2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Teklifi'nin geneli ile Sayıştay raporları üzerindeki görüşmelere, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda başladı.

AA'nın haberine göre; komisyon, AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplandı.

Elvan'ın bütçe görüşmelerine yönelik usulün belirlenmesi için oylama yapılacağını açıklaması üzerine söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, bütçe görüşmelerinde sivil toplum kuruluşlarının bulunmamasını eleştirdi.

Paylan'ın "Bütçenin yüzde 1'in, sarayın ve yandaşlarının bütçesi olduğu" iddiası üzerine Başkan Elvan, "Bu yüzde 1'in bütçesi değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesi." dedi.

AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir de Paylan'a "Usul mü bu? Bu şekilde konuşamazsınız." diye tepki gösterdi.

Paylan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na bazı konfederasyonların davet edilmesi önerisinde bulunduğunu anlatarak, "Allah'ın kelamını tartışmıyoruz. Farklı kesimlerin taleplerini duymak belki bu bütçeyi daha adaletli yapar. Bütün kesimlerin burada olacağı zamana kadar bu oturumları ertelemenizi talep ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Komisyonu "yasa makinesi" olarak nitelendiren Paylan, aynı anda bütçenin Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu komisyonda kabul edilen bir yasanın da TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek olmasının, komisyon üyelerini zor durumda bırakacağını söyledi.

Paylan, komisyondaki bütçe görüşmelerinin canlı yayınlanması da istedi.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, bütçe süresince Genel Kurul'da, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen bir kanununun görüşülmemesinin, uygun olacağını dile getirdi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, komisyonda yer alan hükümet temsilcisinin, milletvekillerinin sorularına o anda yanıt vermesine yönelik bir usul belirlenmesi önerisinde bulundu.

 "AĞIZIMIZDAN ÇIKAN HER CÜMLEYE DAVA DİLEKÇESİ HAZIRLIYORLAR"

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ise bütçelerin görüşüldüğü komisyonun fiziki imkanlarının insana uygun olmadığını ifade ederek, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bizlerin soru sorma hakkını engelliyor. Sorduğumuz soruların üçte birine cevap verilmemiş, verilen cevaplar da ciddi sorunlar içeriyor." diye konuştu.

Yazılı olarak yönelttiği soru önergesine verilen cevabını eleştirdiği için kamu görevlisine hakaretten fezlekesi bulunduğunu anlatan Bekaroğlu, "Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın her lafımıza dava açmayacağını kim garanti ediyor? Burada yapılan tartışmalardan dava açılır mı milletvekiline. Sayın Cumhurbaşkanı'nın avukatları buradalar. Ağızımızdan çıkan her cümleye dava dilekçesi hazırlıyorlar." iddiasında bulundu.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, Paylan'ın ifadelerinin incitici olduğunu belirterek, "Ortamı gerdiniz. Biraz daha hassas olun. Bugün 23-24 günlük bir sürece başlıyoruz. Geniş şekilde tartışacağız. Usulle ilgili bir eksiklik olmadığını düşünüyorum." dedi.

"27 BİN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ VAR"

Elvan, Türkiye'de 27 bin sivil toplum kuruluşu bulunduğuna ve salona tüm bunların davet edilmesinin mümkün olamayacağına işaret etti.

Bütçenin Anayasa ve 5018 Sayılı Kanuna göre hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesi olduğunu vurgulayan Elvan, "(Yandaşın bütçesi) lafı kesinlikle kabul edilemez." ifadesini kullandı.

Plan ve Bütçe Komisyonu'nun en çok sivil toplum kuruluşunu çağıran komisyon olduğunu vurgulayan Elvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütçe görüşmeleri oldukça kapsamlı. Örneğin vergiyle ilgili görüşmeler için onunla ilgili sivil toplum kuruluşlarını çağırıyorsunuz ama bütçe her kesimi ilgilendiriyor. Dolayısıyla bu kadar çok sivil toplum kuruluşunun olduğu bir yerde bu salonun büyüklüğü belli. Bu kadar kapsamlı alanı ilgilendiren bütçede, 'Şu sivil toplum kuruluşu gelsin, şu gelmesin.' gibi bir yaklaşımımız olamaz. Bugüne kadar teamül olarak sivil toplum kuruluşları çağrılmamıştır. Bizim tüm kanun tekliflerinde, davet ediyoruz, davet edilmediği halde gelenler oluyor, söz veriyoruz."

Elvan, komisyonda yaklaşık 50 milletvekilinin konuşacağını, bu kişilerin sorularının hükümet temsilcisi tarafından aynı anda yanıtlanmasının da süre açısından sıkıntı yaratacağına dikkati çekerek, "Sorularınızın cevaplarını Genel Kurul'da bütçe görüşmeleri başlamadan alıp sizlerle paylaşacağım." diye konuştu.

Komisyonun görüşü neyse onu uygulayacağını belirten Elvan, görüşmelerde HDP'li üyelerinin önerdiği sivil toplum kuruluşlarının dinlenmesine yönelik önerisini oyladı. Önerinin, Komisyonda kabul edilmemesi üzerine Elvan, komisyonun kapısının bütün sivil toplum kuruluşlarına açık olduğunu dile getirdi.

Paylan'ın, komisyondaki bütçe görüşmelerinin canlı yayınlanmasına yönelik önerisine ilişkin de Elvan, salonun teknik alt yapısının, canlı yayın için uygun olmadığını vurguladı. Bunun üzerine Paylan, görüşmelerin Anadolu Ajansı tarafından yayınlanabileceğini söyledi.

Başkan Elvan da komisyonda basının görev yapmasına yönelik hiçbir engel çıkarılmadığını, kameraların çekim yapabileceğini belirtti.

AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, Paylan'ın sözlerine ilişkin "Bu eleştiriler milletin bütçesini sabote etmektir. Bu milletin bütçesidir. Buraya binlerce sivil toplum örgütünü davet etmek, afaki ve ucube taleplerde bulunulması, samimi değil fantastik bir yaklaşımdır. Birbirimizi germeden sakin bir şekilde bu süreci suhuletle yürütmemiz gerekiyor." değerlendirmelerinde bulundu.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da bütün kuruluşların dinlenmesinin mümkün olamayacağına dikkati çekti.

BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ

Komisyonda, siyasi parti temsilcileri bütçe teklifi, kesinhesap teklifi ve Sayıştay raporları üzerinde görüşlerini açıklayacaklar.

Görüşmelerin sonunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın, soru ve eleştirilere yanıt vermesi bekleniyor.

Bu arada karar gereğince, bakanlıkların bütçelerinin görüşmelerinde, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekillerine 10'ar, üye olmayan milletvekillerine 5'er dakika süre verilecek.

Bütçenin tümü üzerinde yapılacak bugünkü görüşmelerde ise üye milletvekillerine 20'şer dakika süre tanınacak. 

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI OKTAY'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2020 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ve 2018 Yılı Kesinhesap Kanunu Teklifi'nin geneli ile Sayıştay raporları üzerinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında konuştu.

Programlarda gayri safi yurtiçi hasılanın dolar cinsinden verilmediğine yönelik bazı eleştirilerin bulunduğunu belirten Oktay, gerek 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda gerekse Yeni Ekonomi Programı'nda gayri safi yurtiçi hasılaya ilişkin hem TL hem de dolar cinsinden tahminlerin yer aldığını ifade etti.

Oktay, 2018 yılında 789 milyar dolar olarak gerçekleşen gayri safi yurtiçi hasılanın 2019 yılında 749 milyar dolara gerileyeceğinin, 2020 yılında ise 812 milyar dolara yükseleceğinin tahmin edildiğini söyledi.

Enflasyonla mücadele konusuna da değinen Oktay, "2018 yılı ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları, para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, zamanında alınan tedbirler, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki gerileme ile toplumsal desteğin de katkısıyla etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, enflasyonda hızlı ve belirgin bir düşüş gerçekleşmiştir." diye konuştu.

Atılan kararlı adımlarla enflasyonun eylül ayı itibarıyla tek haneli oranlara gerilediğini, ekim ayı itibarıyla da yüzde 8,55 ile tek haneli seviyelerdeki yerini koruduğunu vurgulayan Oktay, "Bu tek haneli seviyeyi 2020'de kalıcı hale getirmekte kararlıyız. Bunun için Yeni Ekonomi Programı'nda öngördüğümüz para ve maliye politikalarının eş güdümü ile mal ve hizmet piyasalarında rekabet ve verimliliği artıracak yapısal dönüşüm adımlarını hayata geçirmeyi hedeflemekteyiz." ifadesini kullandı.

