Şeytan ruhlu kadınlar
"Tutku"nun Türkiye prömiyeri Filmekimi'nde! Kerem Akça yazdı...
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Burjuvazinin yozlaşmasını iş hayatının dişlileri üzerinden ele alan “Tutku”, De Palma ruhlu postmodern psikolojik-gerilimlerin bir yenisini sunuyor. Üstadın “Cinayet Dakikaları”, “Sahte Vücutlar” ve “Öldüren Kadın” gibi pastiş yükü yüksek başyapıtlarından olmasa da 70’lerdeki ilk döneminin dinginliğini ve Hitchcock etkisini hatırlatan, bu açıdan iyi tasarlanmış bir eser karşımızdaki. Buna Rachel McAdams ile Noomi Rapace’nin bütün ‘vamp’lıklarıyla eşlik etmeleri bir tarafa, entrika kat sayısını yukarı çeken ‘seks oyunları’ da De Palma’nın ‘rüya’ ve ‘ekran bölme’ özellikleriyle sinemasal bir zevke dönüştürülüyor. Bu da “Tutku”nun kalıcı olmaktan ziyade damaklarda lezzetli bir nostaljik tat bırakmasına yarıyor. Meraklısına 50. New York Film Festivali kapsamında izlediğim “Tutku”, 29 Eylül-7 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 11. Filmekimi kapsamında Türkiye prömiyerini yapacak.
Türleri kendine göre yorumlayıp formüllere postmodern şekiller vermesiyle tanıdığımız Brian De Palma, bu duruşunu “Öldüren Kadın” (“Femme Fatale”, 2002) ve “Cehennem Çiçeği”ni (“The Black Dahlia”, 2008) bir kenara bırakınca son 20 yılda yitirmiş gözüküyor. Bu süreçte daha ziyade ‘zanaatkarlık’ yapmasına karşın burada ultra Avrupalı bir ekiple uluslararası bir işe girişiyor yönetmen. Yani “Cinayet Dakikaları” (“Dressed to Kill”, 1980), “Sahte Vücutlar” (“Body Double”, 1984), “Saplantı” (“Obsession”, 1976), “Patlama” (“Blow Out”, 1981) ve “Kız Kardeşler” (“Sisters”, 1973) gibi eserlerde devreye soktuklarını ‘arthouse’ (sanat filmi) diyarlarda canlandırıyor.
Filmografisinde 70’lerin sonuna monte edilirse sırıtmaz
Bu da Hollywood’un ‘auteur sistemi’ ile ilgili problemlerini ortaya koyarken filmin atmosferinin Fransız gözükmesinin zamanla bir ivme kazanmasına yol açıyor. Burjuva ahlakının ‘iletişim’ ve ‘konformizm’ odağında daha bir öne çıkması ise üstattan alışık olduğumuz evrenin fitilini ateşliyor. De Palma’nın çok sevdiği Hitchcockyen yaklaşımı, bilinçaltını, kara film motiflerini ve atmosfer duygusunu bulunduran bir eser “Tutku” (“Passion”, 2012). Büyük oranda da yönetmenin filmografisinin 70’lerin sonundaki kısmına monte edilirse sırıtmayacak bir bütüne sahip.
Bu yolda virajları bir bir geçerek yol alan üstadın, “Aşk Suçları”nın (“Crime d’Amour”, 2010) yeniden çevrimine imza atması Alain Corneau’nun orada ‘sıkıcı Fransız filmi’ne kayan burjuva konformizmi meselesini burada profesyonellikle kavramasına alan açıyor. Ancak nihayetinde “Cinayet Dakikaları”, “Sahte Vücutlar” ve “Öldüren Kadın” kadar iddialı bir iş çıkmıyor karşımıza. Bu da büyük oranda De Palma’nın 72 yaşında dinamizmini kaybetmesi ve artık sektöre tepkili olmasından kaynaklanıyor.
Burjuvazinin seks oyunlarına odaklanan şık bir psikolojik-gerilim
Yüksek bir uzun plan ve atmosfer yetisiyle filmini açan yönetmen zamanla ikili arasındaki rekabeti ‘plastik’ bir dokuya transfer ediyor. Buradan da bilinçaltının rüyalarla açılımı ve ekran bölme tekniğiyle çekilmiş sahneler içeriye enjekte ediliyor. Bu durum şık bir psikolojik-gerilim ile bizleri yüzleştirirken, belirgin “Ölüm Korkusu” (“Vertigo”, 1958) ve “Çin Mahallesi (“Chinatown”, 1974) göndermeleri gözlerden kaçmıyor.
Filmin tamamı bu ‘femme fatale’ (suç filmlerindeki vamp kadın figürü) fetişizmi üzerine kurulurken, Henri-Georges Clouzot’nun 1996’da ABD’ye de uyarlanan “Şeytan Ruhlu İnsanlar”ının (“Les Diaboliques”, 1955) yaklaşımı ile Pierre Choderlos de Laclos’nun 1959’da Roger Vadim imzasıyla ilk kez perdeye yansıyan ‘Tehlikeli İlişkiler’ (‘Les Dangerous Liaisons’) adlı romanının omurgası iç içe geçiriliyor. Böylece üst sınıfın seks oyunlarını, ahlakını ve insan canını umursamadan rekabete girmesini ele alan bu eserlerin tanımı, havada uçuşan Jeanne Moreau’lar, Barbara Stanwyck’ler, Rita Hayworth’lar, Kim Novak’lar ve Simone Signoret’lerle sarılıyor. Pastiş (postmodernizmde kopyala-yapıştır sanatı) bir yapıya giriyor. Benzer tabanlı bir başka Fransız filminin İngilizce uyarlaması Atom Egoyan’ın “Büyük Hata”sı (“Chloe”, 2009) ile akrabalık kuruyor.
Femme fatale patlaması, eşcinsel ilişki tekinsizliği ve cinsel fantezilerle sarılıyor
McAdams ile Rapace’nin arasındaki eşcinsel ilişki tekinsizliği bir tarafa, cinsel fantezi ve seks sahnesi anları son derece cüretkar hale gelebiliyor. 1.85:1 oranında De Palma’nın yaptığı ise Debussy başta olmak üzere klasik müziklerle bir konformist algı yaratmak. İkilinin çekişmesini mercek altına alırken siyah-beyaz dönemde kara film estetiğinde gördüğümüz ‘alan derinliği’ açan lensler kullanmak.
Bu durum “Öldüren Kadın”ın devamından ziyade “Kız Kardeşler” ve “Saplantı”yı akla getiren bir dinginlikle sarıyor filmi aslında. Ekran bölme tekniğinin tek sekansta kalıp kapanış sekansında karşımıza çıkmaması da büyük oranda buna sebep oluyor. Detay motiflerin yanında Karoline Herfurth-Rachel McAdams-Noomi Rapace üçlüsünün kumral, sarışın ve esmer mizaçlarıyla femme fatale galerisi oluşturmaları ise bir saç ve makyaj şovuna dönüşüyor.
FİLMİN NOTU: 6.5
Künye:
Tutku (Passion)
Yönetmen: Brian De Palma
Oyuncular: Noomi Rapace, Rachel McAdams, Karoline Herfurth, Paul Anderson, Frank Witter
Süre: 100 dk.
Yapım yılı: 2012