Şöhretin bedeli
Esin Övet yazdı...
HT MAGAZİN/Esin Övet
Zahide Yetiş’in bir deney yapmak için gittiği Bakırköy Meydanı’ndaki görüntülerini hepiniz izlemişsinizdir. Zahide Yetiş’in üstü, başı pejmürde halde. Yüzüne bakılacak gibi değil. Ama bir adam yaklaşıyor, “Hadi gel sana sahip çıkayım. Seni seviyorum” falan diyor. Kolunu da bir güzel sarıyor. Zahide Yetiş o an “Beni izliyorlar. Siz bana para verin gideyim. Ne olur” diye adamdan kurtulmaya çalışıyor. Ve korkutmaya çalışıyor. Ama yok adamda ne korku, ne başka bir şey. Kollarını doluyor kadına illa götürecek. Bu buz dağının görünen görüntüsü. Bir de görünmeyen var. Yani gün içinde kadınların uğradığı taciz ve baskı. Hani genellikle hep “Kadınlar kuyruk sallar” denir ya. İşte bu görüntülerde hiç de sallayan kadın yok. Üstelik yüzü gözü kir pas içinde ve hatta yüzü gözü gözükmüyor bile. İnsan izlerken gerçekten içi acıyor. Ama adamcağız yardım edecek kadına. Düşünün kaç kadın bu pençelerden kurtulamıyor. Yazık ki ne yazık. Ve bunun sonu da gelmeyecek. Bu adamlar, eşlerinden, çocuklarından, akrabalarından utanmıyorlar
ŞÖHRETİN BEDELİ
Sezen Aksu inat etti kendisini mayolu çeken Uğur Soysal'a dava açtı ve kazandı. İyi tamam da ilk kez mi yakalanıyor mayolu, bikinili. İyi tamam da Sezen Aksu'nun artık bu noktalarla uğraşmasa keşke. Gazeteci olduğum için hassas davranıyor olabilirim ama haberi okuyunca "Ne mâna" diyor insan. Sonuç olarak kendisiyle eğlenen, dalga geçebilen, sahnede adeta yaptığı stand-up şovlarıyla konuşturan Sezen Aksu'nun takıldığı noktayı bir türlü anlamıyorum. Kendisi değil miydi geçtiğimiz yıllarda denizde bikinili çeken gazetecilere takılan ve onlara "Yılan geliyor çocuklar" diye espri yapan, ülen, eğlenen, hatta "Gazetecileri korkuttum" diye televizyonlara röportaj veren. Şimdi ne değişti? Ne oldu Sezen Aksu? Bana ne olur anlatın? Ben bir türlü anlamıyorum. Sonuç olarak ben çözemediğim için soruyorum. Sezen Aksu ve tüm şöhretli insanlar yakalanmak istemiyorsa gazetecilerin yoğun olduğu yerlerde olmayacaklar. Şimdi şu an birçok kişi "İyi de bizim de hayatımız var. Bir rahat bırakın" diyebilir ama kimse kusura bakmasın. Hiç bir ünlünün böyle bir şey demeye hakkı yok. Bu şöhretin bedeli. Hem de en önemli bedeli. Yakalanmak istemeyen bir güzel de yakalanmıyor.
HAFTA SONU GEZİN, YİYİN İÇİN
Bebek denince ilk akla Lucca gelir. İşte oranın yaratıcısı Cem Mihrap'a da herkesten teklif üstüne teklif yağar. Lucca'yı başka semtlerde ve şehirlerde başka bir şubesini açması için. O da "Asla yapmayacağım" diyor. Bence de on numara bir hareket yapıyor. İnşallah bu kararından hiç bir şey vazgeçiremez. Ama tabii çok gelen tekliflere kayıtsız kalmadı ve Zorlu Center'da kardeşini açtı. Cantinery tam bir kantin, bar havasında. Ben bir yere kadar rejim rejim diyordum ama bir yerden sonra pes ettim. -Ben bugün Alaçatı'da Kaybolan Lezzetler Festivali'nde olacağım. Oralarda olursanız kaçırmayın. Her köşe başında güzel lezzetler olacak.