Fuat Oktay, enflasyon oranlarının istikrarlı bir şekilde aşağı yönlü hareket etmesiyle risk primlerinin düşeceğini, öngörülebilirliğin artması sayesinde ise uzun vadeli finansman imkanlarının gelişeceğini bildirdi.

Sonuç olarak ekonomik ve finansal istikrarın güçleneceğini belirten Oktay, "Enflasyon 2019 yılı sonunda yüzde 12'ye, 2020 yılı sonunda ise yüzde 8,5'e gerileyerek, kalıcı olarak tek hanelere düşüşünü sürdürecektir." dedi.

ENFLASYON HESAPLAMASI

Enflasyon verilerinin hane halkının durumunu yansıtmadığına ilişkin bir değerlendirme olduğunu ve bu doğrultuda enflasyonun nasıl hesaplandığına dair de değerlendirme yapmak istediğini dile getiren Oktay, şunları kaydetti:

"TÜİK, tüketici fiyat endeksini Avrupa Birliği ve dünya genelinde geçerli olan, uluslararası kurumlar tarafından tavsiye edilen yöntem, tanım ve kavramları kullanarak hesaplamaktadır. Uluslararası alanda uygulanmayan veya önerilmeyen hiçbir yöntem söz konusu değildir. Hesaplamalarda kullanılan ağırlıklar, madde sepeti ve fiyatlar, şeffaflık politikası gereği TÜİK internet sayfasında da yayımlanmaktadır. TÜFE 81 il merkezi ve 225 ilçeden aylık olarak 28 bin işyerinden 895 madde çeşidi için 545 bine yakın fiyat derlenerek hesaplanmaktadır. Enflasyon sepeti ve açıklanan değişim oranları tek bir bireyi değil, ülke ortalamasını ifade etmektedir. Elbette TÜFE rakamlarını bireyler veya haneler kendi harcama ve tüketim yapılarına göre daha fazla veya daha az hissedebilirler. Bu, sadece Türkiye için değil tüm ülkeler için de geçerli bir durumdur."

"İSTİHDAMIN KADEMELİ OLARAK ARTMASINI BEKLİYORUZ"

İşsizlik oranının da yoğun olarak gündemde olan konulardan olduğunu, küresel krizin başladığı 2007 yılı ile 2018 yılı arasında yaklaşık 8,5 milyon kişiye istihdam sağlandığını anlatan Oktay, "Bu suretle kapsayıcı büyüme anlamında ülkemiz önemli mesafe almıştır. Eylül ayı itibarıyla istihdamda kalıcı yükselişin işaretleri de gelmeye başlamıştır." diye konuştu.

Önümüzdeki dönemde büyümede tüm alt sektörlere yayılması beklenen artış ve yatırımlardaki güçlü toparlanmanın istihdam artışının temel belirleyicisi olacağını dile getiren Oktay, "Özellikle 11. Kalkınma Planı'nda öngörülen imalat sanayisinde dönüşüm çerçevesinde kalıcı, niteliği ve katma değeri yüksek ve istihdamı destekleyecek yatırımlar teşvik edilecektir ve teşvik edilmektedir de. Bunun sonucunda oluşacak işgücü talebi ise istihdamın artmasını sağlayacak önemli faktörler arasında yer alacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Ertelenen iç talebin 2020 yılında yeniden canlanmasının, yatırım ve üretimi tetikleyeceğini belirten Oktay, "Bunun yanı sıra 2019 yılına göre daha güçlü bir küresel büyümenin getireceği dış talep de büyümeyi ve özellikle de ihracata yönelik sektörlerde istihdamı destekleyecektir. Sonuç olarak, ekonomideki canlanmaya paralel olarak önümüzdeki dönemde istihdamın kademeli olarak artmasını bekliyoruz. Yeni Ekonomi Programı dönemi sonunda işsizlik oranının 3,1 puan indirilmesi hedeflenmektedir." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığı için öngörülen 80,6 milyar liralık tahminin 125 milyar lira olarak revize edildiğini aktararak, "Söz konusu revizyondaki en temel etken 2019 yılında ekonominin dengelenme süreci nedeniyle potansiyelinin altında büyümesinden kaynaklıdır. Buna rağmen, 2019 yıl sonu için öngördüğümüz bütçe açığımız yüzde 2,9'la Maastricht kriterlerine uygun seviyelerde seyretmektedir. Yeni Ekonomi Programımızda merkezi yönetim bütçesi açığının dönem sonunda yüzde 2,6 seviyesine inmesini öngörüyoruz." diye konuştu.

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında TBMM tarafından birinci yargı paketinin kanunlaştırıldığını anımsatan Oktay, bu paketle reform niteliğinde değişiklikler yaptıklarını belirtti.

Oktay, ikinci yargı paketi hazırlıklarının devam ettiğini, adalet sisteminin işlerliğini artıracak çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.

"EĞİTİMDE KALİTEYİ ARTIRMAYA BÜYÜK ÖNEM VERMEKTEYİZ"

Bütçenin önceki yıllarda olduğu gibi yine hizmet bütçesi olacağını, bütçedeki kaynakların büyük ölçüde vatandaşların ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında kullanılacağını söyleyen Oktay, "Bu kapsamda 2020 yılında bütçe ödeneklerinin yaklaşık yüzde 16,1'ine karşılık gelen 176,1 milyar lirayı eğitime ayırıyoruz. Eğitimde 2023 vizyonumuz ile eğitimde kaliteyi artırmaya büyük önem vermekteyiz." dedi.

Oktay, 207 üniversitede 8 milyona yakın gencin yükseköğretim gördüğünü, yükseköğretimde sadece niceliğe değil niteliğe de önem verdiklerini vurguladı.

Geleceğin mesleklerini dikkate alarak yükseköğretim programlarını güncellediklerine işaret eden Oktay, öğrencilere ödenen aylık burs/kredi miktarının da 500 liradan 2020 yılından itibaren 550 liraya yükseltildiğini hatırlattı.

Oktay, yüksek lisans öğrencilerine ödenen aylık kredi/burs miktarının bin 100 lira, doktora öğrencilerine ise bin 650 lira olduğunu söyledi.

Sağlık alanında gerçekleştirdikleri reformlarla hastaneler başta olmak üzere, her alanda kaliteyi yükselttiklerini belirten Oktay, 2020 yılında sağlık hizmetleri için bütçeden 188,6 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildirdi.

Şehir hastanelerinde yüksek kalitede hizmet verdiklerini dile getiren Oktay, "Kamu Özel İşbirliği modeli ile yatırımları hızla bitirip hastanelerimizi hizmete almış olduk. 2019 yılı Ekim ayı itibarıyla şehir hastaneleri için bütçeden 4,5 milyar lira harcama yapılmıştır. Merkezi yönetim bütçe teklifinde 2020 yılı ödeneği 10,5 milyar lira olarak belirlenmiştir." açıklamasında bulundu.

Oktay, iktidarları döneminde hastane yatak kapasitesini 79 binden 236 bine çıkardıklarını da kaydetti.

İktidarları döneminde tarım sektörüne yönelik birçok desteği hayata geçirdiklerini ifade eden Oktay, bu destekler sayesinde 17 yıllık dönemde tarım sektöründe önemli bir büyüme trendi yakalandığını söyledi.

Fuat Oktay, 2002 yılında 36,9 milyar lira olan tarımsal hasılanın, 2018 yılında 216,6 milyar liraya yükseldiğine işaret etti.

Tarım sektörüne 11. Kalkınma Planı'nın öncelikli alanları arasında yer verdiklerine dikkati çeken Oktay, "Bu kapsamda, üreticilerimizin artan girdi maliyetlerinden olumsuz etkilenmelerini önlemeyi ve üretim araçlarına daha ucuza ulaşabilmesini temin etmeyi amaçlıyoruz. Üreticilerimizin ekonomik olarak daha etkin faaliyette bulunabilmeleri için işletmelerinin büyütülmesi yanında modernizasyonunu sağlamak amacıyla tarımsal destekleme bütçesinde yüzde 36,7 oranında artış sağladık." dedi.

Oktay, böylece bütçeden tarıma ayırdıkları kaynakları 2020 yılında 33,4 milyar liraya çıkaracaklarını, bu tutarın 22 milyar lirasının tarımsal destek programları, 5,1 milyar lirasının da tarım sektörü yatırım ödenekleri için kullanılacağını anlattı.

