyi yaparken dünyadaki, özellikle Avrupa ülkelerindeki ittifak uygulamalarını dikkate aldık. İspanya, Yunanistan, Macaristan gibi 10 civarında ülkeyi inceledik. Birçok ülkede, ittifaka ayrı bir baraj uygulanıyor; normal baraj 5, ittifak ikiliyse 8, üçlü veya daha fazlaysa 10 denilmiş. 15 olarak belirleyen ülkeler de var. Yüzde 10’la oynanmayınca ittifak için ilave bir baraj getirmenin çok tutarlı olmayacağını düşündük.

- Peki, hangi rakamlar tartışıldı?

İki parti olursa 11-13 arası oranların getirilebileceği tartışıldı.

- “MHP olarak, Seçim Yasası değişirken barajın da düşmesi gerektiğini düşünüyoruz” dediniz. İttifakın barajı ne olmalı sizce?

Sayın genel başkanımız bunun açıklamasını zaten yaptı. Yüzde 10 barajı ağır, bu mutlaka düşürülmeli. Bu oran 7’ye ya da 5’e düşürülürse, ittifak için gelecek baraj oranı da ona kıyasla daha makul olur.

- Şu anki düzenlemenize göre ittifaka katılan bir parti yüzde 3 oy alsa Meclis’e milletvekili sokabiliyor ama ittifaka katılmayan bir parti aynı oranda oy alsa bile Meclis dışı kalıyor. Sizce bu hakkaniyetli mi?

Bir ittifak müessesesi getiriyorsun, bunun mutlaka avantajları olacak. Diğer ülkelerdeki uygulamalarda da aynı imkânların sunulduğunu görüyoruz. Oralarda da gerek barajı aşma yönünden ittifakın oyunun esas alınması, gerek milletvekili dağılımında önce ittifakın milletvekilinin hesaplanması, gerekse de ittifakı oluştu¬ran partilerin oy pusulasında ittifak olarak kuraya girmesi gibi durumlar söz konusu. Bunlar ittifak sisteminin doğasında var. Ayrıca mevcut düzende bu zaten yapılıyordu. 1991 seçiminde, Refah Partisi çatısı altında, Islahatçı Demokrasi Partisi ve o zamanki adımızla Milliyetçi Çalışma Partisi olarak bir ittifak gerçekleşti. Yine aynı seçimde, Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve şu anki HDP’nin o günkü versiyonu, yani PKK’nın siyasi uzantısı olan parti HEP de ayrı bir ittifak oluşturdu. O ittifakta benim Genel Başkan’ım Alparslan Türkeş, Refah Partisi’nin adayı olarak Meclis’e girdi. Aynı şekilde Islahatçı Demokrasi Partisi’nin genel başkanı da o partinin listesindeydi. Bu şekilde girildiği zaman kanuna karşı hileyle seçildiler. Orada baraj uygulanmadı. Yapılmış uygulamanın bir anlamda altyapısını oluşturduk. Türk siyasi hayatında, demokratikleşme yönünde çok önemli bir adım atılıyor. Temsilde adaleti sağlama açısından da bu şekilde ittifak yoluyla partilere bir anlamda hayat verecek bir sistem geliyor.

- “MHP’nin baraj sorunu yok” diyorsunuz. Ama diyelim ki 2019 seçimlerine ittifakla katıldınız ve MHP’nin oyu yüzde 7 çıktı... Bu düzenlemeyle Meclis’e girmiş olmak içinize sinecek mi?

Böyle bir durum olmaz çünkü MHP büyük operasyonlara maruz kaldığı dönemde bile barajın üzerinde çıktı. O anlamda, partimiz açısından böyle bir durum söz konusu olmaz. CHP, 16 Nisan’dan bu yana yüzde 49’u bir blok olarak gösteriyor. Biz de “Merdivenaltı kirli pazarlıklar yapmayın. O dediğiniz blokla milletin huzuruna çıkın” diyoruz.

- Bu düzenleme, partileri ittifak yapmaya iten bir düzenleme. Siz bir yandan da CHP-HDP ittifakını mecbur kılacak bir düzenleme yapmaya mı çalıştınız?

