Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Geçtiğimiz Cuma günü finans tarihine, 1980’den bu yana görülmemiş bir sarsıntıyla, "Kara Gece" adıyla kazındı. Altın %10, gümüş ise onun üç katı hızla irtifa kaybederken; piyasada sadece fiyatlar değil, ezberler de tepetaklak oldu. Peki, o gece ne yaşandı? Sadece bir satış dalgası mıydı, yoksa finansal mimarinin kolonları mı gıcırdadı?

Bir "Likidite Kazası" anatomisi

Kara gecede altının bir önceki satış dalgasına benzediği de açık. Bu aynı zamanda bundan sonraki seyir için de yol gösterici olabilir.

1-Altın 20 Ekim 2025’te 5 aylık yükselişle 40 artmıştı, gelen satışlarla 10 günde 11 geriledi. Yine en güçlü satış ilk gündü.

2-Şimdi ise 3 ayda yüzde 27.7 yükseldi ve bunun da önü bir günde yüzde 10 satışla kesildi. Hatta zirveden dibe hesabı yaparsak düşüş yüzde 16’ya kadar vardı.

3-Gümüş ise 7 Nisan 2025 sonrası yaklaşık 10 ayda yüzde 332’lik değer artışı yaptı. Bunun üzerine gelen satışlar gün içinde yüzde 36’ya kadar vardı ama kapanış itibariyle yüzde 27’de kaldı.

Yaşananları sadece "fiyat düştü" diye geçiştirmek hata olur. Bu bir makro rejim değişimi sancısıydı ama asıl tetikleyici, üç dev dalganın aynı anda kıyıya vurmasıydı:

  • Kağıttan kaleler yıkıldı: Vadeli işlemler ve ETF’ler üzerinden kurulan o devasa kaldıraçlı yapı, fiyatlar aşağı kırılınca bir domino etkisine dönüştü. Algoritmalar "sat" emrini birbirine devretti; marjin çağrıları yatırımcıyı köşeye sıkıştırdı.
  • Faiz ve doların kıskacı: Güçlenen dolar ve yükselen reel faiz beklentisi, altını tutmanın "taşıma maliyetini" artırdı. Faiz, altının ayağına pranga vurdu; kaldıraç ise o prangayı uçurumdan aşağı itti.
  • Kapıdaki izdiham: Herkesin aynı anda aynı kapıdan çıkmaya çalıştığı bir panik anı düşünün. "Güvenli liman" anlatısı etrafında biriken uzun pozisyonlar, tek bir kırılma anında kapıda dev bir izdiham yarattı.

Kısacası biz o gece bir arz-talep dengesizliği değil, finansal sistemin kendi ürettiği bir likidite şoku izledik.

Batı panikledi, Doğu neden izledi?

En ilginç detay ise coğrafi kopuştu. Batı piyasaları yanarken, Asya, özellikle gümüşte bu yangına ortak olmadı.

Neden mi?

Çünkü orada oyunun kuralları farklı. Asya’da işlem hacminin büyük kısmı fiziki teslimata dayanıyor. Batı "ekran fiyatı" üzerinden kağıt oyunları oynarken, Doğu "kasa ve depo" gerçeğine odaklı. Şok anında fizikiye ulaşmanın maliyeti artınca, Batı’daki "kaçış" psikolojisi, Asya’da yerini "stoklama" fırsatına bıraktı.

Piyasa artık ikiye bölünmüş durumda: Ekranlar ve kasalar.

Şimdi bizi ne bekliyor?

Bu türbülansın üç aşamalı bir yol haritası var:

  • Kısa vadede artçı sarsıntılar: Önümüzdeki haftalarda altın için %3-5, gümüş için %10’luk savrulmalar kimseyi şaşırtmasın. Tepki yükselişleri gelse de henüz "güvenli liman" sakinliği beklemek iyimserlik olur.
  • Orta vadede yeniden fiyatlama: Merkez bankalarının tonu ve reel faizlerin seyri dengeyi kuracak. Faiz beklentisi netleştiğinde altın taban yapacak, gümüş ise biraz geriden ama daha güçlü bir sıçramayla ona eşlik edecek.
  • Uzun vadede büyük ayrışma: Taşlar yerine oturduğunda altın tekrar o kadim "parasal varlık" rolüne bürünecek. Gümüş ise hem endüstriyel bir metal hem de finansal bir opsiyon olarak kendi yolunu çizecek.

Sonuçta o gece ekranlarda sönen ışıklar, fiziki varlığın değerini bir kez daha hatırlattı. 5 bin yıllık geçmişi olan altın böylesi sert hareketler yapmazdı. İşin içine kağıt, kaldıraç girince eğilimler de bozuldu. Finansal mimari sallanabilir ama "gerçek varlık" her zaman sığınacak bir liman bulur. Sözü Warren Buffett ile bitirelim: "Fırtına koptuğunda kağıttan gemiler batar, demir olanlar limandadır."

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar