Erol Evgin, 70'li yıllarda "temiz yüzlü, üniversite mezunu" sanatçı olarak ününe kavuştu. 'İşte Böyle Bir Şey' albümüyle müzik hayatına başlayan, şehir türküleri söyleyen Evgin, müzik hayatının ilham kaynağını modern resimden almaya ta o zamanlar başlamış. Bu zamana kadar 12 albüm yapan şarkıcı, şimdi 63 yaşında, 3 torun sahibi... Yeni single'ı 'Yeni Yıla Sensiz Giriyorum'u oğlu Murat Evgin ile birlikte çıkaran ve nisan ayında dolu dolu bir albümle sevenlerinin karşısına çıkacak olan Evgin, bizi Polenezköy'deki evinde ağırladı...
■ Burası harika bir yer, şehirde oturduğunuzu sanıyordum...
Evet, ama iki yıl önce burada kalıcı olmak istedik. İstediğimiz her şey burada var. İstanbul'un, insanın gününü doğrudan etkileyen kalabalığı ve kirliliğinden uzakta kalmak istedik...
■ Bir hayli hüzünlü iki şarkı yapmışsınız. Bu yıl sonunda ayrılan çiftler bu şarkılarla çok ağlar ama...
Öyle olmasını istemem ama evet, 'Yeni Yıla Sensiz Giriyorum' biraz öyle bir şarkı...
■Oğlunuzla çalışmışsınız... Erol Evgin'le çalışmak kendisi için zor olmuyor mu?
Murat müziğe âşık, ömrünü müziğe adamaya hazır bir adam. Önce kendi albümlerini yaptı, sonra dizi müzikleriyle ilgilenmeye başladı. Şu sıra 'Arka Sokaklar'ı yapıyor. Bana şarkılar veriyor, düzenlemeleriyle ilgileniyor.
■ Baba-oğul iş konusunda birbirinize uyum sağlayabiliyor musunuz?
Uyumlu bir baba oğuluz. Keyfimiz kolay kolay kaçmaz. O genç; yeniliklerin peşinde; bense daha muhafazakâr düşünüyorum. Ben deneyimlerimi anlatıyorum, o bana gençlik enerjisini aktarıyor.
■ Ünlü bir babanın oğlu olmak kariyeri için zor bir yol değil mi sizce?
Bu herkese fayda sağlayan bir şeymiş gibi geliyor. Ama işin aslı öyle değil. Ancak Murat sadece yorumcu değil, müziğin içinde olmayı tercih etti. "Babamı geçeceğim" diyerek bu yola girseydi, o konuda zorluk yaşayabilirdi.

'SKANDALI OLMAYANA İŞ YOK'

■ Siz bu dönemde çıkış yapsaydınız, aynı üne kavuşur muydunuz?
Sanmıyorum, çünkü başarılarımızda dönem ruhunun, zamanlamanın ve başka birçok şeyin etkisi var. Bu dönemde çıksaydım Erol Evgin olamazdım. Şimdi insanların sizi 'görebilmesi' için skandallara karışmanız gerekiyor.
■ Eski magazin olaylarının da şimdikilerinden bir farkı yok aslında...
O zamanlar da skandallar vardı ama o prim yapmıyordu. Şimdi skandalı olmayana iş vermiyorlar. Bir de en iyi olman yetmiyor. En uzun, en büyük, en yakışıklı, en çıplak olman gerekiyor. Daha parlak, daha ışıklı... Ben o zamanların 'en'i
idim. Üniversite mezunu, temiz yüzlü çocuk olarak 'en' olmuştum. Şimdi bendeki bu meziyetler hiçbir işe yaramaz. Buna zamanın ruhu diyoruz işte. Bugün çıkış yapsam Murat gibi olurdum, o da çok beyefendi bir çocuktur.
■ Oğlunuzun müzikal kariyeri için ne düşünüyorsunuz?
Ben Rihanna'yı bir kere dinler bırakırım, Murat onunla yatıp kalkar. Yurtdışında film müziği yapan önemli isimlerle ahbaplık kurar. Aranjör olarak oğlumu çok değerli bulurum.
■ Rihanna dinliyorsunuz demek. Nasıl buluyorsunuz bu tür şarkıları?
"Zamanın ruhu" dedik ya demin. Elbiseler, arabalar, beyaz eşyalar alırdınız, uzun yıllar kullanırdınız. Şimdi birinin ambalajını açarken bir yeni modeli çıkıyor. Her şeyin ömrü kısaldı. Duygularımız da anlık. Duygular anlık olunca şarkılarımızın da ömrü uzun olmuyor. Aman, yaşlanmış insanlar gibi konuşturdunuz beni...
■ Mimarlık fakültesinden mezun oldunuz, müzikle uğraştınız ama bir yandan resim hep hayatınızda oldu...
Resim benim için çok önemli bir uğraş. Müziğe başladığımda pop emekliyordu. Hep resimle müzik arasında bir paralellik kurardım. Klasik resmi klasik müziğe, popu çağdaş resme benzetirdim.
■ Nasıl bir benzetme bu?
Modern resimde yapılması gereken her şeyi pop müzikte yapmaya çalışırdım. Temel prensip yalın olmaktan geçerdi. Ben de yorumumda sade olmayı tercih ettim.

YAŞLANMAMAK İÇİN DİRENMEK BOŞ BİR UĞRAŞ
■ Kendinizi yaşlanmış hissediyor musunuz?
Hayır, ama genç de sayılmam. İnsan bunu torunları olunca anlıyor. Ben yaşımın avantajını kullanmayı tercih ediyorum.
■ Nasıl?
Şimdi benim yeni çıkan bir yorumcuyla aynı kategoriye konmam doğru olur mu?
Genç kalmaya, genç gibi davranmaya devam edersen olmaz. Genç olmak için direnirseniz yaşınıza duyulacak hürmetin keyfini de kaçırırsınız. Yani yaşlanmayacağım diye estetik ameliyatlar, onlar bunlar hep boş uğraşlar gibi geliyor bana.