Zaten ittifak yapıyorlar. Adına platform veya başka bir şey diyerek işbirliği yapıyorlar. Bunu açıkça da yapsınlar. Bu ittifak müessesesi, siyaset ikliminde ihtiyacımız olan o yumuşamayı da sağlayacak. O cepheleşmenin de önüne geçilecek. Partilerin uzlaşma arayışı daha da artacak.

‘İLK TURDA RAHATLIKLA YÜZDE 60’I BULACAĞIZ’

- Pusulada ittifak alanının içine birden fazla partiye mühür basılsa bile oyun geçerli olacağını açıkladınız. Bu biraz tuhaf değil mi?

İki parti ittifak yapıyor. Öncelikle ittifak unvanı altında partilerin ismi, logosu ve aday listeleri yer alacak. İttifakın içindeki partilerin yeri de yine kurayla belli olacak. Oy kullanma sırasında da seçmen A partisine veya B partisine oy verince, bunlar net olarak belli olacak. İkisine birden oy verilirse, bunlar da doğrudan kendi partisine oy veren seçmenlerin oranına göre dağıtılacak. Diyelim 30 oy A partisinin, 70 oy partisinin alanına, 10 oy da her iki partiye birden basılmış. Bu 10 oyun yüzde 30’unu A partisine, yüzde 70’ini de B partisine vererek dağıtımı yapacağız. Oran hiç değişmiyor.



- MHP-AK Parti ittifakının yüzde kaç oy alacağı hararetle tartışılıyor. Araştırma şirketleri farklı sonuçlar ortaya koydu. “Yüzde 54” diyen de var, “Yüzde 50+1’i bile bulamayacak” diyen de. Siz MHP olarak bir araştırma yaptırdınız mı veya bir tahmininiz var mı?

Hayır, MHP olarak anket çalışması yapmıyoruz. Ben rahatlıkla yüzde 60’ı bulacağını düşünüyorum. İlk turda kesin seçilecek, ona şüphe yok.

- Bu ittifaktaki düzenlemelere dair eleştirilerden bir tanesi de sandık kurulu başkanlarının kamu görevlileri arasından seçilecek olması. Eski düzenlemede siyasi partiler de önerilerde bulunabiliyorlardı. CHP’nin bu düzenlemeye ilişkin de ciddi eleştirileri var...

O söylenenler hiç de tutarlı değil. Sandık kurulu; 1 başkan, 6 asil üye, 6 yedek üyeden oluşuyor. Mevcut hükümde başkanın belirlenmesi, ilçe seçim kurulunun yaptığı liste ve partilerden istenen 1 asil, 1 yedek üye ismiyle yapılan kura sonucunda gerçekleşiyordu. Eğer partinin biri istenen süre içinde isim vermezse, diğer partinin listesi dikkate alınıyordu. Kanunda da “İyi ün sahibi kişiler arasından” diye bir tabir var ve bu soyut bir kavram. Siyasi partilerden bildirilen isimler arasında okuma yazması olmayan, bu görevi yönetemeyecek nitelikteki insanlar da geliyordu. Kamu görevlisi neticede devletin çalışanı, sandık kurulu başkanlığı anlamında itimat edilebilecek bir kişi. Bunu belirlerken de ilçenin kaymakamı, o ilçede çalışan tüm kamu çalışanlarının listesini ilçe seçim kuruluna verecek, ilçe seçim kurulu da her sandık için 2 aday olmak üzere bu listenin içinden kura çekecek. Çekilen kurada ismi çıkanlardan mani hali bulunanları ayıklayacak ve kalanlar içinden sandık kurulu başkanlarını belirleyecek. Kurada çıkanın siyasi görüşünün ne olduğunu kimse bilemez. Öbüründe sandık kurulu başkanının bir partinin listesinden geldiğini herkes biliyordu. Aslında o daha sakıncalı. Yeni düzenlemede 6 asil, 6 yedek üyenin 5’er üyesi yine siyasi partilerden geliyor. O ilçede en çok oy almış 5 partiden 1 asil, 1 yedek üyelik için isim isteniyor. Kalan 1 isim de eskiden ihtiyar heyeti üyelerinden belirleniyordu, onun da kamu görevlileri arasından olmasına karar verildi. Sandık kurulunda yaşanan sıkıntılardan dolayı böyle bir talep geldi.

