Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Almanya'da dün gerçekleşen genel seçimleri Angela Merkel kazanmasına karşın, tüm ülkeyi şoke eden gelişme yaşandı. Almanya için Alternatif (AfD) isimli aşırı sağcı parti, sol partilerden bile oy toplayarak %12.6 oy ile Meclis'e üçüncü parti olarak girdi. Şimdi gözler oluşturulacak koalisyona çevrildi. Almanya'da bir grup AfD'nin bu başarısını takdir ederken, diğer bir kısım Merkel'i eleştirip, AfD'yi protestolara başladı. 

Oy grafiğini yükselten, sol partilerden bile seçmen kazanan Afd nasıl kuruldu, başarısının ardında yatan gerçek ne?

AfD'NİN KURULMASINA MERKEL NEDEN OLDU

2013 yılında Almanya'da kurulan AfD (Almanya için Alternatif) Partisi, sağ popülist ve İslam karşıtı olmasıyla biliniyor. Dün gerçekleşen genel seçimlerde aldıkları %12.6'lık oy dilimi ve 94 sandalye sayısıyla Federal Meclis'e üçüncü parti olarak girmesi tepkilere neden oldu.

2013'ten bu yana kazanılan ve kaybedilen oy kaynakları (Financial Times)

Eyalet meclislerinde 100'den fazla milletvekili olan ve bugüne dek en fazla oyu yüzde 24,3'le Almanya'nın doğu eyaletlerinden Saksonya Anhalt'da alan AfD, Berlin'de en çok Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) seçmenlerinden oy aldı. Sol Parti dahi seçmenlerinin bir bölümünü AfD'ye kaptırdı.

AfD, Doğu Almanya'dan %21.5, Batı Almanya'dan %11 oy aldı. Grafiğin sol tarafında kalan rakamlar, partilerin Batı Almanya'dan, sağ tarafında kalan rakamlar ise Doğu Almanya'dan aldığı oy dağılımını göstermektedir. (Financial Times)

Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ), Ulusal Cephe (Fransa) ve Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) gibi sağ popülist oluşumlara yakın duran AfD'nin oluşumuna aslında seçimin galibi olan Angela Merkel'in politikalarının etkili olduğu düşünülüyor.

Merkel'in partisini modernleştirme çalışmalarıyla Hristiyan Demokrat Birliği (CDU)'yu daha merkeze yönlendirmesi, sağ kanatta boşluğa neden oldu. Merkel'in kararlarının muhafazakar dünya görüşlerini sarstığına inanan bazı seçmenlerin hoşnutsuzluğu sonucu, AfD'nin temelleri atılmış oldu.

PARTİ LİDERLERİ, SAĞDAKİ BOŞLUĞU FARK ETTİ

Rakiplerinin "Adolfina" ya da "dişi führer" diye nitelendirdiği AfD Eş Genel Başkanı, önlenemeyen göç ve İslam karşıtı olarak bilinen Frauke Petry, ülkeye yasadışı yollarla girmeye çalışan mültecilerin üzerine gerekirse ateş açılması emrini vererek, tüm dünyanın tepkisini çekmiş olsa da, araştırma şirketleri Almanlar'ın bir kısmının Petry ile aynı fikirde olduğu sonucu ortaya koymuştu.

2013 yılında %5'lik seçim barajını kıl payıyla kaçıran parti, 2014 yılında 96 koltuğun 7 tanesini almıştı. Peki son seçimlerde oy oranının bu kadar artmasındaki sebep neydi?

Parti liderleri, sağdaki boşluğu fark ederek, seçmenlerine aşırı sağ eğilimli bir dille hitap etmeye başladılar. "Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar" anlamına gelen Pegida ile işbirliği yaptılar. Pegida'nın kurucusu Bachmann, hırsızlık, alkollü araç kullanma, ehliyetsiz araç kullanma ve kokain ticareti gibi sebeplerden hüküm giymiş, 1998'de Alman adalet makamlarından kaçarak Güney Afrika'ya gitmişti. Daha sonra sınırdışı edilmiş ve 2 yıl hapis yatmıştı. Pegida, daha önce yaptığı İslam karşıtı gösterilerde, karşıtları tarafından "Nazi dışarı" gibi tepkilere de, "Biz Almanya'yız" karşılığını vermişti.