Çiğ süt birim miktarına ilişkin eleştirileri hatırlatan Oktay, şunları kaydetti:

"2019 yılı ocak-nisan döneminde süt referans fiyatı 1,7 lira, süt pirimi 25 kuruş olarak belirlenmiş olup süt üreticimizin çiğ süt için eline geçen tutar litre başına 1,95 lira olmuştur. Mayıs ayında süt referans fiyatı 2 lira, çiğ süt pirimi 10 kuruş olarak belirlenmiş olup süt üreticimizin eline geçen tutar litre başına 2,1 liraya yükselmiştir. Dolayısıyla süt üreticimizin çiğ süt için eline geçen tutar artmıştır. Diğer taraftan süt üreticimize üretimin yapıldığı dönemler itibarıyla belirlenen tutarlar üzerinden pirim ödemeleri yapılmaktadır. Dolayısıyla ocak-nisan dönemi için 25 kuruş üzerinden pirim ödemesi yapılmış olup bu tutarın düşürülmesi söz konusu değildir."

Hükümetleri döneminde ulaştırma ve altyapı kapasitesini önemli ölçüde iyileştirdiklerini ve bu doğrultuda, bölünmüş yol uzunluğunu 27 bin 75 kilometreye çıkardıklarını belirten Oktay, 2003 yılında 34,4 milyon olan hava yolu toplam yolcu sayısını 2018 itibarıyla 210,9 milyona, iç hat yolcu sayısını ise 9,1 milyondan, 112,9 milyona yükselttiklerini söyledi.

Oktay, aktif havaalanı sayısını 26'dan 56'ya, dış hat uçuş noktalarını ise 60'tan 318'e çıkardıklarını ifade etti.

Özellikle kara yolu yatırımlarında, önceliğini ve yapılabilirliğini kaybetmiş yatırımları yatırım programından çıkarmak suretiyle rasyonelleştirmeye gittiklerini anlatan Oktay, ulaştırma sisteminin etkinlik ve verimliliğinin artırılabilmesini teminen, yük taşımacılığı odaklı demir yolu yatırımlarına odaklandıklarını belirtti.

Bu yatırımların diğer ulaştırma modları ile rekabet oluşturmayacak ve yük talebi ile uyumlu olacak şekilde yürütülmesini sağlayacaklarını dile getiren Oktay, demiryolu hatlarının hem yolcu taşımacılığı hem de yük taşımacılığı yapılabilecek şekilde dizayn edileceğini söyledi.

Oktay, tüm ulaştırma modlarında yeni altyapı arzından ziyade mevcut altyapının yeterli hizmet seviyesinde tutulmasına yönelik önleyici bakım-onarım yatırımlarına ağırlık vereceklerini kaydetti.

Söz konusu yatırımlar ve vizyonlarının sadece Türkiye için değil, Bakü-Tiflis-Kars hattı ve bu bağlamda Çin-Avrupa kesintisiz demiryolu projesi başta olmak üzere, uluslararası bağlantılar için de büyük önem taşıdığını vurgulayan Oktay, "Bu kapsamda Çin'den Avrupa'ya gitmek üzere yola çıkan ilk yük treni bugün itibarıyla Ankara'ya ulaşmıştır. Bu tarihi bir gelişmedir. Çin'in Şian şehrinden hareket eden yük treni Demir İpek Yolu üzerinden Ankara'dan geçip, Marmaray Tüp Geçidi'ni de kullanarak, Çekya'nın başkenti Prag'a ulaşacaktır. Ne yaptınız diyorsunuz ya... Bu gelişme, ülkemizin ulaştırma alanında küresel düzeyde geldiği ileri bir noktayı ve önemi de teyit etmektedir." diye konuştu.

 TERÖRLE MÜCADELE

Türkiye'nin içeride ve dışarıda PYD/YPG/PKK, DEAŞ, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadele halinde olduğunu söyleyen Oktay, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra terörle mücadelede köklü bir strateji değişikliğine gidildiğini belirtti.

Oktay, "Tüm terör örgütleriyle eş zamanlı, tüm güvenlik birimlerinin eşgüdümüyle yine terör unsurlarının tamamıyla, finansman kaynakları ile uluslararası bağlantılarıyla da mücadele stratejisi uygulanmaya başlanmıştır. Olay sonrası operasyon stratejisinden, kesintisiz operasyon stratejisine geçilmiştir. Tehlikeyi kendi sahamızda değil oluştuğu yerde yok etmeye odaklı bir mücadele anlayışı benimsenmiştir. Sadece elinde silah olan teröristle değil, o silahın teröristin eline gelme süreciyle de mücadele edilmeye başlanmıştır." dedi.

Uyuşturucu ticareti, kaçak göç ticareti ve terör örgütleri arasında güçlü bir finansman ilişkisinin söz konusu olduğuna işaret eden Oktay, "Her üç konuda gerçekleştirdiğimiz saha baskısıyla birlikte örgüt yapılarında önemli ölçüde gerileme ve zayıflama sağlanmıştır. Örgüte katılım, tarihin en düşük seviyesindedir. Buna karşılık sadece bu yıl 206'sı ikna yöntemiyle olmak üzere 289 örgüt elemanı da teslim olmuştur. Halihazırda PKK'nın dağlardaki mevcudu 600'ün altına inmiştir. Bu mücadelemiz sonuna kadar da devam edecektir." ifadesini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarının başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Oktay, içeride ise İçişleri Bakanlığının tüm kolluk birimleriyle koordineli şekilde gerçekleştirdiği operasyonlarla terör örgütlerinin faaliyet kabiliyetinin önemli ölçüde kırıldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Barış Pınarı Harekatımızla ülkemizin güvenlik endişelerinin giderilmesi, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesi, bölge halkının PKK-YPG ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeleri için uygun ortamın oluşturulması hedeflenmiştir. Bunu da açıkça bütün dünyaya da ilan ettik." değerlendirmesinde bulundu.

Harekatın, uluslararası hukuk temelinde, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı ve BM Güvenlik Konseyinin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları uyarınca yürütüldüğünü dile getiren Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında olduğu gibi, Barış Pınarı Harekatımızın planlama ve icrasında da sadece terör unsurları hedef alınmış, sivil halkın zarar görmemesi için gereken her türlü tedbire başvurulmuştur. 9-22 Ekim 2019 tarihlerinde başarıyla icra edilen operasyonla 4 bin 219 kilometrekare alan teröristlerden arındırılmıştır. Sınır hattımızdaki diğer alanların da teröristlerden arındırılmasına ilişkin Rusya ile varılan mutabakat çerçevesinde çalışmalar titizlikle devam etmektedir. Harekatta şu ana kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı binin üzerinde, terörden arındırılan meskun mahal sayısı 600'e yakındır. Harekatımız esnasında yine kahraman askerlerimizden 11 şehidimiz ve 149 gazimiz olmuştur. Suriye Milli Ordusunun 144 mensubu şehit olmuş, 558'i yaralanmıştır."

Terör örgütünün açtığı ateşler sonucunda 21 vatandaşın şehit olduğunu, 184 vatandaşın yaralandığını kaydeden Oktay, şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere de hayırlı ömür diledi.

Barış Pınarı Harekatı'nda şu ana kadar 269 DEAŞ üyesinin teslim alındığını, bunlardan Türkiye vatandaşı olanlara Türk kanunlarına göre işlem yapıldığını anlatan Oktay, yabancıların ise geri alacak ülkelere gönderildiklerini veya cezaevi/tutukevi tarzında yerlerde tutulduklarını bildirdi.

Oktay, 17 Ekim'de üzerinde anlaşılan ortak açıklamayla, Amerika Birleşik Devletleri'nin harekatın gerekliliğini ve meşruiyetini kabul ettiğini hatırlatarak, "Bu mutabakat ülkemizin meşru güvenlik çıkarlarının korunması bakımından güvenli bölgenin önemini ve işlevselliğini de tasdik etmiştir." dedi.

Rusya ile 22 Ekim'de Soçi'de varılan mutabakatla Türkiye sınırına mücavir Suriye topraklarının terörden arındırılması konusunda anlayış birliğine varıldığını anımsatan Oktay, "Her iki mutabakatın sahadaki uygulaması tarafımızdan yakınen izlenmektedir. Varılan mutabakatlar hilafına gelişmeler vuku bulduğu takdirde meşru müdafaa hakkımızın her zaman baki olduğu açıktır." diye konuştu.

TRUMP'IN MEKTUBU

ABD Başkanı Donald Trump'ın gönderdiği mektuba ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Oktay, "ABD Başkanı'nın mektubuna cevabımız esasen Barış Pınarı Harekatı'yla sahada verilmiştir. Bununla birlikte, diplomatik teamüllerden ve devlet adabından uzak bir üsluba sahip mektuba dair tepkimiz, ilgili Amerikalı yetkililere de iletilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın görüşmelerinde de bu doğrudan dile getirilmiştir ve getirilmeye de devam edilmektedir." ifadesini kullandı. 

 

1881 -
1938