- Ama bununla beraber yapılan bir düzenleme daha var: Eskiden kolluk güçlerinin sandık bölgesine çağrılması ancak sandık başkanının ya da üyelerin talebiyle gerçekleşiyordu. Şimdi ise seçmen çağırdığında da polis gelebilecek. “Sopalı seçim olacak. Hükümet, devletin gücünü kullanarak seçmen iradesini etkileyecek” eleştirileri var. Neden kolluk güçleriyle ilgili bu düzenleme yapıldı?

Cebir, şiddet ya da tehdit vuku bulursa bu bahsettiğiniz durum söz konusu olacak.

- Peki, sandık kurulu başkanı ya da üyelerinin çağırmasının mahsuru neydi?

Onlar yine çağıracak. Görevlerini almış değiliz.

- Ama sıradan her seçmenin çağırabiliyor olması bir kaos yaratmaz mı?

Bu, A seçmenine mahsus verilmiş bir hak değil. Tüm seçmenlere verilmiş bir hak. Ayrıca şahsen başvurma zorunluluğu getiriliyor yani sahte ihbarlar yapılamayacak.

- Belli bölgelerde, özellikle de Güneydoğu’da tamamen jandarma, polis denetiminde sandıklar kurulmasına neden olmaz mı?

İhbara konu olan durum ortadan kalktığı anda, kolluk güçleri yine sandık alanı çevresinden çıkacak. Zaten bu düzenlemede sandık alanı tanımını da yeniledik. Mevcut kanunda, sandık alanı 100 metre yarıçap olarak gösteriliyordu. Bu düzenlemede, sandığın konulduğu oda-bina-yapı sandık alanı olarak kabul edilecek.

- Geçen referandumda mühürsüz zarflar tartışması yaşanmış, sahte oy tartışmalarına neden olmuştu. Bu yeni düzenlemeyle, artık mühürsüz pusula ve zarfların da geçerli olacağını ilan ettiniz. Buna yönelik eleştirilere ne diyorsunuz?

Kanundaki hükme dokunmadık. Kanunda, “Sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersizdir” diyor. Bunun devamına bir hüküm getirdik. Zarfta ilçe seçim kurulunun mührü var ama sandık kurulunun mührü yok. Zarfta YSK’nın filigranı var zaten.

- Ama bu düzenleme akıllara sandıklardaki oyların değiştirilmesi gibi bir tehlikeyi getiriyor...

Bu, buna bağlı bir şey değil. Yüksek Seçim Kurulu’na bu şekilde itibar etmeyeceksek, onlar zarflar mühürlüyken de bu hileyi yapar. Seçmen olarak gidip oy pusulasını ve zarfı alıp oy kullanmışım. “Senin verdiğin zarfta mühür yok” denildiği zaman seçmenin ne suçu var, o zaten tercihini yapmış. Sandık kurulunda da her partinin temsilcisi var. Ayrıca müşahitler de var. Oradakiler işini sıkı tutsa zaten bir sorun olmayacak.

‘HÜKÜMET PAZARLIĞI YAPMIYORUZ’

- Muhalefetin, “Hani ülkede koalisyon devri bitmişti. Buyurun işte siz koalisyon yapıyorsunuz” şeklinde bir eleştirisi de var. Bu seçim ittifakının koalisyondan farkı ne?

Bu soruyla hep karşılaşıyoruz. Genelde CHP de sermaye bulamayınca buradan saldırıyor. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde koalisyon kelimesinin anlamı, “Çeşitli güçlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan birlik, ortak yönetim” olarak geçiyor. Yine TDK’nın sözlüğünde ittifak kelimesi ise “Anlaşma, uyuşma, bağlaşma” anlamına geliyor. Siyaset açısından baktığımız zaman koalisyon, parlamenter sistemde seçimden sonra hükümet kurmak için yapılan pazarlığın, bir araya gelmenin adı. İttifak ise ister parlamenter sistem olsun, ister dünyadaki uygulamalardaki gibi başkanlık sistemi olsun, seçimden önce yapılan anlaşmanın adıdır.

- Peki, bu seçimden önce yapılacak ittifak, seçimden sonra kurulacak hükümete yansımaz mı? Örneğin MHP ve AK Parti böyle bir ittifakla seçimi kazanırsa, kurulacak hükümette MHP’li bakanların olması söz konusu olur mu?