AfD, diğer tüm partilerin aksine, sığınmacılara karşı hoşgörü anlayışının aksini savundu. Medya, parti içi bölünmelere odaklanırken, parti seçmeninin tabanına odaklanmamış olması da dikkat çekti. Çünkü AfD, varlıklı kentlilere hitap ediyor, seçmenleri doktor, mühendis, memur gibi tabakadan oluşuyordu; bu nedenle en büyük endişeleri ekonomik açıdan kötüye gitmeleriydi. Oysa Merkel, 2015 yılında 900 bin mülteciyi ülkelerine kabul etmişti. Parti üyeleri ise bölünme haberlerini hep reddetti ve 2016 yılında yaptıkları açıklamayla 2017 yılında %13 oy alacaklarını iddia etti.

AfD'NİN SAVUNDUKLARI...

2015 yılından bu yana Almanya'ya gelen göçmen sayısı, 1.5 milyona ulaşmış durumda. AfD, Almanya'da kalmasına izin verilecek az sayıdaki göçmenin, Alman toplumuna tamamen entegre olmak zorunda olduğunu, Alman kültür ve dilinin önceliğini vurgulayıp, İslam'ın Alman toplumunun bir parçası olmasını reddediyor. AfD, diğer tüm partilerin aksine, sığınmacılara karşı hoşgörü anlayışının aksini savundu. Medya, parti içi bölünmelere odaklanırken, parti seçmeninin tabanına odaklanmamış olması da dikkat çekti. Çünkü AfD, varlıklı kentlilere hitap ediyor, seçmenleri doktor, mühendis, memur gibi tabakadan oluşuyordu; bu nedenle en büyük endişeleri ekonomik açıdan kötüye gitmeleriydi. Oysa Merkel, 2015 yılında 900 bin mülteciyi ülkelerine kabul etmişti. Parti üyeleri ise bölünme haberlerini hep reddetti ve 2016 yılında yaptıkları açıklamayla 2017 yılında %13 oy alacaklarını iddia etti.

EURO KARŞITLIĞI... 

Parti kurulduğu 2013 yılında Yunanistan gibi borcu yüksek Avrupa Birliği üyelerine ekonomik yardım yapılmasına karşı çıkıyordu. Parti "Avrupa Birleşik Devletleri" fikrini reddediyor ve Birliğe üye ülkelerin ulusal sınırlara çekilmesini ve Euro para biriminin kaldırılmasını istiyor.

AfD'NİN TÜRKİYE POLİTİKASI 

AfD, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkıyor, tüm mali yardımların kesilmesi gerektiğini savunuyor. Hemen tüm siyasi partilerin seçim kampanyalarında olduğu gibi AfD'nin de seçim kampanyasında da Türkiye politikalarına yer verildi. Vize kolaylığının kaldırılması, Türk vatandaşlarına çeşitli haklar getiren 1963 tarihli Ankara Antlaşması’nın tek taraflı feshi, Türkiye ile Almanya arasında 1964 yılında imzalanan sosyal güvenlik anlaşmasının kaldırılması gibi konulara yer veriyorlar. Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar yapan partinin ilk çıkışlarından biri Türkiye'de 16 Nisan'da yapılan Anayasa değişikliği referandumu döneminde oldu. Referandumda ‘Evet' oyu kullanan Almanyalı Türklerin, ülkelerine geri dönmeleri talep edilmiş, açıklama Almanya'da büyük tepki görmüş ve çifte vatandaşlık tartışmalarının yeniden alevlenmesine yol açmıştı. 