Öyle bir pazarlık yok. Hatta Sayın Genel Başkan’ım Devlet Bahçeli, bu pazarlığı “Ahlaksızlık” olarak nitelendirdi. Böyle bir anlaşmayı Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel ilkelerine uygun görmüyoruz.

- Bu süreçte AK Parti ve MHP’nin birbirine benzer iki parti haline geldiği eleştirileri de yapılıyor. “AK Parti, MHP’lileşti” veya “MHP, AK Parti’lileşti” diyenler var. MHP’nin ayrı bir parti olarak hükümete dönük eleştirileri kaldı mı, yoksa “Biz artık her şeyde ortaklaştık” mı diyorsunuz?

Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, Türkiye’nin içinde bulunduğu beka sorununu aşmak noktasında terörle mücadelede hükümete tam destek vermemiz, yine uluslararası ilişkilerde hükümetimizin, devletimizin elini güçlendirmemiz, milli menfaatlerimize uygun politikalarımızı desteklememiz gerektiğini düşünüyoruz. Ekonomiyle veya başka alanlarla ilgili farklı görüşlerimiz var. Ekonomiyle ilgili uygulanan mevcut politikaları tasvip etmediğimizi dile getiriyoruz. Ekonomimizdeki yapısal sorunları çözecek reformların bir an önce Meclis gündemine alınması gerektiğini söylüyoruz. Vergi Tarımda, çalışma hayatında köklü düzenlemeler gerekiyor. Kısa vadeli tedbirlerle bu köklü sorunları aşmamız mümkün değil.

- Peki, AK Parti mi MHP’ye yakınlaştı, MHP mi AK Parti’ye yakınlaştı?

Bu çok uzun bir tartışma. Ama aynı politikalarda birleştiğimizi söyleyebilirim. 15 Temmuz sonrası, Türk milletinin ihtiyacı olan konularda işbirliği yapıyoruz. Bu terör örgütlerinin hepsinin arkasında küresel güçler var. 2 bin kargo uçağıyla silah getirilip, Güney sınırlarımızda bir terör devleti kurulması söz konusu. Her gün bunları konuşuyoruz. Burada Türkiye’ye yönelmiş tehdidi görmek lazım. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla, milli güvenliği tehdit eden bu tehlikeyi bertaraf etmek için mücadele veriyoruz.

- MHP içinde bu ittifaka sıcak bakmayanlar da var mı? Parti içerisinde böyle bir tartışma yaşıyor musunuz?

İnanın, yok. Gerek teşkilatlarımızla yaptığımız toplantılarda gerekse de MHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde de şu yaptığımız düzenlemeye ve ittifaka dair destek olduğunu görüyoruz. Seçmenimiz açısından da karşı çıkanlarla hiç karşılaşmadım.

‘İYİ PARTİ MHP OYLARINI ETKİLEMEZ’

- İYİ Parti’nin MHP’nin oylarını düşüreceği iddialarına ne diyorsunuz?

Hem kendi seçim bölgemde hem de genel merkezden yaptığımız tespitlerde CHP’den kayma olduğunu görüyoruz.

- İYİ Parti için oy tahmininiz nedir?

3’ü bulacaklarını zannetmiyorum.

- MHP’nin oylarını düşürmez mi?

Hayır, öyle bir emare bile yok. Şu anda Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren seçmen tabanımız net olarak yine arkamızda.

‘ZİNA DÜZENLEMESİNİ DESTEKLERİZ’

- Cumhurbaşkanı, çocuk tacizleriyle ilgili yapılması planlanan düzenlemenin içinde zina ile ilgili de düzenleme yapılabileceğini söyledi. Hatta geçmişte kendilerinin yaptığı düzenlemeye ilişkin özeleştiride bulundu. Açık sorayım, evlilik dışı ilişkiyi suç sayan bir düzenleme yapılırsa MHP buna Meclis’te destek verir mi?

O kanun çıktığı zaman da biz bunu eleştirmiştik. Bizi biz yapan, millet yapan değerler var. Bunu, “Devlet dini kurallara göre yönetiliyor” şeklinde algılamamak lazım. Milletimin benimsemediği düzenleme o zaman yapılmıştı. “Bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman” diyoruz. Bu durumda da milletin beklentilerini, değerlerini dikkate alan bir düzenleme yapılması gerekir. Buna mutlaka yetkili organlarımız karar verir ama Mustafa Kalaycı olarak, doğru olacağını düşünüyorum.