AfD'nin minare ve ezanı yasaklamak istemesinin ardından ptotestolar başlamıştı.

İSLAM'A VE MÜSLÜMANLARA BAKIŞI...

Parti, "dini bir emperyalizm olduğu" gerekçesiyle minare ve ezanının yasaklanmasından yana tavır alıyor. Parti, imamların yurt dışından finanse edilmesine olduğu kadar imamların Almanya'da eğitilmesine de karşı çıkıyor. Peki, imamlar nereden gelmeli sorusuna "Bunu Müslümanlar kendileri çözmeli" deniliyor.

PARTİLERİN AfD'NİN OYLARINI YÜKSELTMESİNE KARŞI TEPKİLERİ... 

SPD'li Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel, "İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez parlamentoya yine gerçek Naziler girmiş olacak” ifadesini kullanmıştı. SPD’li Çalışma Bakanı Andrea Nahles, partisinin aldığı seçim mağlubiyetinin ardından yeni bir başlangıç yapmaları gerektiğini belirterek, "Bu büyük bir yenilgi. Bunu kabul etmemiz lazım. İçerik ve yapısal olarak yeni bir başlangıca ihtiyacımız var." dedi. SPD Genel Başkanı Martin Schulz da, aşırı sağcı popülist AfD partisinin seçimden güçlü bir şekilde çıkmasından Merkel’i sorumlu tutarak, "Bayan Merkel rezil bir seçim kampanyası yaptı." ifadelerini kullandı. Sol Parti Eş Başkanı Katja Kipping de, "Bu ülke için, içeriye ve dışarıya doğru yıkıcı bir işaret” dedi.

ALMANYA'DA AfD'YE PROTESTO

Alexanderplatz'ta toplanan yaklaşık bin kişi, sandıktan üçüncü parti olarak çıkan aşırı sağcı AfD'yi protesto etti.

AfD'nin seçim bürosu olarak kullandığı bir mekanın önünde toplanan göstericiler, "Bir daha asla", "Nazilerin parlamentoda olması utanç verici", "Naziler dışarı" sloganları attı.

Gösteri nedeniyle polis bölgede yoğun güvenlik önlemi alırken, bazı AfD'li siyasetçiler de balkona çıkarak cep telefonlarıyla protestocuların fotoğraflarını çekti.

PARTİNİN YÜKSELEN YÜZÜ PETRY, MECLİS GRUBUNA DAHİL OLMAYACAK

Geçtiğimiz ay, dokunulmazlığı Saksonya Eyalet Meclisi tarafından alınan kararla kaldırılan Petry'nin bu kararla "yalan yere yemin" ya da "taksirle yalan ifade verme" suçlamasından yargılanması mümkün olabileceği açıklanmıştı. Aşırı sağın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş bir zaferinin öncüsü olarak gösterilen Petry, seçimde herkesi şoke eden sonuca imza atılmasında başrol oynamasına karşın, Berlin'de yaptığı basın açıklamasında, partide düşünce ayrılıkları olduğunu söyleyerek, partinin meclis grubuna dahil olmayacağını söyledi; basının ısrarına karşın toplantıyı terk etti ve soru kabul etmedi.

Petry, "Bu ülke için iyi muhafazakar politikaya ihtiyacımız var" ifadelerini kullanırken "Geçmişte duyduğumuz ve hiçbir faydası olmayan ifadelere değil, gelecek konulara hakim olmak istiyorum" ifadesini kullandı.

AfD'nin diğer Eş Başkanı Jorg Meuthen, Petry'nin toplantıyı terk etme kararından haberdar olmadığını söyledi. AfD'nin bir diğer ağır topu olan Alexander Gauland ise, Petry'yi başka bir hesap içinde olmakla suçladı. AfD Merkez Yönetim Kurulu üyesi André Poggenburg de, Eş Genel Başkanı Frauke Petry''yi istifa etmeye davet etti.